can sıkıntıma rağmen güldüm, filistin ve kürtlerin acılarını karşılaştırana.
tayyip davosta öldürülen çocukların hesabını sorabilir, tayyibin, filistinin, hamasın kutsalında yazılanlardan haberi var. Kuranı kerimde cihadla ilgili ayetlere bakılırsa belki ışık olabilir.
gelelim 2005e
diyarbakırda hastaneler mi bombalandı?
cuma vakti camiler mi bombalandı?
filistinde 22 günde 1330 kişi öldü, üstelik öldürenin kutsalında çocukları öldürmemeyle birden çok emir varken.
kalkmış birileri, kendi çocuklarını kışkırtanların ölümlerine sebep olanların hesabını soruyor. anneleri babaları çocuklarını gözden çıkarmışken üstelik. ben bu iki olayı karşılaştıranın aklından şüphe ederim.
tayyibin davos tepkisi yerel seçimlere yoruldu, -belki de gerçekten- sinirdendi kırmızılığı ama inandıramadı bir çoğunu. -siz sinirlenince trafik ışıklarına benzemiyor olabilirsiniz-
hiçbir zaman tayyibe benden oy çıkmayacak ama bu hareketini -görürsem- anlatırım torunlarıma; moderatörün eline vurmasından, sen diye çıkışına kadar:)
bir de şuradan yakalım;
2005 yılında diyarbakır'da çocuklar sokağa dökülmüş ya da döktürülmüş ve sanırım 4 çocuk olmak üzere 11 kişi ölmüştü. 10'larca çocuk da pkk üyeliğinden yargılanmıştı. işte davos'ta sarfedilen çocuk ölümleri ile ilgili dtp eş başkanı emine ayna bir açıklama yapmış. habere konu olan açıklamanın detayları;
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, Davos'ta düzenlenen Gazze panelinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum. Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyen ve paneli terkeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, “Siz de çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz” dedi.
Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'nde DTP seçim bürosunun açılışında konuşan Emine Ayna, Kürt halkının Filistin halkı ile aynı acıları yaşadığını iddia etti. 2006 yılı Mart ayındaki Nevruz gösterilerinde Diyarbakır'da 4'ü çocuk 11 kişinin öldüğünu söyleyerek 3 gün süren olayları hatırlatan Emine Ayna, Başbakan Erdoğan'ın o zaman “Çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapılır” dediğini öne sürdü. Emine Ayna sözlerini şöyle sürdürdü:
“AKP'ye diyoruz ki; çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz. Siz değil miydiniz kadın da, çocuk da olsa muhalif de olsa ‘özgürlük talebi olana gereğini yaparız' diyen siz değil miydiniz? Bugün hangi yüzle İsrail'e döner ‘Çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz’ dersiniz. İsrail'e bunu söyleme hakkı olan tek halk Kürt halkıdır. Çünkü bugün dünyada Filistin ile aynı acıları çeken halk Kürt halkıdır. O yüzden yüreğimizden ciğerimizden hissediyoruz çektikleri acıyı. Aynı acıları bu halk burada çekiyor. Aynı bombalarla ölüyor. Bu yüzden diyoruz ki; Başkasına akıl vereceğine önce kendi evindeki pisliği temizle.” http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Katego...
kürt sorunu kuşkusuz bu ülkenin çözmesi gereken en önemli sorunudur. ancak kürt sorunuyla filistin sorununu aynı kefede tartmak, tarihi, coğrafyayı, sosyolojiyi ve daha da önemlisi siyaseti bilmemek anlamına gelir.
loca numaralı monşerler, siyasetçiler ve kalemşörlerin açıklamaları geldikçe geçmişte bu insanların halkı nasıl morfinlediklerini görüyorum. maskelerinin düşüşü ise büyünün bozulması açısından önemli, başbakanın tavrı eleştirilebilir, ancak fatura öderiz, ödetirler gibi açıklamalarla korkudan tir tir titreyen adamları görmeye tahammül etmek gerçekten çok zor. öyleyse bu tür güruh iyi ki siyaseten tasfiye oldular. ne mutlu bu güruhtan olmayan siyaset sahnesine sahip olan toplumlara. bir de chp bu temizliği yapsa, (mhp bile yaptı) türkiye'de bu toplumlardan biri olacak.
düşünmüyor değiliz. kendi ülkendeki sorunlar filistin sorunundan daha mı az önemli. her tarafımız sorun dolu birader... ekonomik kriz, başörtüsü, ergenekon, ab, kürt sorunu, kuzey ırak, avrasya, ermenistan, kıbrıs, kıbrıs bağlantılı yunanistan, gürcistan, iran... sırala gitsin. işimiz zor ve liderlik bu konumda çok önemli. pısırık, kompleksli liderlerden bıktık artık. elalem ne der diyenden çok, biz ne yaparızın derdinde adam lazım bu ülkeye.
demirel:'ödetirler' diyor başka demiyor. yani x numerolu locadan ahbap olmalarına rağmen yedi defa gönderdiler sekiz defa döndü adam. inatçılığı işe yaradı da bize cesur adamlar, kadınlar lazım. bugün duydum bu sözü:demokrasi diye bi şey yokmuş. bu yolda sarfedilen emek varmış.
basindan alintidir..
