modern ab toplumu sorunlarla karşılaştığı zaman çözer. küçük bir örnek: artık dışarıya çıkamayacak kadar yaşlanmış avrupalı kadınlar, erkekler bütün gün pencerenin ardında oturup sokağı izliyormuş. kendilerine tuhaf gelen olayları, insan davranışlarını gözleyip polise rapor edenleri bile varmış:) diyeceğim odur ki başörtüsü öcü değil bir sorundur. hayat tarzlarının farklılaşmasıdır. elbette dini simgedir,sosyal alanda, siyasal alanda da kendisini göstermiştir.
dün ygs öncesi bizim kızkardişleri aradım. konu sınava başörtülü girememe konusu açıldı. siktiredin takmayın dedim. hem kimse size bakmaz herkes sınav telaşındadır dedim. bunu bilmelerine rağmen kendilerini pek kötü hissediyorlardı. kız kardeşlerimden biri sınav yerine bir gün önceden gitmiş. oturmuş sıraya ağlamış. boşver üzülme dedim. öğretmenler de istemeye istemeye sizi başörtüsüz olmaya zorluyorlar dedim. dedim de dedim.
ama bildiğim bir şey var ki siyasal bir simge olsaydı başörtüsü, bir insanı bu kadar hırpalamazdı. demek ki içinde inanç unsurunu taşıyor. demekki içinde bir bağlılık taşıyor.
telefonu kapattığımda düşündüm de bu siyasal simge sınava giremiyorsa kime girsin?
dinsel simgedir.
simgenin yanısıra yaşantısal bir oluştur.
bu oluşa karşı çıkanlar bu oluşu savunanlar daima vardır.
olan yaşantısına dahil edene oluyor türkiye'de. tc'nin paradoksudur. muhafazakar ve dindar bir toplum olan anadolu halkına çağdaş yaşamcı bir zihniyetle "haydi kızlar okula" kampanyası yürütürken bir yandan "siktir kızlar okuldan" düşüncesiyle başörtülüleri dışlayan bir yapılanma içine giren türkiye kendi paradoksunu yaratmış vaziyettedir.
başörtüsü bir korkudur aynı zamanda.
öyle ki ösym'nin sınav giriş belgesinde "sınava başörtülü girmek isteyenler olabilir" cümlesiyle bu korkularını ifade etmişlerdir.
bu başörtüsü kime ve neye giriyor anlamış değilim zahar.
viyana'da hiç rastlamadım, hayret! fakat bir gün şehir dışına çıktığımda trende bir vagon dolusu, yerlere kadar pardesülü, başörtüleri hotoz çıkıntılı türk kadınla karşılaştım. meğer fabrikaya çalışmaya gidiyorlarmış. çok garibandılar, içim acıdı.
Gül, türbanı yükseköğretimde serbest bırakın Anayasa değişikliğini onayladı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, türbanın yükseköğretimde serbest bırakılmasını içeren Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerinde değişiklik öngören yasayı onayladı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu’nda zorunlu referandum sınırı olan 367’nin üstünde rekor sayılabilecek 411 oyla kabul edilen 5735 sayılı yasayı onayladı.
Yasa ile Anayasanın 10. maddesi, "Devlet organları ve idari makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır" şeklinde değişti.
Anayasanın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödeviö başlıklı 42. maddesine ise "Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir" fıkrası eklendi.
hedef saptırma aracı. önce başörtüsü vardı sonra yasağı. büyük bir oyun oynanıyor. yahut küçük. vurgudur oyunu küçültüp büyüten.
başörtüsüyle uğraştırılan insanlar yıllarını bu konuya verip asıl siyasal mesele olarak kabullendi. bu alandaki savaşım oyunu tezgahlayanların en büyük isteği. bir yandan ana mesele haline getirip diğer yan da boş kalmasın diye toplumu yozlaştıracak her tür dejenerasyon tekniklerini uygulayaduruyorlar.öte
yandan provokasyon dahi olsa bu konuda tepkisiz kalınamaz. bu da iki taraf açısından malum.
hegel'in bu konudaki temel önermesi; insanın dış ile iç açılarının toplamının olamayacağı üzerinedir. yine zizek amcamız bu post modernist geleneğin inşasının altında yatan etmenleri incelerken duruma vukufiyet açısından diyanet'e bağlılığını ifade etmiştir. bizim için en önemli önerme ise haydiger'den gelmiştir.
