Bayram sevinç, eğlence ve paylaşımı ifade eden anlamlarıyla toplumsal bir olgudur. Toplumun bütün bireylerinin katılımıyla gerçekleşir ve birtakım törensel geleneklerin tezahürüne sahne olur.
İnsanlık tarihi boyunca toplumlar, bayram günlerini diğer günlerden farklı olarak düşünmüşler ve bu günlere ayrı bir anlam yüklemişlerdir. İlk insanlar, daha çok tabiatta meydana gelen iklimsel ve ekolojik değişiklikleri bir bayram vesilesi yapmışlar, buna tanrısal bir nitelik kazandırmışlardır. Daha sonraki dönemlerde ise, bayramların ulusal veya dinsel bir temele oturtulduğu, bir inanç ve kültür olgusu etrafında ortaya çıkan değer yargılarıyla örüldüğü görülmektedir. Türkler arasında İslamiyet’ten önce bazı günlerin bayram kabul edilip çeşitli törenlerin yapıldığını, eğlencelerin düzenlendiğini biliyoruz. İslamiyet’ten sonra ise Ramazan ve Kurban olmak üzere iki büyük bayramın toplum hayatımızda önemli bir yer işgal ettiğini görüyoruz.
Daha huzurlu, daha barışçıl, dayanışmacı, birlik ve beraberlik rûhu gelişmiş bir topluma sahip olabilmek için bayramları gerektiği gibi yaşayabilmeli ve mutlaka içi doldurulmalıdır. Toplum hayatında açıkça görülen çözülmeyi önleyecek mekanizmalardan biri durumundaki bayram kutlamaları tekrar hayata geçirilmelidir.
....'El tuta kitâbını
Dil tuta hitâbını
Can tuta şitâbını
Bayram o bayram '...Alvarlı Efe
bunun yaygın kullanımı şöyledir;
bayramınız bayram ola
Bayram sevinç, eğlence ve paylaşımı ifade eden anlamlarıyla toplumsal bir olgudur. Toplumun bütün bireylerinin katılımıyla gerçekleşir ve birtakım törensel geleneklerin tezahürüne sahne olur.
İnsanlık tarihi boyunca toplumlar, bayram günlerini diğer günlerden farklı olarak düşünmüşler ve bu günlere ayrı bir anlam yüklemişlerdir. İlk insanlar, daha çok tabiatta meydana gelen iklimsel ve ekolojik değişiklikleri bir bayram vesilesi yapmışlar, buna tanrısal bir nitelik kazandırmışlardır. Daha sonraki dönemlerde ise, bayramların ulusal veya dinsel bir temele oturtulduğu, bir inanç ve kültür olgusu etrafında ortaya çıkan değer yargılarıyla örüldüğü görülmektedir. Türkler arasında İslamiyet’ten önce bazı günlerin bayram kabul edilip çeşitli törenlerin yapıldığını, eğlencelerin düzenlendiğini biliyoruz. İslamiyet’ten sonra ise Ramazan ve Kurban olmak üzere iki büyük bayramın toplum hayatımızda önemli bir yer işgal ettiğini görüyoruz.
Daha huzurlu, daha barışçıl, dayanışmacı, birlik ve beraberlik rûhu gelişmiş bir topluma sahip olabilmek için bayramları gerektiği gibi yaşayabilmeli ve mutlaka içi doldurulmalıdır. Toplum hayatında açıkça görülen çözülmeyi önleyecek mekanizmalardan biri durumundaki bayram kutlamaları tekrar hayata geçirilmelidir.
“Can Bula Cânanını
Bayram O Bayram Ola”