Gerger: Başbakan Suçluluk psikoloji ile hareket ediyor
Başbakan Erdoğan'ın tavrını değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Haluk Gerger, söz konusu tavrın iç siyasetle mutlaka bağlantısının kullanılması gerektiğini belirterek, 'Kürt illerindeki yerel seçim, sadece AKP açısından değil, devletin egemenlik alanı açısından orak bir stratejik hedefi olarak AKP'nin kazanması üzerine kurulmuştur. Bunu bir koz olarak alıyor AKP' dedi. Yine İsrail'de yaşanan vahşetten dolayı Türkiye'de bir İslami duyarlılık ve infial yaşandığını bu yüzden AKP'nin bu payı Saadet Partisi'ne kaptırmak istemediği için İsrail'e karşı bu kadar sert bir tutum takındığını söyledi. Dış politika açısında Ortadoğu'da kurulan İsrail, ABD, AB ve Türkiye arasındaki ilişki ve dengelerin bozulmasının istenmediğini belirten Gerger, 'İsrail ve ABD biliyorlar ki, Türkiye'deki muhalefeti kanalize edebilecek iktidar Erdoğan iktidarıdır. Hem Türkiye hem de Ortadoğu kamuoyunu yatıştırmak ve AKP'ye Truva atı rolünü oynatmak istiyorlar' şeklinde konuştu. Başbakan'ın tavırlarını ve el kol hareketlerini yaşadığı 'suçluluk psikolojisinin dışa vurumu' olduğunu belirten Gerger, 'Bu bölgede İsrail, Türkiye, ABD arasında bir şeytan üçgeni vardır. Erdoğan kendi suçlarını, askeri ve stratejik ilişkilerini örtmek için bu kuru gürültüye başvuruyor. Sen bu kadar karşıysan İsrail ile ilişkileri kes. Ama bunu yapamıyor. Bunu böyle kuru gürültü ile kamufle etmeye çalışıyor' dedi.
'Kendi militarizmlerini görmezden geliyorlar'
Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e yönelik, 'Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz, Siz insan öldürmeyi biliyorsunuz' sözlerini hatırlatan Gerger, Türkiye'nin de aynı politikaları uyguladığını belirterek, 'Aynı şeyleri yapıyorlar. Bilmeyen yabancı birinin gözlerini bağlayın getirip bölge illerinde gözlerini açın, kendisini Gazze'de his eder. Bunu iki yıl önce Şemdinli'ye yaptığım bir ziyaret sırasında söyledim. Bunlar aynı siyaseti uygulayan devletler ve onun için işbirliği yapıyorlar' dedi. Kamuoyunun da, İsrail vahşetine karşı çıkarken samimi olmadığını belirten Gerger, 'Kamuoyu İsrail'e kızıyor ama kendi militarizmini görmezden geliyor. İsrail e kızıyor ama İsrail'e destek veren ve onunla işbirliği yapan partilere oy veriyor' dedi. Yaşananlardan sonra Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmayacağına ve aksine düzeleceğini belirten Gerger, 'İsrail, 'Sen bizim Truva atımız olacaksın, Arapları böyle dolandırmaya devam et' diyecek. Çünkü AKP ile hem iç kamuoyunu hem de Arapları oyalıyorlar. Aksine ilişkiler daha gelişir. Zaten bu yüzden onlarda Erdoğan'ı cilalıyorlar' diye konuştu.
yorum yok diycem olmuyor...ne oldu yani erdoganin yaptigi dünyada yankimi buldu saniliyor..tanrim ne tuhaf mahlukatlariz....demezlermi adama ülkendeki kan gölüne bir bak diye....ve diyorlar da....
bir tc vatandaşı olarak çok hoşuma gitmiştir,gurur duymuşumdur hatta ikide tokat akşetmeliydi Peres'e ben de olsam öyle yapardım lakin ben başbakan değilim sefil bir vatandaşım.O ise başbakan ve uluslararası mevkide işlerin nasıl yürüdüğünü bilmesi gerekmektedir.Sözün özü tribünlerin çok hoşuna gidecek şık bir vücut çalımı olmuştur.Tabi insanın aklına askerimizin başına çuval geçirildiğinde neden benzeri bir tavır sergilenmedi,hamas kadar önemli değilmiydi yada israil'li pilotlar halen eğitimlerini Türk hava sahasında neden yapmaktadır,israilin Türk ordusunun modernizasyon çalışmalarından aldığı pay nedir şeklinde sorular gelmektedir.
