0 entry -
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
|
muhteşem |
|
kiosk love for speed |
|
şifre problemi yaşıyorsanız yeni şifre isteyiniz. |
|
~ |
|
Kemalatın sınırı yoktur dostum... insanlar tam olarak yaratılır...ama kemalat da tamlık olmaz, kemalat sınırsızdır... |
bu aralar karayazı ve heves dergisi arasında süren ömer şişman'ın bir dizesinin turgut uyar'ın tütünler ıslak isimli şiir kitabından alındığı ile ilgili tartışmada beni üzerinde düşünmeye sevk eden şey.
şimdi ersun çıplak, cuma duymaz, omer sisman ve mehmet oztek tartışmasından izlekler verelim;
mehmet öztek'in metni;
merhabalar
"hatali bir bakis acisindan hareket ve oyle bir hatanin duzeltilmesini
saglama gucune sahip elestiri mekanizmasinin islememesi nedeniyle
gunumuzde yenilik adina gelenek ve ozellikle de turgut uyar oyle bir
yagmalanir ki omer sisman'in siirindeki (heves S. 1) bir dizenin
uyar'dan dogrudan alinti oldugu ancak bir sonraki sayida elestiriler
uzerine belirtilir. elbette metinlerarasilik' a gore alintinin
belirtilmesi zorunlu degildir; okur onu bilmelidir. (bk. kubilay
aktulum, metinlerarasi iliskiler, Oteki:2000) o halde neden daha sonra
alinti olduguna dair bir aciklama yapilir?"
bu paragraf karayazi'nin 5. sayisindan; imza: ersun ciplak… el hak,
baskasi da yazamazdi zaten… hem metinlerarasi iliskiler'i okumus
olacaksin, hem sozumona siir elestirisi yaziyor olacaksin, hem dergi
cikariyor olacaksin hem de boyle bir paragrafin altinda imzan olacak.
sakalli celal'in meshur lafidir: bu kadar cehalet ancak tahsille
mümkün olabilir.
sozkonusu siir, heves siir elestiri dergisinin 1. sayisinda (kasim 2003)
yayimlanan omer sisman'in "meleksiz" adli siiri. konu siir degil dizgi
hatasi oldugu icin soyleyeyim; 13 sayfalik, dizgicinin alninin damarini
catlatacak cinsten bir siir. (lafi siire getirip sunu da ekleyeyim:
bugun, dile yonelik dikkat, dilin surprizlerine, matbuatin imkanlarina
acik olma, cagdas bir refleks gosterme, kliseden uzak durma, hazir
duyarliliga prim vermeme gibi belli basli benzer egilimler disinda -ki
bunlar siirin temel dinamikleridir- tamamen birbirinden farkli siirler
yazan, 2000 sonrasi yazmaya baslayan sairlerden sozediyorsak, "meleksiz"
adli bu siirin donemin lokomotif siirlerinden biri oldugunu teslim
edelim). 3 dizede italikler kaybolmus ve cerceve icindeki bir bolumun de
cercevesi konmamis. omer sisman o siralar derginin yayin kurulunda
degildi, baski oncesi siirini gorme, duzeltme imkani yok dogal olarak
(bilmeyenler icin hatirlatalim: sisman, heves'in yayin kuruluna 10.
