bölüm i - yalnızlık
gece karanlık fırtınadan önceki gibi sessiz, hafif bir rüzgar eserek onun yumuşak berrak ve taze kokusunu getirdi bana, etrafıma bakındım karanlık, kimseler yok peki bu güzel kokunun sahibi kim?
İçimde parlayan ışık gibi umutla
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun





Karanlıklar Çaldı Kapımı...
Mum ışığında gölgeler çarpıyor duvara,duvarda değil içimde delikler açıyor.Deliklerden soğuk sıvılar damlıyor zemine ve herdamlada beynimde yer eden ıslak sesler oluşturuyor...Beynim odanın sessizliğinden, gölgelerin çığlığından uyuşmuş karanlık köşemde yanlız oturuyorum.... Gözyaşlarımın sessiz isyanları ile ıslanıyor göz kapaklarım ve herdamlada birazdaha ağırlaşıyor yaşamak.Saatin tiktak larımı daha çok yoksa kendimdenmi nefret ediyorum!!Düşünmüyorum, düşünmek istemiyorum artık, yanlızlığın getirdiği çaresizlikten, kendimle konuşmaktan, kendi sesimden, düşlerimden korkuyorum.... Saatin tiktakları kulak kesiliyor birden evet çıt yok karanlık odamda sadece kalbimin düzensiz gümbürtüleri ve kapınn önüne doğtu gelen ayak sesleri, Hayır, Hayır yine yalan söyledim , kendime bile yalanlardan bir dünya kurup kendim ve kendim tekrar kendime yalan söylüyorum..Acaba..Yalan dilmiydi kapınan önünegelen ve duran ayak sesleri?Bilmem, emin değilim, kalkıp baksammı? Yo hayır açılan yaralarımdan daha fazla yaşam akıp gitmesin otur yerine!..Peki ya ‘O’ geldiyse ve kapıda beni bekliyorsa, elinde bir mendil göz yaşlarımı silmek için can atıyorsa.....Kendini kandırma gelmiyecek bırakıp gitti artık seni.Sus, Sus, Sus artık sus gitmesinin sebebide sensin zaten hep bu yalanların, mızmızlanmaların, korkuların yüzünden kapadı kapıları...... ...... Karanlık odada yanlızlıktan bunalmış gölgelerden korkarak geçirdiğim her dakikada düşlerimle konuşmaya başladım.Acaba gerçekten kapıda birileri varmı yoksa yine kendi yalanlarım kendimemi gülüyor? Güç kalmamış ayaklarımın üstüne kalktığımda hücüm eden kanların etkisiyle binlerce karıncayla boğuşarak yürüdüm kapıya...Tüm umutsuzluğumla, korkularımla, beklentilerim ve hazlarımla uzandım kapı koluna.Kendi yalanlarımı umutlarımla öldürerek açtım kapıyı...Ve karşımda derin gölgelerin arasında bir kıpırtı bekledim.Ama yoktu, YOKTUN..Yine karanlıklar arasındaki yanlız kendime döndüm.. Mum ışığındaki odamda herşey değişmişti artık..... Anladımki artık kapımı benden başka çalan, açan olmayacak anladımki artık ben yanlızım, gölgeler ve ben, gözyaşları ve ben, karanlık ve ben, yanlız ben
Sessiz Gece.
İşten çıktım eve yürüyorum kafamda milyonlarca düşünce; ahmak ıslatan yağıyor küçük dünyama, şimşekler çakıyor beynimde, toprak kokusu ise burnumda, yanlız, sakin adımlarla ilerliyorum kendi yarattığım küçük zindanıma.
Bir koşturmaca sürüyor etrafımda bir sigara çıkarıyorum cebimden yakıyorum derin bir nefesten sonra bu son olsun bıraktım sigarayı diyorum ama biliyorum 10 dakka içinde yakacağım 2. sigaramı, önümdeki kadın kucağındaki çocuğa bir şey söylüyor çocuk ağlamaklı, arkamdaki araba kornaya basıyor duymuyorum, küfrederek yanımdan geçiyor bense ona gülerek ''iyi geceler'' diliyorum, bu olanları pencereden seyreden küçük beyaz kedi el sallıyor usulca bana, kimse görmeden!
Aklımda yaşanmışlıklar,kalbimde sen yürüyorum usulca karanlığa, sokaklar bu gece dar geliyor düşüncelerime, nasıl oldu da gelmişim evime? Acaba biraz daha yürüsem mi? Durup düşünüyorum; Sonra düşünmekten de vazgeçiyorum sendende, yürümeye devam ediyorum nereye? Bilmiyorum. Gözümü açtığımda anlıyorum ki hiç bir yere gidemiyorum, kaçamıyorum hiçbir şeyden sen hala oradasın, dönüyorum sana ve sessiz adımlarla odama; benim küçük mahsenime!
Acaba neden düşünüyorum bu gece seni? Karanlık mı korkuttu beni yoksa yalnızlık mı; sessizlik mi üşüttü yoksa sensizlik mi? Neden düşünüyorum ben bu gece?
Biliyorum aslında bana daha çok ''Düşüncesizlik Yakışıyor!!
Ama bu gece kendime DUR diyemiyorum!
Bölümsüz - Carpe Diem
Sıcak bir çarşamba günü;sahilde tek başıma yürüyorum, bana uzaklardan senin nefesini getiren serin rüzgar saçlarımı dağıtıyor, her bir teli başka tarafa uçmak, benden birparçayı dünyayla paylaşmak için can atıyor, onların bu özgür hallerini gördükçe kendime güvenim artıyor, daha dik yürüyorum!
Eşoftmanımın çıtçıtları arasından bacağıma deyen bu serin bu tatlı nefes, içimdeki coşkuyu arttırıyor, her dokunuşunda bir titreme alıyor içimi! Yürümeye devam ettikçe güneşin yansıttığı binbir renk gözlerimi alıyor, her kırmızıda biraz daha şehvet, her yeşilde biraz daha coşku, her adımda biraz daha seni yaşıyorum!
Yine kendimi dinlemek, yine kendimi yaşamak için yürüyor, yürüyorum. Tarif edilemez güzellikler çevremde bazılarını görebiliyorum bazılarını ise sadece hissedebiliyorum! Ensemden sırtıma inen şu ter tanesi gibi; birazdan belime inecek, orada kışın yerini bu güzel bahara bıraktığı gibi yok olup gidecek; ama en azından orda olduğu sürece onun bana yaşattığı serinliği yaşamam gerek; ben bunları düşünürken acaba sen ne yapıyorsun? sıcak bir odada klavyenin başında yaşadığın anın değerini anlayamayacak kadar meşkul o ter tanesini hissedemeyecek kadar kendinden uzakmısın?
Yoksa rüzgarın getirdiği ter kokumu duyacak kadar bana yakınmı? Ne olursa olsun şu anı ben kendimle bizim için yaşıyorum, seni duyumsuyor, dokunuşunu hissedebiliyorum! Bu sıcak günde sessizce yanımda yürüdüğün için sana teşekkür ediyorum!
huysuz bey'in günlüğü olarak kaydettik...