“Bu beni dehşetli bir ihtiyaçtan alıkoymuyor – hadi söyleyeyim –
dinden.
Sonra gece dışarı çıkıp yıldızları resmediyorum”
Van Gogh'un kardeşine bir mektubundan
Şehir yerinde değil,
sıcak gökyüzünde boğulan bir kadın gibi
yükselip kayan karaşın bir ağaç dışında
Şehir sessiz, kaynıyor gece onbir yıldızla
Ah! yıldızlı yıldızlı gece!
Ben böyle ölmek istiyorum
Hareket halinde. Her biri canlı
Ay bile esniyor turuncu rengiyle
sürmek için çocukları, bir tanrı gibi, gözünden
Yaşlı ve esrarlı bir yılan yıldızları yutuyor
Ah! yıldızlı yıldızlı gece!
Ben böyle ölmek istiyorum:
atılıp kollarına gecenin canavarının
o büyük ejderha tarafından yutularak
hayatımdan kopmak istiyorum, izsiz işaretsiz
ne bir dans
ne bir ağlama.
Dışarı çıktım cin çarpmış büyücü gibi,
uğursuzluk tutkunu, gece daha yürekli;
şeytanı düşleyerek, yaptım tersliğimi
kır evlerinin üstünden, ışıktan ışığa;
kimsesiz şey, on iki parmaklı akıl fukarası.
Böyle bir kadın tam kadın değildir.
Ben böyle birisi oldum.
Sıcak mağaralar buldum ağaçlar arasında,
tavalar, oymalar, raflarla doldurdum
gömme dolaplar, ipekler, bir sürü öte beriyle;
akşam çorbası pişirdim kurtlar ve periler;
yola getirdim yoldan çıkmışı.
Böyle bir kadın yanlış anlaşılır:
Ben böyle birisi oldum.
Arabana bindim, arabacı.
çıplak kollarımı salladım geçtiğimiz köylerde,
son ışıklı yolları keşfederek; hayatta kaldım
ateşinin hala kalçalarımı ısırdığı yere
ve tekerlerin döndükçe kaburgalarımın kırıldığı.
Böyle bir kadın ölmekten utanmaz.
Ben böyle birisi oldum...
Öfke,
kara bir orak gibi,
kuşatır beni.
Her gün,
bir Nazi
götürürdü, sabah saat 8'de, bir bebeği
ve kahvaltı için hafif ateşte
pişirdi tavasında.
Ve ölüm bakar ilgisiz bir gözle
ve kazır tırnak diplerindeki kiri.
İnsan şeytandır,
Bağırırım avaz avaz.
İnsan bir çiçektir
yakılmamalı,
Bağırırım avaz avaz.
İnsan
çamurlara bulanmış bir kuştur,
Bağırırım avaz avaz.
Ve ölüm bakar ilgisiz bir gözle
ve kaşır kıçını.
İnsan minik pembe ayakları ile,
olağanüstü parmakları ile
bir tapınak değildir
ama bir keneftir.
Bağırırım avaz avaz.
İnsan, bir daha asla bardak kaldırmasın.
İnsan, bir daha asla kitap yazmasın.
İnsan, bir daha asla ayakkabısını giymesin.
İnsan, bir daha asla gözlerini açmasın
bu tatlı Temmuz gecesinde.
Asla.Asla.Asla.Asla.Asla.
Bağırırım avaz avaz bütün bunları.
Yakın arkadaşı olan Sylvia Plath ile sürekli intihar kurgulayan Anne Sexton otomobilin egzoz gazıyla intihar etmiştir.
Sylvia Plath kendisinden önce intihar eden arkadaşına öfkeli bir serzenişte bulunur.
''Hırsız! Nasıl tek başına çekip gittin,
Ne zamandır fena halde arzuladığım ölüme!''
Yıldızlı Gece
“Bu beni dehşetli bir ihtiyaçtan alıkoymuyor – hadi söyleyeyim –
dinden.
