bi tek bu işle ses getirdi. doğru bir iş yaptı. ama irdeleyen kimm?
varsa yoksa yakışmış mı? veya başka başka noktalara çekmeler!
bu arada dün uğradığım alışveriş merkezi'nde rastladığım, vücudunun bütün hatları ortada, başı kamuflajlı bir hanım oldukça dikkat çekiciydi. gel de ismet özel'e hak verme!
Ah canım! Duymak istediğin en son şey bunlar belki ama üzgünüm, söylemeliyim, çok yakışmış. Facebook'a koysan bu resimleri "Ayşe'ciiiiim, çok tatlı çıkmışsııııııııın" diye yorum yapmayanı döverler, o derece. Biliyorum, bu satırları okurken de kışkırtılmış bir şekilde yüzünde o her zamanki müstehzi gülümseme ile ve gözlerini daha da fazla kısarak -öyle yapınca çok çekici oluyorsun çünkü- hemen elin klavyeye uzanacak. "Yaşasın, yine birileri hakkında yorum yaptım ve hedefini buldu" diye sevineceksin. Haklısın bir yerde.
Ama güzelim, merak ediyorum ben. Beyazlık da bir yere kadar değil mi sahi? Hani gerçekten yazında bahsettiğin kelimelerin çoğunu bilmiyorum mojito, reina, burberry vs... Yani tabii ki sözlükte neye tekabül ederler biliyorum ama hiç yakından görmedim desem bilmem inanır mısın? Böyle bir insan çeşidinin varlığı seni evrim kadar heyecanlandırır mı acaba? Senin için egzotik bir ülkenin eğlenceli karnavalından öte anlam taşımaz değil mi bu çeşitlilik? Sen hala başını örten ya da açan -fark etmez- insanların tek dertlerinin eğlence kulüplerine gidememek olduğunu zannederek nasıl yaşayabiliyorsun? Bana da öğret ne olursun. Beni ikna et Ayşe, böylesine rafine, böylesine iflah olmaz beyazlıkta olunabileceğine beni ikna et.
İkna et bizi. Darbe artığı bir nesil olmadığımıza. 'Hangi darbe iyidir hangisi kötüdür'ün hesabını ölümlerin çetelesi üzerinden tutan koca koca adamların yüzündeki o aymaz ifadeye şaşırmayalım. F tipi cezaevlerinde sadece tehlikeli ideolojilerden değil hayattan tecrit edilenlerin yüzündeki o tutsaklara özgü mağrur ifade vicdanımızı rahatsız etmesin. İkna et bizi, Diyarbakır cezaevinde yaşananların gerçek olmadığına.
28 Şubat'ı hatırlıyor musun? Sana ya da sevgiline ait özel bir gün değil ama oldukça "özel" bir gün esasında. Niyetim ajite ederek ağlak sömürü yapmak değil Ayşe. Bundan en az senin kadar tiksinirim. Ama hesaplaşma çağrılarının ve bu hesaplaşmalardan kaçış planlarının ayyuka çıktığı şu günlerde belki bir şey ifade eder. Etmiyorsa da ikna et bizi, "bu ülkede güzel şeyler de olabilir" düşü kurmayalım daha fazla.
Dubai'nin rezidans -yazılışı rezidance- irtifalarından nasıl görünür bilemem, -kompozit panellerin elverdiği ölçüde- bizim buralara eğil de bir bak ara sıra. Burada insanlar ekmeklerinin peşinde, lattelerinin değil. İkna et bizi lattenin ekmekten daha önemli bir ihtiyaç olduğuna.
Kadınların bu ülkede beğenilmekten daha derin daha yapısal sorunları olmadığına ikna et bizi lütfen. Bunun tek sorunun "dini baskılar" olmadığına karar verdik biz mesela. Biz kim miyiz? Biz arada sırada toplanıyoruz Ayşe, bizim kızlar yani. Konuşuyoruz her şeyi, sen benim niye karşımdasın, ben senin niye karşındayım diye birbirimize sorular soruyoruz. Neler yaşadıklarımızı hissetmek için bildiğimiz tek yöntem bu bizim. Olmadık kılıklara girip ısmarlama yaşamıyoruz birkaç günlüğüne de olsa. Ha diyeceksin ki, oturup konuşmanın hiçbir şeye faydası olmuyor. Biz de başta öyle düşünüyorduk. Ama sonra baktık ki insanlar gerçekten konuşa konuşa anlaşıyorlarmış, başka yolu yokmuş bunun. İsteriz ki toplandığımızda sen de aramızda ol. Sizinkilerden de çağırmıştık bir kaç kere. Ama sen de -artık- çok iyi biliyorsun ki, insan başını örtünce görünmez oluyor. Galiba bu yüzden çağrılarımız ciddiye alınmadı, mensubu olduğun basında yer almadı. Hadi ikna et bizi bunun ufak bir dizgi hatası olduğuna.
