|
- Hayatına bir sürü insan girer ve çıkar. Binlercesi! Girebilsinler diye kapıyı açık tutman gereklidir. Ama bu aynı zamanda gitmelerine izin vermek de demektir.. |
|
[@beyaz perde] |
|
film bahane... |
|
şifre problemi yaşıyorsanız yeni şifre isteyiniz. |
|
toprak |
...cemal safi ah tatlım ah cemal safi bize iyi geldi...
şu anda tek ihtiyacımız..
bütün manzarayı dolanır da güneş, vurur.
(tek tek ağaçlarına ovanın,
bir fırfırlı eteğine suyun, bir uzağına nehrin.)
bir derdim var vurmaz dibine
çok mu saklı derdim, çok mu derin
çağırmadı dilim, dönmedi bunca zaman,
bekliyor dilsiz taşın üstünde,
üşümüş uzun, uzun, hepsinden serin.
birhan keskin/ gölgede, serin
(ablamız ikinci ödülünü bakalım ne zaman alacak?)
çook iyi gelir. mona rosa, ey sevgili, 7.cadde...
Bir şiir daha yazmak vardı... kalem,kağıt düellosuna şahit olmak. Kalemin kağıt üzerindeki zayiatı kalıcıydı...çok sonra okuyanlar buna'ölümsüz eser' dediler. hoş,onlar görmediler bu savaşı.
öyle yumuşakki sesiniz, dünyalar getiriyor kulaklarıma dünyalar çıkarıyor
öyle yumuşakki sesiniz gece yarısına ve bütün siyahlara bürünüyor gözlerim
unuttum gitti
sesinizi, kedilerinizi, unuttum gitti bir varoluş dönemecidir
elimden tutan; çünkü artık nereden baksam orasıdır şarkının söylendiği yer
nereden yapışsam hayat oradan koparır gibi yapraklarını
sardunyadan; ben hiç görmedim bu sardunya nasıldır
sesinize benzer desem yeridir; sardunyadan bir sesiniz olur
öyle yumuşak artık ben birşeyler gibi, karanlıktan yalın biçimleriyle
sözcüklerin yerini karıştırdım, herşeyi karıştırdım
olumlanmış yüzümle ben insan benzedim
ellerimden başladım benzemeye,
bir iki durak, duraktan başladım benzemeye
benimdir yankısı karanlık bu ses, siz yumuşak bir deniz,
ben size benzedim olmadığınız her dönemeçte
sesim benzesin diye akorlar akorlar sormayın
ben size benzedim gelmediğiniz dönemeçte: özledim
öyleyse okyanussunuz bildiğim uzak
öyleyse taş taş geliyor kalbime bu uzaklık sancısı
beni bir kere unuttunuz mu, beni bir kere unuttunuz demek değil
demek değil hatırladığınız, öyle yumuşak bir dönemeçte
evlerin olmadığı, evlerin hiç olmadığı
ben öyle gördüm siz uzak bir liman gibi alabildiğine,
sesiniz diyorum özleyerek bir güneşin akordunu, bir limon sarısı içerisinde
fanuslar büyüten, ben bu kadar uzak işte bildiğim bu kadar uzak
siz iki dağ arasına arasına uzanmış gelmemişlik havası
siz gelmemişsiniz ben bunu bildim.
dilimi doluyorum kelimelere böyle yapsam yeridir
öyle uzakki sesiniz özledim desem bir ben duyarım
bir de taşan sular kaynamaktan,
erimek kederlidir dedim sesimi dinlerken
bir ben duydum bir de yankısı evsizliğin.