sayida katilmistir. ) ilk sayi ciktiktan sonra bu kadar uzun bir siirin
bu kadar az hatayla cikmasi bile iyi demisti telefon konusmamizda,
duzelti notu da tamamen bizim tasarrufumuz. ciplak'in akillara zarar
iddiasina gerekce gosterdigi ikinci sayidaki onsozde, hemen her dergide
oldugu gibi bir onceki sayidaki hatalarla ilgili bir not dusmustuk. ilk
on sayi tukendiginden o sayilari bulamayacaklar icin duzelti notunu
tekrarlayalim:
"duzeltmeler: 1. sayida yayimladigimiz omer sisman'in 'meleksiz' adli 13
sayfalik siirinde gozumuzden kacan hatalari duzeltiyor, kendisinden ve
okurlarimizdan ozur diliyoruz; asagidaki dizelerin italik olmasi
gerekiyordu:
- senin olmadigin o her yer (s. 24)
- (civi civiyi soker
ama bir carmih yapilir dort cividen.) (s. 26)
- isikta aci ceken bitkilerle ortulu tum dunya. (s. 27)
- ayrica s. 29'daki alt siirin (geldigimde konser coktan
baslamisti) cerceve icinde olmasi gerekiyordu. " (heves siir elestiri
dergisi, 2. sayi, s. 4)
ciplak'in demek istedigi su: bu siir dergiye gonderildiginde o kisimlar
italik degildi, gelen "elestirler uzerine" sisman'in "hirsiz"ligi (acik
bir gondermeye hirsizlik denilebilirse tabii) ifsa edilince dergi
editorleri bu dizelerin alinti oldugunu belirtmek durumunda kaldilar.
ciplak "bir dizenin uyar'dan dogrudan alinti oldugu ancak bir sonraki
sayida elestiriler uzerine belirtilir" diyor. 1. sayidaki bir dizgi
hatasinin kacinci sayida duzeltilmesini bekliyor ciplak;
birbucuk'uncu :)) sayiyi yayimlayip duzeltme sayisi mi yapsaydik,
hic boyle bir akil yurutme gordunuz mu? 1 ve 2. sayilar arasinda yani
kasim 2003-subat 2004 tarihleri arasinda sisman'a veya heves dergisini
cikaranlara vay bu dizeler niye italik degil, bu siirin cercevesi nerede
diyen mi olmus? elestirmen ve dergi editoru ciplak gelen "elestiriler"
hakkinda bir kaynak gosterebilir mi bize? birilerini bes yil oncesine
isinlayip yazi yazdiramayacagina, yazili bir kaynak gosteremeyecegine
gore isini kolaylastirayim biraz, yazili kaynak sart degil ersun ciplak.
farzedelim sozlu bir elestiri olsun, duzelti notunu biz yazdigimiza gore
oncelikle bu elestiriden haberdar olmasi gereken biz degil miyiz? bizim
niye haberimiz yok? tabii ya simdi anladim, sunu mu demek istiyor
ciplak, biz o kadar mahir insanlariz ki, dikkat buyurun, daha ilk
sayimizda ilk siirlerini yayimlayan genc bir sairle isbirligi yapip
acigini ortbas ettik! allah akil fikir versin yani ersun ciplak, bu her
tarafindan zeka fiskiran iddiayi nasil ispatlayacaksin merak ediyorum.
sunu da ekleyeyim de dersini bir dahaki sefere iyi calis; o dize
sandigin gibi "dogrudan alinti" bir dize degil donusturulmus bir
dizedir, uyar'in dizesi soyle abicim: "meydanlar, heykeller, sizin
olmadiginiz o her yer"; sisman'in 13 sayfalik siirinde buldugun "uyar'i
yagma eden" dize de soyle canim kardesim: "senin olmadigin o her yer,
meleksiz bir civi"
...
birbirlerinden aldiklari odunc algiyla siir yazan gunumuz sairleri
denmis derginin onyazisinda. gunumuz sairleri de deneysel somut ve
gorsel siir tanimlamalari cercevesinde "bir araya gelen" sairlermis.
cuvala bak hizaya gel yani anlayacaginiz. okuzun altinda buzagi arayan,
"fiskos elestiri"nin mucidi ersun ciplak, yol arkadasi cuma duymaz'in
karayazi'nin 4. sayisindaki siirimsisinin odunc olmayan hangi
alginin urunu oldugunu bize anlatirsa cok makbule gececek. ersun
ciplak'lik yapip cuma duymaz siirine soyle bir yorum yapayim: "biz
dedigim" tekrarlarinin yerine (devrik, mehmet oztek, ben google degilim,
s.15), "siz dedigim" tekrarlari; "bi icimden pakmiyorsun" dizesindeki
sozcuk deformasyonuyla (pusuvar, mehmet oztek, ben google degilim, s.
