oktay taftalı'nın bi yazısında denk gelmiştim bu tanımlamaya.kısaca birey ve/veya bir grubun duymak istediği şeylere yönelmesi felan.örnek vermek gerekirse:roj tv izleyen bir kürdün içinde bulunduğu durum.görsel katkı da var tabi.tabi bu akustik güvencenin insanın içini rahatlatığını ve muhtemelen içgüdüsel açıdan akustik güvenceye yönelmenin olduğunu söylemek abartı olmaz.taftalı yazının sonunda 'kürdün,türkün,arnavutun,iskandinavın vs.mitlerinden hangisi/hangileri akustik güvencenin dışındadır?'diye de bi soru sormuş.hiçbir mit akustik güvencenin dışında olamaz herhalde.tabi bu konuda uzman olmak lazım yorum için ama freudun hz. musa ve tek tanrıcılık kitabını okumuşsanız yahudilerin musayı nasıl oynattığını hatırlar ve akustik güvencenin bir çeşit ihtiyaç(içgüdüsel mi tam?)olduğunu kavrarsınız.sorun çok ama.akustik güvence sosyal ortamda yaratılabilir mi?yaratılırsa(aslında olmayan birşey)biyolojiyi nasıl etkiler?evrimsel karşılığı nedir?dawkinsin memesisinden faydalanabilir miyiz akustik güvencenin doğadaki yerini sorgularken?mülkiyet hakkının hayvanlardaki karşılığının teritoryalizm olduğunu iddia edenler var.buna paralel mülkiyetin tamamiyle bireye bırakılması gerektiğini söyleyen anarşisler de var.(çok orijinal bir fikir bence.sosyal/psikolojik ortamdan biyolojik ortama geçen memesisler?)nesse kuzenle taxidermiayı izliyoz.2.kuşak üzerinden sovyetlere yapılan eleştiriler,aslında bebeğin kuyruğunun bilimle,mekanikle kesilmesi sahnesinde insanın hayvandan ayrılması(kıçına bi de şaplak!)sahneleri kuzeni delirtmiş,uzun süre sokta kalmasına neden olmuştu.niye?işte burda akustik/görsel güvence kavramına başvurmak lazım.tabi ki film bu güvenceyi sağlamıyor.inanılmaz bir sahipsizlik,boşluk hissi oluşuyor.bebek daha doğar doğmaz bu ihtiyacını görebilirsiniz.son olarak bence akustik güvencenin dışına çıkılabilir.efet.
oktay taftalı'nın bi yazısında denk gelmiştim bu tanımlamaya.kısaca birey ve/veya bir grubun duymak istediği şeylere yönelmesi felan.örnek vermek gerekirse:roj tv izleyen bir kürdün içinde bulunduğu durum.görsel katkı da var tabi.tabi bu akustik güvencenin insanın içini rahatlatığını ve muhtemelen içgüdüsel açıdan akustik güvenceye yönelmenin olduğunu söylemek abartı olmaz.taftalı yazının sonunda 'kürdün,türkün,arnavutun,iskandinavın vs.mitlerinden hangisi/hangileri akustik güvencenin dışındadır?'diye de bi soru sormuş.hiçbir mit akustik güvencenin dışında olamaz herhalde.tabi bu konuda uzman olmak lazım yorum için ama freudun hz. musa ve tek tanrıcılık kitabını okumuşsanız yahudilerin musayı nasıl oynattığını hatırlar ve akustik güvencenin bir çeşit ihtiyaç(içgüdüsel mi tam?)olduğunu kavrarsınız.sorun çok ama.akustik güvence sosyal ortamda yaratılabilir mi?yaratılırsa(aslında olmayan birşey)biyolojiyi nasıl etkiler?evrimsel karşılığı nedir?dawkinsin memesisinden faydalanabilir miyiz akustik güvencenin doğadaki yerini sorgularken?mülkiyet hakkının hayvanlardaki karşılığının teritoryalizm olduğunu iddia edenler var.buna paralel mülkiyetin tamamiyle bireye bırakılması gerektiğini söyleyen anarşisler de var.(çok orijinal bir fikir bence.sosyal/psikolojik ortamdan biyolojik ortama geçen memesisler?)nesse kuzenle taxidermiayı izliyoz.2.kuşak üzerinden sovyetlere yapılan eleştiriler,aslında bebeğin kuyruğunun bilimle,mekanikle kesilmesi sahnesinde insanın hayvandan ayrılması(kıçına bi de şaplak!)sahneleri kuzeni delirtmiş,uzun süre sokta kalmasına neden olmuştu.niye?işte burda akustik/görsel güvence kavramına başvurmak lazım.tabi ki film bu güvenceyi sağlamıyor.inanılmaz bir sahipsizlik,boşluk hissi oluşuyor.bebek daha doğar doğmaz bu ihtiyacını görebilirsiniz.son olarak bence akustik güvencenin dışına çıkılabilir.efet.
yankı yapmıştır.