Ancak bozguncular ve Diplomat eskisi monşerler böyle konuşur..Yürü be Tayyip Alem delikanlı görsün....
"neydik ne olduk" dedirten durumdur. Son 50 yılda geldiğimiz noktayı düşününce fevkalade sevindiricidir. Ancak kamera açısını geriye doğru biraz daha genişletince, "biz nasıl bu hale geldik?" diye bir cümlecik, hüzün tanesi gibi konar tebessüm etmekte olan çehremizin ortasına, tam da dudağımızın kenarına.(orta orasıdır evet)
"Biz ki üç kıtayı" diye başlayan cümleler kurmak ister zavallı benliğimiz. Evet evet biz ki dünyaya hükmederken; fiziksel varlık bir yana, devlet olarak gölgemiz hatta ismimizin gölgesi bir diyara düştüğünde mazlum kalplere neşe, zalimlere korku salıverirken, şimdi ne oldu da, başbakanımız bir paneli öfkeyle terkedip İsrail gibi bir devlete kafa tutar gibi oldu diye böyle tüm dertleri unuturcasına coşkuya kapıldık.
Sinik politikalardan ne kadar da usanmışız, ne denli hasret kalmışız haysiyetli tavır gösterebilen devlet adamlarına. Toplumun(kendimi dışımda tuttuğum bir tanım değil bu) abartılı kesinlikle değil haklı coşkusu bu yönüyle beni hüzünlendirmiştir. (eh saat ikidir, gecenin bir yarısıdır)
Gece, dikiz aynasıdır; neye bakarsan bak altı kelime sonra söylediğim gibidir ama özellikle baktığın yer ruhun ise, her şey olduğundan daha yakın görünür.
can sıkıntıma rağmen güldüm, filistin ve kürtlerin acılarını karşılaştırana.
tayyip davosta öldürülen çocukların hesabını sorabilir, tayyibin, filistinin, hamasın kutsalında yazılanlardan haberi var. Kuranı kerimde cihadla ilgili ayetlere bakılırsa belki ışık olabilir.
gelelim 2005e
diyarbakırda hastaneler mi bombalandı?
cuma vakti camiler mi bombalandı?
filistinde 22 günde 1330 kişi öldü, üstelik öldürenin kutsalında çocukları öldürmemeyle birden çok emir varken.
kalkmış birileri, kendi çocuklarını kışkırtanların ölümlerine sebep olanların hesabını soruyor. anneleri babaları çocuklarını gözden çıkarmışken üstelik. ben bu iki olayı karşılaştıranın aklından şüphe ederim.
tayyibin davos tepkisi yerel seçimlere yoruldu, -belki de gerçekten- sinirdendi kırmızılığı ama inandıramadı bir çoğunu. -siz sinirlenince trafik ışıklarına benzemiyor olabilirsiniz-
hiçbir zaman tayyibe benden oy çıkmayacak ama bu hareketini -görürsem- anlatırım torunlarıma; moderatörün eline vurmasından, sen diye çıkışına kadar:)
bir de şuradan yakalım;
2005 yılında diyarbakır'da çocuklar sokağa dökülmüş ya da döktürülmüş ve sanırım 4 çocuk olmak üzere 11 kişi ölmüştü. 10'larca çocuk da pkk üyeliğinden yargılanmıştı. işte davos'ta sarfedilen çocuk ölümleri ile ilgili dtp eş başkanı emine ayna bir açıklama yapmış. habere konu olan açıklamanın detayları;
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, Davos'ta düzenlenen Gazze panelinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum. Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyen ve paneli terkeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, “Siz de çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz” dedi.
Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'nde DTP seçim bürosunun açılışında konuşan Emine Ayna, Kürt halkının Filistin halkı ile aynı acıları yaşadığını iddia etti. 2006 yılı Mart ayındaki Nevruz gösterilerinde Diyarbakır'da 4'ü çocuk 11 kişinin öldüğünu söyleyerek 3 gün süren olayları hatırlatan Emine Ayna, Başbakan Erdoğan'ın o zaman “Çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapılır” dediğini öne sürdü. Emine Ayna sözlerini şöyle sürdürdü:
“AKP'ye diyoruz ki; çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz. Siz değil miydiniz kadın da, çocuk da olsa muhalif de olsa ‘özgürlük talebi olana gereğini yaparız' diyen siz değil miydiniz? Bugün hangi yüzle İsrail'e döner ‘Çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz’ dersiniz. İsrail'e bunu söyleme hakkı olan tek halk Kürt halkıdır. Çünkü bugün dünyada Filistin ile aynı acıları çeken halk Kürt halkıdır. O yüzden yüreğimizden ciğerimizden hissediyoruz çektikleri acıyı. Aynı acıları bu halk burada çekiyor. Aynı bombalarla ölüyor. Bu yüzden diyoruz ki; Başkasına akıl vereceğine önce kendi evindeki pisliği temizle.”
http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Katego...
kürt sorunu kuşkusuz bu ülkenin çözmesi gereken en önemli sorunudur. ancak kürt sorunuyla filistin sorununu aynı kefede tartmak, tarihi, coğrafyayı, sosyolojiyi ve daha da önemlisi siyaseti bilmemek anlamına gelir.
loca numaralı monşerler, siyasetçiler ve kalemşörlerin açıklamaları geldikçe geçmişte bu insanların halkı nasıl morfinlediklerini görüyorum. maskelerinin düşüşü ise büyünün bozulması açısından önemli, başbakanın tavrı eleştirilebilir, ancak fatura öderiz, ödetirler gibi açıklamalarla korkudan tir tir titreyen adamları görmeye tahammül etmek gerçekten çok zor. öyleyse bu tür güruh iyi ki siyaseten tasfiye oldular. ne mutlu bu güruhtan olmayan siyaset sahnesine sahip olan toplumlara. bir de chp bu temizliği yapsa, (mhp bile yaptı) türkiye'de bu toplumlardan biri olacak.
düşünmüyor değiliz. kendi ülkendeki sorunlar filistin sorunundan daha mı az önemli. her tarafımız sorun dolu birader... ekonomik kriz, başörtüsü, ergenekon, ab, kürt sorunu, kuzey ırak, avrasya, ermenistan, kıbrıs, kıbrıs bağlantılı yunanistan, gürcistan, iran... sırala gitsin. işimiz zor ve liderlik bu konumda çok önemli. pısırık, kompleksli liderlerden bıktık artık. elalem ne der diyenden çok, biz ne yaparızın derdinde adam lazım bu ülkeye.
demirel:'ödetirler' diyor başka demiyor. yani x numerolu locadan ahbap olmalarına rağmen yedi defa gönderdiler sekiz defa döndü adam. inatçılığı işe yaradı da bize cesur adamlar, kadınlar lazım. bugün duydum bu sözü:demokrasi diye bi şey yokmuş. bu yolda sarfedilen emek varmış.
basindan alintidir..
Gerger: Başbakan Suçluluk psikoloji ile hareket ediyor
Başbakan Erdoğan'ın tavrını değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Haluk Gerger, söz konusu tavrın iç siyasetle mutlaka bağlantısının kullanılması gerektiğini belirterek, 'Kürt illerindeki yerel seçim, sadece AKP açısından değil, devletin egemenlik alanı açısından orak bir stratejik hedefi olarak AKP'nin kazanması üzerine kurulmuştur. Bunu bir koz olarak alıyor AKP' dedi. Yine İsrail'de yaşanan vahşetten dolayı Türkiye'de bir İslami duyarlılık ve infial yaşandığını bu yüzden AKP'nin bu payı Saadet Partisi'ne kaptırmak istemediği için İsrail'e karşı bu kadar sert bir tutum takındığını söyledi. Dış politika açısında Ortadoğu'da kurulan İsrail, ABD, AB ve Türkiye arasındaki ilişki ve dengelerin bozulmasının istenmediğini belirten Gerger, 'İsrail ve ABD biliyorlar ki, Türkiye'deki muhalefeti kanalize edebilecek iktidar Erdoğan iktidarıdır. Hem Türkiye hem de Ortadoğu kamuoyunu yatıştırmak ve AKP'ye Truva atı rolünü oynatmak istiyorlar' şeklinde konuştu. Başbakan'ın tavırlarını ve el kol hareketlerini yaşadığı 'suçluluk psikolojisinin dışa vurumu' olduğunu belirten Gerger, 'Bu bölgede İsrail, Türkiye, ABD arasında bir şeytan üçgeni vardır. Erdoğan kendi suçlarını, askeri ve stratejik ilişkilerini örtmek için bu kuru gürültüye başvuruyor. Sen bu kadar karşıysan İsrail ile ilişkileri kes. Ama bunu yapamıyor. Bunu böyle kuru gürültü ile kamufle etmeye çalışıyor' dedi.