40) "s'ozlerim b'icimi parcaliyor" dizesindeki deformasyon
benzerligi; siirle ilgili guncel meselelerin siirde tartisilmasi
("herkes iyi mi", "ayik", "devrik", "her sey
bir arada" vs. gene mehmet oztek, gene ben google degilim:)) vs.
...
selamlar
mehmet oztek
ömer şişman'ın maili;
...
Duyan da zanneder ki misal Baki Suha Ediboglu gibi gorece epey
kenarda kalmis bir sairden bir dize bulmusum, "aman caktirmadan siire
katayim, kimse anlamaz" demisim (o da anlasilir ya, neyse). Bahsi
gecen dize, Turgut Uyar'in -bence- en iyi kitabi Tutunler
Islak'in "ilk" siirinden. Insan, karalamak icin yazan adamdan da
asgari izan bekliyor. (Tamam, oldurmek istiyorsun anladik, ama o
elindeki su tabancasi). Bakacak ve "hmmm bu siir bu dizeye
coreklenmiyor, bu olsa olsa bir karsilasma/selamlas ma ani, siir de
Turgut Uyar siirlerine benzemiyor hic" diyecek hic degilse. Bu
kadarcik izan, mantik beklemek cok olmasa gerek. 13 sayfa siirden
bunu anlayan Cin Ali'den itibaren tekrar baslasin. Gozunu hirs karasi
buruyor tabii market mudurlugune kadar yukselmekte kararli
kasiyerlerin. Elinde barkod, oraya buraya saldiriyor yuzeyden
okuyabilmek icin.
Baska baska kimi siirlerde bu tip donusturme durumlarinda o siirin
saikleriyle italik yapmis/yapmamisimdi r. Orhan Veli'den Melih
Cevdet'e, Hansjorg Zauner'den Pavese'ye kadar. Okur tepkisiyle tutup
ne italigi duzlestirdim ne de duzu italik yaptim. Zaten Osman
Konuk'un deyimiyle "okura degil muhataba" yaziyorum. Ercu (Ersun-
Cuma) Kolektifi muhatap degil o ayri. Belli de oluyor zaten.
omer sisman.
bu arada gülce başer'in dizenin alıntı olmadığı ile ilgili maili geçip ersun çıplak'ın cevabına geçiyoruz;
gözden kaçırmayın ama: Turgut Uyar dizesinin dönüştürüldüğü söyleniyor; ama yine de tırnak içine alınıyor o dize... çoğulun tekil kılınması ne zamandır dönüştürmedir? bana kalırsa buna bir cevap verseniz daha yerinde olur. biz tavrımızı o zamanda koyduk. şu anda da... ayrı bir dergi çıkarmamızın anlamı ancak böyle anlaşılabilir...
Ersun çıplak
cumay duymaz da esinlenme - eskitme ve alıntı arasındaki farka dair düşüncesini sunuyor;
Ama ersun'un yazısındaki temel konu bu değil elbette. Bu sadece II. Yeni’yle kurulan zahiri temasa bir örnek. Aslında Mehmet Öztek’in de temel derdi bu değil. Asıl derdi ön yazılarda ve ersun'un yazdıklarında söylenen diğer hususlar. Zaten bu bahaneyle yavaş yavaş oralara yani sadede gelmeye başladı. Sadede gelecek gelmesine de elindeki zembillere filan bakılırsa oradan da adam akıllı bir şey çıkmayacağı açık.
