şimdi görüntülenenler

belagat yorgunuyuz


4 entry -

Zeliş kullanıcısının resmi
 #

nokta vuruslu tekil hakikat sözünü çok sevdim. ortalıkta sözüm ona çiziktirenler, yazı yazdıklarını sananlar nokta vuruşlu tekil hakikate değinmeden edemezler. şiiri paralayan mafyatik karakterler gibi gariban şairi de belagate kurban ediyorlar. yazara göre:' şiirin aslında tenhada gözle okunan, akılda
ses bulan sadeliğinden, tefekküre akan derinliğinden belli ki haberdar bile değiller.ilkokulda bağıra çağıra çığırılan şiirimsilerle karıştırıyorlar. örneğin (bkz. birhan keskin)dizelerini, ramiz dayı gibi konuşmasının sırasıdır artık.
''o şiiri ekranda, mikrofonda(benim eklentim)yüksek sesle okumak kimseye kırmızı kurdela taktırmaz yeğen, bırakın da kendi kozasında tomurcuk versin o dizeler, okuru şi'ri bulsun da şaşırsın.'''

 
Zeliş kullanıcısının resmi
 #

''sorun pedagojik ne yazık ki!kötü eğitilmişler. bilimsel düşünceyle araları hiçbir zaman iyi olmamış( köşeciklerinde darwin'i eleştiren eğitimsiz salaklar, zeliş'in notu)üniversiteye gidebilenleri, aradıkları cevapları çoktan seçmeli sorular setinden seçilen''doğru şık'' olarak bellemişler.''yorumla'' dedin mi apışıp kalıyorlar, cevabın birden fazla çehresi olması olasılığı onları çıldırtıyor.şaşaalı bir aforizmanın, veciz bir ifadenin, biricik bir cevabın peşindeler. işte bu nedenle arıyorlar kendilerine bir kanaat önderi, bir dil cambazı, bir belagat ustası, bir hikmet kumkuması. Ramiz dayı bu nedenle hayat veriyor tıkız kalmış akıllara, ömer baba merhem oluyor parçalı ahlaklara. bu marazi ilgiyi fark ettiklerinden olacak, tv yapımcıları ekranları belagatla tıka basa doldurmaya başladı. ve sanırımbir süre sonra böylesi diziler, şovlar, açıkoturumlar iyice artacak, daha da taraftar bulacak, bizi epeyce yoracak. senarist arkadaşlar, bu arkadaşları kamyon arkasına yazılan vecizelerden kurtarsanız yeter; şiir antolojilerini.. aforizma sözlüklerini hunharca katletmenin alemi yok..''

 
iştar kullanıcısının resmi
 #

zor belegat...

bir yılgın hal
ve okyanuslar
mavi gökyüzü gözlerinde har
devasa ordular savaştı
her şey karıştı
bir sevişme sahnesi
pembe düş kalemimden
ağır ağır
yalın ayak
ve kör gözlerine sevgilinin,
kendini sokmak...
yürekte ateş olmak
ve buhar olmak ininde zamanın

gel gör ki, hayat bu!

(s)onsuzluk...

umut, gelecek diyedir bekleyiş
yani o, geldiğindedir mutluluk
bir gece ansızın ya da gün ortası kapını çaldığındadır...

(u)mutsuzluk, (s)onsuzluktur...

işte hayat!

zor belegat..!

