Mühendis, caz trompetçisi ve caz eleştirmeni, kabare şarkı sözü yazarı, film oyuncusu, yazar (en geniş anlamıyla yani oyun, roman, şiir, kısa opera, kabare, senaryo) çevirmen, ressam, hazırcevap, alaycı, savaş karşıtı, bohem, varoluşçu ama Sartre sevmez, muhalif, sabıkalı bir pornografi yazarı, bilimkurgu uzmanı, kara mizah ustası... Bütün bunların dışında daha ne olsun! İşte bu Boris Vian'dır namı diğer Vernon Sullivan. 1920 yılında doğan ve daha çocuk yaşlarda kalp rahatsızlığı çekmeye başlayan, dünyada acelesi varmış da yetişemeyecekmiş gibi davranan, iyi ki öyle davranan, olabilecek sona eli böğründe usulca bekleyerek değil de öfkeyle, isyanla, dünyada olabilecek her değerin alaya alınabileceğini düşünen ve bunun uygulama alanlarını her defasında genişleten, otuz dokuz yaşında davet edilmediği, ancak içeri sızmayı başardığı, 'Mezarlarınıza Tüküreceğim' filminin galasında ölen nevi şahsına münhasır, dünyaya gelmiş, gelmezse dünya edebiyatının eksik kalacağı, lüzumlu adamlardandır Boris Vian.
Tiyatro anlayışıda Alfred Jarry’yi izlemiş, izleyicinin rahatsız olması gerektiğini savunmuştur.
“İmparatorluk Yaratanlar ya da Schmürz” adlı oyunu ölümlü olmayı, ölümden kaçmayı ve korkmayı değişik bir gülmece anlayışıyla irdeleyen Uyumsuzluk tiyatrosunun en önemli örneklerinden biridir.
İki günde yazdığı “Günlerin köpüğü”romanı ise yozlaşmış ilişkiler içinde aşkı, ölümü ve saçmalığı yoğun bir düş gücüyle vermiştir.
Boris Vian’ın okul çağıyla başlayıp ölümüne kadar süren yoğun yaşama hırsını,daha on iki yaşından beri kalp yetmezliğinden günlerinin sayılı olduğunu bilmesine ve yaşı ilerledikçe daha artan bu bilincin onu,kısalan hayatının her saniyesini değerlendirmeye zorlamasına bağlayabiliriz.
pekin'de sonbahar, mezarlarınıza tüküreceğim ve günlerin köpüğü bilinen romanlarındandır..
mezarlarınıza tüküreceğim adlı kitabını takma isimle yazmıştır, trompete,caz'a genelde müziğe aşıktır.
claude abadie adlı grupla müzik yapmıştır. tiyatro yazarlığı ve senaristliği de vardır. kitaplarının isimleri çok ilginç ve baştan çıkarıcıdır. örneklemek gerekirse; ölülerin derisi hep birbirine benzer, bütün kötüler öldürülecek ,
kızlar farkına varmıyor ve buzlaşmış ezgilerle gebermek istemiyorum..
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.
Az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.
Sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.
Doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.
Ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.
İnsanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.
Gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
Aşacağım karaları, denizleri,
ne Avrupa'sı kalacak, ne Amerika'sı, ne Asya'sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:
Üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.
İllâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.
Adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.
Doğuş Üniversitesi'nin, Sivas katliamında yaşamını yitiren şair Metin Altıok'un kızı Zeynep Altıok Akatlı'nın işine "Sivas Katliamı ile ilgili açıklamaları sakıncalı bulunduğu için" için son verildiği iddia edildi.
"boris vian zamanının bir özetidir" der martin esslin.
Mühendis, caz trompetçisi ve caz eleştirmeni, kabare şarkı sözü yazarı, film oyuncusu, yazar (en geniş anlamıyla yani oyun, roman, şiir, kısa opera, kabare, senaryo) çevirmen, ressam, hazırcevap, alaycı, savaş karşıtı, bohem, varoluşçu ama Sartre sevmez, muhalif, sabıkalı bir pornografi yazarı, bilimkurgu uzmanı, kara mizah ustası... Bütün bunların dışında daha ne olsun! İşte bu Boris Vian'dır namı diğer Vernon Sullivan. 1920 yılında doğan ve daha çocuk yaşlarda kalp rahatsızlığı çekmeye başlayan, dünyada acelesi varmış da yetişemeyecekmiş gibi davranan, iyi ki öyle davranan, olabilecek sona eli böğründe usulca bekleyerek değil de öfkeyle, isyanla, dünyada olabilecek her değerin alaya alınabileceğini düşünen ve bunun uygulama alanlarını her defasında genişleten, otuz dokuz yaşında davet edilmediği, ancak içeri sızmayı başardığı, 'Mezarlarınıza Tüküreceğim' filminin galasında ölen nevi şahsına münhasır, dünyaya gelmiş, gelmezse dünya edebiyatının eksik kalacağı, lüzumlu adamlardandır Boris Vian.
l'herbe rouge
Son romanı Yürek Söken'i yayınladıktan sonra yazmayı bırakıp geri kalan yaşamını sadece müzikle uğraşarak geçirmiştir.
Tiyatro anlayışıda Alfred Jarry’yi izlemiş, izleyicinin rahatsız olması gerektiğini savunmuştur.
“İmparatorluk Yaratanlar ya da Schmürz” adlı oyunu ölümlü olmayı, ölümden kaçmayı ve korkmayı değişik bir gülmece anlayışıyla irdeleyen Uyumsuzluk tiyatrosunun en önemli örneklerinden biridir.
İki günde yazdığı “Günlerin köpüğü”romanı ise yozlaşmış ilişkiler içinde aşkı, ölümü ve saçmalığı yoğun bir düş gücüyle vermiştir.
Boris Vian’ın okul çağıyla başlayıp ölümüne kadar süren yoğun yaşama hırsını,daha on iki yaşından beri kalp yetmezliğinden günlerinin sayılı olduğunu bilmesine ve yaşı ilerledikçe daha artan bu bilincin onu,kısalan hayatının her saniyesini değerlendirmeye zorlamasına bağlayabiliriz.
pekin'de sonbahar, mezarlarınıza tüküreceğim ve günlerin köpüğü bilinen romanlarındandır..
mezarlarınıza tüküreceğim adlı kitabını takma isimle yazmıştır, trompete,caz'a genelde müziğe aşıktır.
claude abadie adlı grupla müzik yapmıştır. tiyatro yazarlığı ve senaristliği de vardır. kitaplarının isimleri çok ilginç ve baştan çıkarıcıdır. örneklemek gerekirse;
ölülerin derisi hep birbirine benzer, bütün kötüler öldürülecek ,
kızlar farkına varmıyor ve buzlaşmış ezgilerle gebermek istemiyorum..
KAÇAK
-Cezayir Kurtuluş Savaşı'nda ölenleri anarak-
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.
Az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.
Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.
Sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.
Doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.
Ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.
İnsanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.
Gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
Aşacağım karaları, denizleri,
ne Avrupa'sı kalacak, ne Amerika'sı, ne Asya'sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:
Üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.
İllâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.
Adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.
Boris VIAN
Çeviren : A. Kadir