Bir de lütfen çevrende hassas duyargalarını bizim koca bulma endişemiz için yoranlara söyle, seni severler ve sözünü dinlerler. Bizim böyle bir derdimiz yok. Daha doğrusu her kadın kadar var. Ama yollara dökülmüyoruz eyvahlar olsun, bizimle kim evlenecek diye.
Ah Ayşe! Gördün mü bak, konuşacak ne çok şey varmış meğer. Konuyu biraz dağıtmış olabilirim, ama ilk sorumda ısrarlıyım hala. Anlatsana bize bu kadar beyazlığın bünyeye nasıl zarar vermediğini. Beni hedef aldığın için değil, üslubundan dolayı öfkeliyim. Çok merak ediyorum bu cüreti sana kusursuz vücudun mu veriyor? Bir ara da oturup "güzellik" i tartışsak ya. Bunun giyinmekten ya da soyunmaktan bağımsız olduğunu. Bak gördün mü Ayşe? Sinirlendirdin bizi. Arkadaşın haklı çıktı.
kendi deyimiyle karşı mahalleye geçmek.
tesettürlü haliyle nişantaşında dışlanmayan ayşe arman, açık haliyle fatih'te taşlanacakmış.aslında islamiyeti yaşam tarzı haline getiren kesimin daha hoşgörülü olması lazım ama ne yazıkki tahammül bile edemiyorlar kendi gibi olmayanlara.
bilenler bilir tekbir giyimi sevmem. sevdirmem. hatta kendilerine bile söylemiştim. sizin markanın kötülüğünü her yerde ifadelendireceğim diye. çünkü yanlışlıkla bir pardesü almıştım kardeşime de bir haftada yırtılmıştı pardesü. neyse efenim tekbir giyim'in bir de sosyetik giyim olduğunu belirtmekte yarar var. islami usullü giysileri taklit edip kendince bir moda oluşturmuş. kadının cinsel metalaşmasına önayak olmak için yapmış bunu da. hani şu türbanlı kesimin bir kısmının kıç bölümü ve diğer bölümleri açık hatunlardan daha seksi ya işte onu tekbir giyim yaratmış. tabi bu bir tarz. kıç güzelliği ve dahi diğer güzelliklerin sergilenmesi de önemli. neyse efenim ayşe arman'ın imdadımıza tekbir giyim yetişti demesiyle ayşe'nin tesettüre dışardan bakan bir olduğunu da görmüş olduk. tesettür'ün sadece kıç örtümüyle ilgili olmadığını bilmesi için biraz daha okuma yapması lazım.
bi tek bu işle ses getirdi. doğru bir iş yaptı. ama irdeleyen kimm?
varsa yoksa yakışmış mı? veya başka başka noktalara çekmeler!
bu arada dün uğradığım alışveriş merkezi'nde rastladığım, vücudunun bütün hatları ortada, başı kamuflajlı bir hanım oldukça dikkat çekiciydi. gel de ismet özel'e hak verme!
Başı örtülü bir -hafif buruk- Ayşe Arman okuru:
Ah canım! Duymak istediğin en son şey bunlar belki ama üzgünüm, söylemeliyim, çok yakışmış. Facebook'a koysan bu resimleri "Ayşe'ciiiiim, çok tatlı çıkmışsııııııııın" diye yorum yapmayanı döverler, o derece. Biliyorum, bu satırları okurken de kışkırtılmış bir şekilde yüzünde o her zamanki müstehzi gülümseme ile ve gözlerini daha da fazla kısarak -öyle yapınca çok çekici oluyorsun çünkü- hemen elin klavyeye uzanacak. "Yaşasın, yine birileri hakkında yorum yaptım ve hedefini buldu" diye sevineceksin. Haklısın bir yerde.
Ama güzelim, merak ediyorum ben. Beyazlık da bir yere kadar değil mi sahi? Hani gerçekten yazında bahsettiğin kelimelerin çoğunu bilmiyorum mojito, reina, burberry vs... Yani tabii ki sözlükte neye tekabül ederler biliyorum ama hiç yakından görmedim desem bilmem inanır mısın? Böyle bir insan çeşidinin varlığı seni evrim kadar heyecanlandırır mı acaba? Senin için egzotik bir ülkenin eğlenceli karnavalından öte anlam taşımaz değil mi bu çeşitlilik? Sen hala başını örten ya da açan -fark etmez- insanların tek dertlerinin eğlence kulüplerine gidememek olduğunu zannederek nasıl yaşayabiliyorsun? Bana da öğret ne olursun. Beni ikna et Ayşe, böylesine rafine, böylesine iflah olmaz beyazlıkta olunabileceğine beni ikna et.
İkna et bizi. Darbe artığı bir nesil olmadığımıza. 'Hangi darbe iyidir hangisi kötüdür'ün hesabını ölümlerin çetelesi üzerinden tutan koca koca adamların yüzündeki o aymaz ifadeye şaşırmayalım. F tipi cezaevlerinde sadece tehlikeli ideolojilerden değil hayattan tecrit edilenlerin yüzündeki o tutsaklara özgü mağrur ifade vicdanımızı rahatsız etmesin. İkna et bizi, Diyarbakır cezaevinde yaşananların gerçek olmadığına.
