Ali Hikmet Eren (1972)
Kambur
1/
sırdaş güvercin gagalarında çatıların
akşamdan kalma çiçeklerle sınanırdı aşk. Ve şiir-
alçaktan uçan gecekuşları kalırdı çocukluğun
daha yazmadı şiir bilekleri yalan bir ozanla
ben şiir içerdim, yalanıp dururdum yalanlarımı
kıyısında bir hiç’in-
sırtımı kambur yapıp içine akardım kentin-
2//
kolunda saat taşımayan bir aşktım o zamanlar ben
mürekkep dökülmüş evler damında
sıradan bir sanrı
sarhoşluğunu silip alkolle
öldürdüklerinde bir adamı kendinden,
kuşkuyla geçti tarih kitaplarına intihar- -
ışıklı bir oyundan ışık oyunlarına
yıldız taşıyan bir çocuktum ben o zamanlar,
yüzme bilmiyordum, kandırmıştım tanrı’yı:yırtmıştım!
(Kavram Karmaşa, 10)
Restore
1
hangi ayin temizlerse beni, oradan başladım
yıkıntıma. kimse kalmadı içimde, az kaldı
tırnaklarımı yemesem, tutunacaktım,
gazeteler intihar dedi, ben yalanladım-
2
yani ben yoksam, ceplerinizde yoksam, ihtimal
kurbağa cesetleriyle başlayan çocukluğuma
lastik ayakkabı arıyorumdur,
yorgun bir sürüngenin uçmak olan intiharından-
(Kül, 29)
:Masal
-- ha babam elma düşüyordu gökten --
bütün masallar yüzümü çiziyordu
uzak bir ormanın çığlığından
bile yalnızdım, huysuz ve ihtiyar
hiç anısı kalmayan bir noel babanın
torbasına girdim sonra,
uyudum, sağa çektim, soldum --
bacalardan düşen ölü çocuklara
nasıl da inandım orada, ki bilmiyordum
yeraltı sularının bile
vurulduğunu içindeki yaradan
memelerini dik konuma getiren kadınlar
uzun yolculuklara çağırıyordu beni
uzak—
ve hiçbir oyuncak
toplamıyordu
torbadan düşen çocuklarını
noel babanın
ninem ölmüş ben büyümüştüm oysa
bitmişti:
(Kül, 44)
Ali Hikmet Eren (1972)
Kambur
1/
sırdaş güvercin gagalarında çatıların
akşamdan kalma çiçeklerle sınanırdı aşk. Ve şiir-
alçaktan uçan gecekuşları kalırdı çocukluğun
daha yazmadı şiir bilekleri yalan bir ozanla
ben şiir içerdim, yalanıp dururdum yalanlarımı
kıyısında bir hiç’in-
sırtımı kambur yapıp içine akardım kentin-
2//
kolunda saat taşımayan bir aşktım o zamanlar ben
mürekkep dökülmüş evler damında
sıradan bir sanrı
sarhoşluğunu silip alkolle
öldürdüklerinde bir adamı kendinden,
kuşkuyla geçti tarih kitaplarına intihar- -
ışıklı bir oyundan ışık oyunlarına
yıldız taşıyan bir çocuktum ben o zamanlar,
yüzme bilmiyordum, kandırmıştım tanrı’yı:yırtmıştım!
(Kavram Karmaşa, 10)
Restore
1
hangi ayin temizlerse beni, oradan başladım
yıkıntıma. kimse kalmadı içimde, az kaldı
tırnaklarımı yemesem, tutunacaktım,
gazeteler intihar dedi, ben yalanladım-
2
yani ben yoksam, ceplerinizde yoksam, ihtimal
kurbağa cesetleriyle başlayan çocukluğuma
lastik ayakkabı arıyorumdur,
yorgun bir sürüngenin uçmak olan intiharından-
(Kül, 29)
:Masal
-- ha babam elma düşüyordu gökten --
bütün masallar yüzümü çiziyordu
uzak bir ormanın çığlığından
bile yalnızdım, huysuz ve ihtiyar
hiç anısı kalmayan bir noel babanın
torbasına girdim sonra,
uyudum, sağa çektim, soldum --
bacalardan düşen ölü çocuklara
nasıl da inandım orada, ki bilmiyordum
yeraltı sularının bile
vurulduğunu içindeki yaradan
bütün masallar yüzümü çiziyordu
memelerini dik konuma getiren kadınlar
uzun yolculuklara çağırıyordu beni
uzak—
ve hiçbir oyuncak
toplamıyordu
torbadan düşen çocuklarını
noel babanın
ninem ölmüş ben büyümüştüm oysa
bitmişti:
(Kül, 44)