Boşluktaki insanlar
"kendi klinik deneylerime ve meslektaşlarımın gözlemlerine dayanarak yirminci yüzyılın ortasındaki bireyin esas probleminin "boşluk" olduğunu söylemem size şaşırtıcı gelebilir. bununla sadece insanların ne istediklerini bilmediklerini söylemeye çalışmıyorum; insanlar aynı zamanda ne hissettiklerini de pek anlamıyorlar. kendi kendilerini yönetememekten ya da kararsızlıktan yakınmaya başladıkları zaman, bireylerinin temel probleminin arzuları ve istekleri hakkında kesin bir deneyimlerinin bulunmayışı olduğu iyice belirginleşiyor. Acı veren bir güçsüzlük duygusuyla oradan oraya atılmışlık fikrine esir düşüyorlar çünkü kendilerini anlamsız bir boşlukta hissediyorlar
......................................
bu bireylerin amaçları hakkında rahatlıkla konuştuğunu görebiliriz. Amaçları herkes gibi üniversiteden başarıyla mezun olmak, bir işe girmek, aşık olup evlenmek ve bir aile kurmaktır fakat kısa sürede kendileri bile bu isteklerin kendi arzuları değil, başkalarının,-öğretmenlerin, anne-babaların, iş verenlerin- beklentileri olduğunu fark ederler.
....................................
hedefleri konusunda hiçbir inancı veya gerçekçi bir yaklaşımı yoktur. O, "başka insanların beklentilerini yansıtan bir aynalar topluluğu" dur sadece.
....................................
İçinde yaşadığımız dönem bir savaş, askeri kriz, ekonomik değişim dönemi ve nereden bakarsak bakalım güvensizlik dolu bir gelecek her yanımızı çeviriyor. o yüzden bireyin kendini işe yaramaz bulması ve ne planlayacağını kestirememesini yadırgamamak gerekiyor. Ama tüm olayı böyle bir sonuca bağlamak son derece yüzeysel bir yaklaşım olur." Rolla May, kendini arayan insandan
bazıları da "sizin o boşluk sandığınız şey eterdir" iddiasındadırlar. bunu duyduktan sonra da "eter" dendiğinde "boşluk"u algılamaya başladım. sonra baktım ki işte, eğer algılayabildiğim bir şeyse tabiki vardır.
boş olma durumu
boş-luk...
(bkz. kalecinin penaltı anındaki endişesi)
alengire gerek yok.
hissedilen bi'şey.
boşluk
kıldım kendi cenaze namazımı
arındım cismimden
hiçliğe asılı duruyor ruhum
sonunda yalnızca akan suyum
alt ettim alt etmeyi de
yitip gitti görüntüm
bir defa verildi hüküm
şimdi hiçliğe yüzüyorum
bakın yüzüme seyredin beni
deyin ya hiçliği yüzen kişi
sır kapısından giren anlar bu işi
hiçliğim ki içimdeki ateş
beni doğuranda dinleniyor şimdi
boşluktayım
boşluk yüzüyor beni
aşktayım
(bkz. metin cengiz)
Boşluktaki insanlar
"kendi klinik deneylerime ve meslektaşlarımın gözlemlerine dayanarak yirminci yüzyılın ortasındaki bireyin esas probleminin "boşluk" olduğunu söylemem size şaşırtıcı gelebilir. bununla sadece insanların ne istediklerini bilmediklerini söylemeye çalışmıyorum; insanlar aynı zamanda ne hissettiklerini de pek anlamıyorlar. kendi kendilerini yönetememekten ya da kararsızlıktan yakınmaya başladıkları zaman, bireylerinin temel probleminin arzuları ve istekleri hakkında kesin bir deneyimlerinin bulunmayışı olduğu iyice belirginleşiyor. Acı veren bir güçsüzlük duygusuyla oradan oraya atılmışlık fikrine esir düşüyorlar çünkü kendilerini anlamsız bir boşlukta hissediyorlar
......................................
bu bireylerin amaçları hakkında rahatlıkla konuştuğunu görebiliriz. Amaçları herkes gibi üniversiteden başarıyla mezun olmak, bir işe girmek, aşık olup evlenmek ve bir aile kurmaktır fakat kısa sürede kendileri bile bu isteklerin kendi arzuları değil, başkalarının,-öğretmenlerin, anne-babaların, iş verenlerin- beklentileri olduğunu fark ederler.
....................................
hedefleri konusunda hiçbir inancı veya gerçekçi bir yaklaşımı yoktur. O, "başka insanların beklentilerini yansıtan bir aynalar topluluğu" dur sadece.
....................................
İçinde yaşadığımız dönem bir savaş, askeri kriz, ekonomik değişim dönemi ve nereden bakarsak bakalım güvensizlik dolu bir gelecek her yanımızı çeviriyor. o yüzden bireyin kendini işe yaramaz bulması ve ne planlayacağını kestirememesini yadırgamamak gerekiyor. Ama tüm olayı böyle bir sonuca bağlamak son derece yüzeysel bir yaklaşım olur." Rolla May, kendini arayan insandan
boşluk bakışımın şeklini alıyor diye bişey okumuştum bi kitapta
(bkz. bosluk hissi)
bazıları da "sizin o boşluk sandığınız şey eterdir" iddiasındadırlar. bunu duyduktan sonra da "eter" dendiğinde "boşluk"u algılamaya başladım. sonra baktım ki işte, eğer algılayabildiğim bir şeyse tabiki vardır.
bazen içinde olduğumuz