Sonra gece dışarı çıkıp yıldızları resmediyorum”
Van Gogh'un kardeşine bir mektubundan
Şehir yerinde değil,
sıcak gökyüzünde boğulan bir kadın gibi
yükselip kayan karaşın bir ağaç dışında
Şehir sessiz, kaynıyor gece onbir yıldızla
Ah! yıldızlı yıldızlı gece!
Ben böyle ölmek istiyorum
Hareket halinde. Her biri canlı
Ay bile esniyor turuncu rengiyle
sürmek için çocukları, bir tanrı gibi, gözünden
Yaşlı ve esrarlı bir yılan yıldızları yutuyor
Ah! yıldızlı yıldızlı gece!
Ben böyle ölmek istiyorum:
atılıp kollarına gecenin canavarının
o büyük ejderha tarafından yutularak
hayatımdan kopmak istiyorum, izsiz işaretsiz
ne bir dans
ne bir ağlama.
Anne Sexton
Çeviren: Şükrü KAYA
Dışarı çıktım cin çarpmış büyücü gibi,
uğursuzluk tutkunu, gece daha yürekli;
şeytanı düşleyerek, yaptım tersliğimi
kır evlerinin üstünden, ışıktan ışığa;
kimsesiz şey, on iki parmaklı akıl fukarası.
Böyle bir kadın tam kadın değildir.
Ben böyle birisi oldum.
Sıcak mağaralar buldum ağaçlar arasında,
tavalar, oymalar, raflarla doldurdum
gömme dolaplar, ipekler, bir sürü öte beriyle;
akşam çorbası pişirdim kurtlar ve periler;
yola getirdim yoldan çıkmışı.
Böyle bir kadın yanlış anlaşılır:
Ben böyle birisi oldum.
Arabana bindim, arabacı.
çıplak kollarımı salladım geçtiğimiz köylerde,
son ışıklı yolları keşfederek; hayatta kaldım
ateşinin hala kalçalarımı ısırdığı yere
ve tekerlerin döndükçe kaburgalarımın kırıldığı.
Böyle bir kadın ölmekten utanmaz.
Ben böyle birisi oldum...
Anne Sexton
AUSCHWITZ'DEN SONRA
Öfke,
kara bir orak gibi,
kuşatır beni.
Her gün,
bir Nazi
götürürdü, sabah saat 8'de, bir bebeği
ve kahvaltı için hafif ateşte
pişirdi tavasında.
Ve ölüm bakar ilgisiz bir gözle
ve kazır tırnak diplerindeki kiri.
İnsan şeytandır,
Bağırırım avaz avaz.
İnsan bir çiçektir
yakılmamalı,
Bağırırım avaz avaz.
İnsan
çamurlara bulanmış bir kuştur,
Bağırırım avaz avaz.
Ve ölüm bakar ilgisiz bir gözle
ve kaşır kıçını.
İnsan minik pembe ayakları ile,
olağanüstü parmakları ile
bir tapınak değildir
ama bir keneftir.
Bağırırım avaz avaz.
İnsan, bir daha asla bardak kaldırmasın.
İnsan, bir daha asla kitap yazmasın.
İnsan, bir daha asla ayakkabısını giymesin.
İnsan, bir daha asla gözlerini açmasın
bu tatlı Temmuz gecesinde.
Asla.Asla.Asla.Asla.Asla.
Bağırırım avaz avaz bütün bunları.
Yalvarırım Tanrı işitmesin beni.
Yakın arkadaşı olan Sylvia Plath ile sürekli intihar kurgulayan Anne Sexton otomobilin egzoz gazıyla intihar etmiştir.
Sylvia Plath kendisinden önce intihar eden arkadaşına öfkeli bir serzenişte bulunur.
''Hırsız! Nasıl tek başına çekip gittin,
Ne zamandır fena halde arzuladığım ölüme!''