Bak Mehmet; bunları sana vaktiyle çok anlattım ama birde buradan söyleyeyim. Belki bu defa işe yarar. Ödünç algı dediğimiz (buna başkasının ya da bir ortamın ağzıyla konuşmak diyelim. Sırf işin kolaylaşsın diye ) durum ile etkilenme, esinlenme, başka şairlerin sunduğu imkânlardan yararlanma aynı şey değil. Bu nedenle bu durumu zembillerle kavrayamayız. Algının gerçek sahibini aramak gibi komik akıl yürütmeler de işe yaramaz. Ödünç algı, şiirdeki teknik bir problem değil, şiirin yazılış gerekçesindeki sahih olmama durumudur. Dikkat edersen “ben İbrahim değilim” dizesinden sonra senin “ben google değilim” demiş olmanı bu kategoride değerlendirmiyorum. Herhangi bir şairden kaçmak ya da bir şiiri eskitmek gibi özgün olmayan bir gerekçeyle şiire başlamışsan, ne kadar hüner sahibi olursan ol önemi yok. Çünkü sana ait olmayan bir zeminde mücadele ediyorsun demektir. Mücadele ediş
tarzına değil mücadele gerekçene bakılır son tahlilde. Turgut uyar’ı eskitmek, ece ayhan’ı eskitmek ya da Hilmi yavuz’dan kaçmak yenilik olamaz. Ha bak belki deney olabilir. Ona bir şey diyemem.
Bazen dergiler de bir ortam olmaları hasebiyle çevresindeki kişilere böyle bir ödünç zemin(algı) sağlayabilirler. Ama iyi editörler genelde sahih olanla muadil olanı ayırt etme vasfına sahiptirler ve ortamın kirlenmesine izin vermezler. Bazı editörler ise bunun bir güç olduğu yanılgısıyla durumdan ziyadesiyle hoşnutturlar. Çok şükür etkiliyoruz, çoğalıyoruz, kırk yıllık şairi kendi çizgimize (hizaya) getiriyoruz gibi memnuniyet belirtileri gösterirler. Böylece çevrelerinde her an denemeye hazır bir kitle meydana gelir. Bu kitle necatigil’i, ilhan berk’i, ece ayhanı, hatta daha berilerden enis akın’ı bir kenera bırakalım, Ferhan şensoy ve yılmaz Erdoğan ağzıyla ortalığı toza dumana katar. Bu editörlerden biri, görece daha sahih olan’ı, Türkçenin yüzyıllardır sunduğu ve necatigil’in hiç şüphesiz modern şiiri kasılmaktan kurtaracak denli iyi değerlendirdiği sözcük
deformasyonu, hece kesme gibi dil imkânlarını ersun çıplak’ın tabiriyle(kulakları çınlasın) bokunda gümüş bulmuş gibi sahiplenerek; benim bu curcuna ortamına nazire olarak yazdığım “lirik şey” (karayazı 4) adlı şiirdeki “s’özüm b’içimi parçalıyor” dizesini kendisinden etkilenme olarak gösterme cehaletinde bulunur. Bak canım editörcüğüm: bu bir nazire. "biz dedigim" tekrarlarinin yerine (devrik, mehmet oztek, ben google degilim, s.15), "siz dedigim" tekrarlari; "bi icimden pakmiyorsun" dizesindeki sozcuk deformasyonuyla (pusuvar, mehmet oztek, ben google degilim, s. 40) "s'ozlerim b'icimi parcaliyor" dizesindeki deformasyon benzerligi; siirle ilgili guncel meselelerin siirde tartisilmasi ("herkes iyi mi", "ayik", "devrik", "her sey bir arada" vs. gene mehmet oztek, gene ben google degilim:)) şeklinde dahiyane bir buluş gibi gösterdiğin benzerlikler bir nazirelik kulandığım “ödünç algı”nın
ürünü. Takma bir isimle göndersem yayımlardın di mi? Hadi hadi çekinme söyle… Ama aynı editör, yom dergisi sürecinden önce, daha kendisiyle tanışma şerefine nail olmadan benim:
“günah eyle adem oğlu
Her gün ah eyle
Sil/ahlarla çizilmiş sınırları” şeklinde şeyler yazdığımı bilerek ıskalar…
çaldımsa da miri malı çaldım(şeyh galip): alıntı
şiir esinle yazlır(eluard) : esinlenme