"tanrıya inanmıyorum ama yeryüzünü ancak tanrı düzeltebilir."
modern ab toplumu sorunlarla karşılaştığı zaman çözer. küçük bir örnek: artık dışarıya çıkamayacak kadar yaşlanmış avrupalı kadınlar, erkekler bütün gün pencerenin ardında oturup sokağı izliyormuş. kendilerine tuhaf gelen olayları, insan davranışlarını gözleyip polise rapor edenleri bile varmış:) diyeceğim odur ki başörtüsü öcü değil bir sorundur. hayat tarzlarının farklılaşmasıdır. elbette dini simgedir,sosyal alanda, siyasal alanda da kendisini göstermiştir.
dün ygs öncesi bizim kızkardişleri aradım. konu sınava başörtülü girememe konusu açıldı. siktiredin takmayın dedim. hem kimse size bakmaz herkes sınav telaşındadır dedim. bunu bilmelerine rağmen kendilerini pek kötü hissediyorlardı. kız kardeşlerimden biri sınav yerine bir gün önceden gitmiş. oturmuş sıraya ağlamış. boşver üzülme dedim. öğretmenler de istemeye istemeye sizi başörtüsüz olmaya zorluyorlar dedim. dedim de dedim.
ama bildiğim bir şey var ki siyasal bir simge olsaydı başörtüsü, bir insanı bu kadar hırpalamazdı. demek ki içinde inanç unsurunu taşıyor. demekki içinde bir bağlılık taşıyor.
telefonu kapattığımda düşündüm de bu siyasal simge sınava giremiyorsa kime girsin?
gerçi bezdir acıtmaz dimi...
dinsel simgedir.
simgenin yanısıra yaşantısal bir oluştur.
bu oluşa karşı çıkanlar bu oluşu savunanlar daima vardır.
olan yaşantısına dahil edene oluyor türkiye'de. tc'nin paradoksudur. muhafazakar ve dindar bir toplum olan anadolu halkına çağdaş yaşamcı bir zihniyetle "haydi kızlar okula" kampanyası yürütürken bir yandan "siktir kızlar okuldan" düşüncesiyle başörtülüleri dışlayan bir yapılanma içine giren türkiye kendi paradoksunu yaratmış vaziyettedir.
başörtüsü bir korkudur aynı zamanda.
öyle ki ösym'nin sınav giriş belgesinde "sınava başörtülü girmek isteyenler olabilir" cümlesiyle bu korkularını ifade etmişlerdir.
bu başörtüsü kime ve neye giriyor anlamış değilim zahar.
siyasi simgedir, semboldür.
viyana'da hiç rastlamadım, hayret! fakat bir gün şehir dışına çıktığımda trende bir vagon dolusu, yerlere kadar pardesülü, başörtüleri hotoz çıkıntılı türk kadınla karşılaştım. meğer fabrikaya çalışmaya gidiyorlarmış. çok garibandılar, içim acıdı.
Gül, türbanı yükseköğretimde serbest bırakın Anayasa değişikliğini onayladı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, türbanın yükseköğretimde serbest bırakılmasını içeren Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerinde değişiklik öngören yasayı onayladı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu’nda zorunlu referandum sınırı olan 367’nin üstünde rekor sayılabilecek 411 oyla kabul edilen 5735 sayılı yasayı onayladı.
Yasa ile Anayasanın 10. maddesi, "Devlet organları ve idari makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır" şeklinde değişti.
Anayasanın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödeviö başlıklı 42. maddesine ise "Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir" fıkrası eklendi.
hedef saptırma aracı. önce başörtüsü vardı sonra yasağı. büyük bir oyun oynanıyor. yahut küçük. vurgudur oyunu küçültüp büyüten.
başörtüsüyle uğraştırılan insanlar yıllarını bu konuya verip asıl siyasal mesele olarak kabullendi. bu alandaki savaşım oyunu tezgahlayanların en büyük isteği. bir yandan ana mesele haline getirip diğer yan da boş kalmasın diye toplumu yozlaştıracak her tür dejenerasyon tekniklerini uygulayaduruyorlar.öte
yandan provokasyon dahi olsa bu konuda tepkisiz kalınamaz. bu da iki taraf açısından malum.
eee.. bana ne ya..
hegel'in bu konudaki temel önermesi; insanın dış ile iç açılarının toplamının olamayacağı üzerinedir. yine zizek amcamız bu post modernist geleneğin inşasının altında yatan etmenleri incelerken duruma vukufiyet açısından diyanet'e bağlılığını ifade etmiştir. bizim için en önemli önerme ise haydiger'den gelmiştir.
"tanrıya inanmıyorum ama yeryüzünü ancak tanrı düzeltebilir."
nokta.
değil mi.
zira nedir.
[:beni kaynuka]'dan beri satrancın göbeğidir. islamköy mat! parçala böl tekbir giyim. pagan leke jeans turban girl. hicap mahcup paxil. cübbeli tanga g-string. dinsel orgazm 1 cinsel orgazm yok.
olm. kömür ocaklarına inin. onları da indirin. sahayı değiştir. indir bir kele o türbanı.
bayrak