yaser edessa

 
Zeliş kullanıcısının resmi
 #

orhan tekelioğlu'nun radikal 2 ekinde bugün yayımlanan yazısının başlığı bu şekilde.türk milletinin bir ferdi olarak felsefeye olan mesafemizi, sıkıştığımızda her birisi birbiriyle çelişebilecek hazır kalıp özlü sözlere olan merakımızı çok iyi bilmekteyim. yazar da ekranlardaki dizi karakterlerinin(polat, ezel, mezel..) gözlerini hafiften kıstıkları anda en okkalısından bir vecize yumurtladıklarını farkedip, irdeleyenlerden. acaba diyor neden hemen herkes kesesinde bir iki fıkra ve de birkaç vecize taşımaya özen gösteriyor? belagatli bir millet miyiz yoksa? cevap: kocaman bir hayır! demek belagat işin görüneni, asıl arzu uyandıran mazruf, yani aforizmalar, vecizeler, özlü sözler, şiir kırpıntılarından oluşan içerik. hayat karşısında sıkışınca bir an durup derinlemesine düşünüp,sorunları tartmak, tekrar değerlendirmek yerine, başkalarının düşüncelerinden yardım umma kolaycılığı olmalı diye düşünüyorum bu tuhaf ilginin ardında.dahası da var, aforizmalardaki temalara bakarsak asıl ilgi çeken ahlaka, aşka ve geleneksel değerlere dair vecizeler. kültürel refleksler bakımından hem ''muhafazakar'' hem gelenekselci'' olan bir toplumun modern dünyanın soruları, dertleriyle cebelleşmesinde düstur olarak kullanılıyor bu özlü sözler.çünkü soruların ortaya nasıl ve hangi nedenlerle çıktığından çok cevaplarla ilgileniyorlar, nokta vuruşlu tekil hakikatistiyorlar. örneğin ezel, hapse düşmeden önceki yaşamında sevgilisi ve can arkadaşları tarafından aleni bir haksızlığa uğramış, binbir ezadan sonra hapisten kaçmış, estetik operasyonlardan sonra artık tanınmayacak bir fizyonomiye sahip olarak eski sevgilisi ve arkadaşlarının yanına gelmiştir. tek derdi vardır, o insanlardan öç almak.bu dert konusundaki hissiyatı''anlaşılır'' da olsa, kafasındaki ''öç alma'' planının modern toplumun haksızlığı düzeltme, adaleti sağlama mekanizmaları ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. ezel'in kafasındaki model,arkaik, ancak geleneksel bir toplumda anlam ifade edebilen kişisel bir öç, düşmana eza çektirme hayalidir.türkiye modernitesinin ''karanlık yüzü''yle karşı karşıyayız aslında.kendini modern sanan, yine de fala, ruha, burçlara, cine inanmaktan geri durmayan, hurafelere bilimsel hakikatler arayan tuhaf bir akıl bu. geleneksel düşünceye ve çözümlere inanan, bu işin formüllerinin vecizelerde yazılı olduğuna iman eden bir insan prototipi.
bu nedenle aforizmalarda hayat bulan genelgeçer tanımlamalara bayılıyorlar.''kadın'' şöyledir, ''sadakat'' şu nedenle gereklidir.''hayat'' ise böyle böyledir demeden cümle kuramıyorlar.hemen her şeye dair fikir sahibi olmaktan, hayata dair hazırlop cevaplara sahip olmaktan çok hazzediyorlar ama bu işi kotaracak ne felsefi ne de düşünselbir donanıma ne de bilgi birikimine sahipler!?!

 

h.zaza kullanıcısının resmi
PITIRCIQ kullanıcısının resmi
Rwdewcedfwy kullanıcısının resmi
admin kullanıcısının resmi
idcoxocdeayw kullanıcısının resmi
cwac kullanıcısının resmi
AntetuitoAl kullanıcısının resmi
Mr. Grey kullanıcısının resmi
jesannah kullanıcısının resmi
DarthAlpy kullanıcısının resmi
Jeatrioxeriog kullanıcısının resmi
Mphwcdayrx kullanıcısının resmi
burhanbalaban kullanıcısının resmi
beyaz perde e-donkişot kullanıcısının resmi
worldworld kullanıcısının resmi
Rolling Stones - Gimme Shelter      - YouTube
Kardeş Türküler Zepur Gi Tarnam (Meltem Olurum)…
Michel Schwalbe - Scheherazade violin solos   …