[:ali şeriati]nin [:kevir]ine yazdığın önsözü kalbime deştin aynul kuzat allah verdi zaten belanı...daha yirmi ikisinde yakalndığın aşk ateşinden dolayı kasabanın ölüleri ateşlerde aşk ile yaktılar bedenini ey ayn bedenin benim al beni...hallac olum nerde
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun






XII. yüzyılın önde gelen sûfîlerinden “Aynu’l-kuzât” diye bilinen İranlı ünlü şair, yazar ve mutasavvıf, Ebu’l-Meâlî, Abdullâh b. Muhammed b. Alî-yi Hemedânî, V./XI. yüzyılın sonlarında Hemedân’da dünyaya geldi. Ebu’l-Fazl/Fezâil künyesiyle de bilinen Aynu’l-kuzât’ın babası ve ataları Meyâne’li olduklarından “Meyâncî” nisbesiyle de anılır. Bazıları, onun Horasanlı olduğu kanısındadır. Genç yaşta ölmesine rağmen yaşadığı çağın önde gelen bilim ve edebiyat adamlarından biri olarak tanındı. Kelam, felsefe, tasavvuf, Fars ve Arap edebiyatları gibi alanlarda söz sahibi kişiler arasında yer aldı. Düşünce dünyasında geçirdiği birtakım psikolojik bunalımlardan, İmâm Gazalî’nin (ö. 505/1111) eserleriyle tanıştıktan sonra önemli ölçüde kurtuldu. Ömer Hayâm (ö. 517/1123) ve Ahmed-i Gazzâlî (ö. 520/1126) gibi ünlü isimlerin öğrencisi de olmuş, başarılarını daha çok bireysel çabalarıyla elde etmiştir.
Eserlerinde; Yunan felsefesini tasavvufla iç içe işlemiş, Hallâc-ı Mansûr’a çok yakın ilgi duymuş, sûfîlerin sırlarını pervasızca açıklamaktan çekinmedi. Bazı fıkıh bilginleri, Aynu’l-kuzât’ın birtakım eserlerindeki görüşleriyle onun zındıklığına karar vererek öldürülmesine fetva çıkarınca, tutuklanarak Bağdat’a gönderildi. Bir süre hapsedildikten sonra Hemedân’a götürüldü. Bilgeliği ve kaleminin gücünü gösteren önemli eserlerinden ünlü Şekva’l-ğarîb ‘ani’l-evtân ilâ ‘ulemâ’i’l-buldân adlı şekvâiyyesini orada hapisteyken, yaşadığı çağın bilim adamlarına hitaben kaleme aldı. Hemedân’da, daha önce ders vermekte olduğu medresede idam edildi (525/1130). İdam sonrasında darağacından indirilerek derisi yüzüldü ve daha sonra da cesedi yakılarak külü saçıldı.Şekva’l-ğarîb adlı eseri, onun, idama mahkum bir zindanlığın, şefkatten ve merhamet duygusundan yoksun, gerçekte muhalifleri olan yargıçlar karşısındaki ümitsizliğinin ifadeleri olan feryatlarını dile getirmektedir. Şekva’l-ğarîb, aynı zamanda kaleme alındığı çağın birçok karanlık noktasına da ışık tutmaktadır.
Aynu’l-Kuzât, otuz üç yaşında idam edilmesine rağmen çok sayıda Arapça ve Farsça eser kaleme almıştır. Temhîdât ve Zubdetu’l-hakâyık en önemli eserleridir. Bunlar dışında; inancı ve tasavvufî konulardaki düşüncelerini içeren, değişik kişilere yazdığı Nâmehâ-yi ‘Aynu’l-kuzât Hemedânî/ Mekâtîb ve Risâle-yi Cemâlî adlı eserleri de vardır. Yezdân Şınâht, onun en önemli Farsça yapıtıdır.
Hangisi benim geldiğim yol, ey gönül?
Geri dönmem için söyle, yabancıyım ey gönül.
Her adımda bin tuzak var ey gönül,
Adam olmayanlara aşk haram, ey gönül.
Talihsizliğin düğümü çözülemez.
Bu dertler kimseye anlatılamaz.
Felek bizim için hep üzüntü eker durur,
Asla bu tohumdan mutluluk alınamaz.
Bendeki üzüntüler, bendeki sıkıntılar,
Kargada olsaydı, üzüntüsünden yaşlanırdı.
Sadece adı kaldı bende bu gönlümün,
Sonu ne olur bilmem acaba bu gönlümün?!
Ey felek, gönlümü altüst ettin!
Bu yorgun gönlümü hep incittin!
Başka bir oyun çıkardın arkasından perdenin,
Ne ilginçliklerin var, arkasında perdenin!
seni andık bugün kutsal bir dostumla aynul kudat kardeşim...gerçi ismini vermedim ama halini biliyorlar ayn...