28 Şubat'ı hatırlıyor musun? Sana ya da sevgiline ait özel bir gün değil ama oldukça "özel" bir gün esasında. Niyetim ajite ederek ağlak sömürü yapmak değil Ayşe. Bundan en az senin kadar tiksinirim. Ama hesaplaşma çağrılarının ve bu hesaplaşmalardan kaçış planlarının ayyuka çıktığı şu günlerde belki bir şey ifade eder. Etmiyorsa da ikna et bizi, "bu ülkede güzel şeyler de olabilir" düşü kurmayalım daha fazla.
Dubai'nin rezidans -yazılışı rezidance- irtifalarından nasıl görünür bilemem, -kompozit panellerin elverdiği ölçüde- bizim buralara eğil de bir bak ara sıra. Burada insanlar ekmeklerinin peşinde, lattelerinin değil. İkna et bizi lattenin ekmekten daha önemli bir ihtiyaç olduğuna.
Kadınların bu ülkede beğenilmekten daha derin daha yapısal sorunları olmadığına ikna et bizi lütfen. Bunun tek sorunun "dini baskılar" olmadığına karar verdik biz mesela. Biz kim miyiz? Biz arada sırada toplanıyoruz Ayşe, bizim kızlar yani. Konuşuyoruz her şeyi, sen benim niye karşımdasın, ben senin niye karşındayım diye birbirimize sorular soruyoruz. Neler yaşadıklarımızı hissetmek için bildiğimiz tek yöntem bu bizim. Olmadık kılıklara girip ısmarlama yaşamıyoruz birkaç günlüğüne de olsa. Ha diyeceksin ki, oturup konuşmanın hiçbir şeye faydası olmuyor. Biz de başta öyle düşünüyorduk. Ama sonra baktık ki insanlar gerçekten konuşa konuşa anlaşıyorlarmış, başka yolu yokmuş bunun. İsteriz ki toplandığımızda sen de aramızda ol. Sizinkilerden de çağırmıştık bir kaç kere. Ama sen de -artık- çok iyi biliyorsun ki, insan başını örtünce görünmez oluyor. Galiba bu yüzden çağrılarımız ciddiye alınmadı, mensubu olduğun basında yer almadı. Hadi ikna et bizi bunun ufak bir dizgi hatası olduğuna.
Bir de lütfen çevrende hassas duyargalarını bizim koca bulma endişemiz için yoranlara söyle, seni severler ve sözünü dinlerler. Bizim böyle bir derdimiz yok. Daha doğrusu her kadın kadar var. Ama yollara dökülmüyoruz eyvahlar olsun, bizimle kim evlenecek diye.
Ah Ayşe! Gördün mü bak, konuşacak ne çok şey varmış meğer. Konuyu biraz dağıtmış olabilirim, ama ilk sorumda ısrarlıyım hala. Anlatsana bize bu kadar beyazlığın bünyeye nasıl zarar vermediğini. Beni hedef aldığın için değil, üslubundan dolayı öfkeliyim. Çok merak ediyorum bu cüreti sana kusursuz vücudun mu veriyor? Bir ara da oturup "güzellik" i tartışsak ya. Bunun giyinmekten ya da soyunmaktan bağımsız olduğunu. Bak gördün mü Ayşe? Sinirlendirdin bizi. Arkadaşın haklı çıktı.
Seni gidi seni...
Plugin <em></em> Not Found
kendi deyimiyle karşı mahalleye geçmek.
tesettürlü haliyle nişantaşında dışlanmayan ayşe arman, açık haliyle fatih'te taşlanacakmış.aslında islamiyeti yaşam tarzı haline getiren kesimin daha hoşgörülü olması lazım ama ne yazıkki tahammül bile edemiyorlar kendi gibi olmayanlara.
bilenler bilir tekbir giyimi sevmem. sevdirmem. hatta kendilerine bile söylemiştim. sizin markanın kötülüğünü her yerde ifadelendireceğim diye. çünkü yanlışlıkla bir pardesü almıştım kardeşime de bir haftada yırtılmıştı pardesü. neyse efenim tekbir giyim'in bir de sosyetik giyim olduğunu belirtmekte yarar var. islami usullü giysileri taklit edip kendince bir moda oluşturmuş. kadının cinsel metalaşmasına önayak olmak için yapmış bunu da. hani şu türbanlı kesimin bir kısmının kıç bölümü ve diğer bölümleri açık hatunlardan daha seksi ya işte onu tekbir giyim yaratmış. tabi bu bir tarz. kıç güzelliği ve dahi diğer güzelliklerin sergilenmesi de önemli. neyse efenim ayşe arman'ın imdadımıza tekbir giyim yetişti demesiyle ayşe'nin tesettüre dışardan bakan bir olduğunu da görmüş olduk. tesettür'ün sadece kıç örtümüyle ilgili olmadığını bilmesi için biraz daha okuma yapması lazım.
(bkz. yine açtılar mübarek ağzımı)