'Kendi militarizmlerini görmezden geliyorlar'
Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e yönelik, 'Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz, Siz insan öldürmeyi biliyorsunuz' sözlerini hatırlatan Gerger, Türkiye'nin de aynı politikaları uyguladığını belirterek, 'Aynı şeyleri yapıyorlar. Bilmeyen yabancı birinin gözlerini bağlayın getirip bölge illerinde gözlerini açın, kendisini Gazze'de his eder. Bunu iki yıl önce Şemdinli'ye yaptığım bir ziyaret sırasında söyledim. Bunlar aynı siyaseti uygulayan devletler ve onun için işbirliği yapıyorlar' dedi. Kamuoyunun da, İsrail vahşetine karşı çıkarken samimi olmadığını belirten Gerger, 'Kamuoyu İsrail'e kızıyor ama kendi militarizmini görmezden geliyor. İsrail e kızıyor ama İsrail'e destek veren ve onunla işbirliği yapan partilere oy veriyor' dedi. Yaşananlardan sonra Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmayacağına ve aksine düzeleceğini belirten Gerger, 'İsrail, 'Sen bizim Truva atımız olacaksın, Arapları böyle dolandırmaya devam et' diyecek. Çünkü AKP ile hem iç kamuoyunu hem de Arapları oyalıyorlar. Aksine ilişkiler daha gelişir. Zaten bu yüzden onlarda Erdoğan'ı cilalıyorlar' diye konuştu.
yorum yok diycem olmuyor...ne oldu yani erdoganin yaptigi dünyada yankimi buldu saniliyor..tanrim ne tuhaf mahlukatlariz....demezlermi adama ülkendeki kan gölüne bir bak diye....ve diyorlar da....
bir tc vatandaşı olarak çok hoşuma gitmiştir,gurur duymuşumdur hatta ikide tokat akşetmeliydi Peres'e ben de olsam öyle yapardım lakin ben başbakan değilim sefil bir vatandaşım.O ise başbakan ve uluslararası mevkide işlerin nasıl yürüdüğünü bilmesi gerekmektedir.Sözün özü tribünlerin çok hoşuna gidecek şık bir vücut çalımı olmuştur.Tabi insanın aklına askerimizin başına çuval geçirildiğinde neden benzeri bir tavır sergilenmedi,hamas kadar önemli değilmiydi yada israil'li pilotlar halen eğitimlerini Türk hava sahasında neden yapmaktadır,israilin Türk ordusunun modernizasyon çalışmalarından aldığı pay nedir şeklinde sorular gelmektedir.
Ancak bozguncular ve Diplomat eskisi monşerler böyle konuşur..Yürü be Tayyip Alem delikanlı görsün....
ben zencikelebek, tek bir kelime söylüyorum: m u h t e ş e m ! ! !
"neydik ne olduk" dedirten durumdur. Son 50 yılda geldiğimiz noktayı düşününce fevkalade sevindiricidir. Ancak kamera açısını geriye doğru biraz daha genişletince, "biz nasıl bu hale geldik?" diye bir cümlecik, hüzün tanesi gibi konar tebessüm etmekte olan çehremizin ortasına, tam da dudağımızın kenarına.(orta orasıdır evet)
"Biz ki üç kıtayı" diye başlayan cümleler kurmak ister zavallı benliğimiz. Evet evet biz ki dünyaya hükmederken; fiziksel varlık bir yana, devlet olarak gölgemiz hatta ismimizin gölgesi bir diyara düştüğünde mazlum kalplere neşe, zalimlere korku salıverirken, şimdi ne oldu da, başbakanımız bir paneli öfkeyle terkedip İsrail gibi bir devlete kafa tutar gibi oldu diye böyle tüm dertleri unuturcasına coşkuya kapıldık.
Sinik politikalardan ne kadar da usanmışız, ne denli hasret kalmışız haysiyetli tavır gösterebilen devlet adamlarına. Toplumun(kendimi dışımda tuttuğum bir tanım değil bu) abartılı kesinlikle değil haklı coşkusu bu yönüyle beni hüzünlendirmiştir. (eh saat ikidir, gecenin bir yarısıdır)
Gece, dikiz aynasıdır; neye bakarsan bak altı kelime sonra söylediğim gibidir ama özellikle baktığın yer ruhun ise, her şey olduğundan daha yakın görünür.