3 entry -
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
|
|
|
islamcılar müzik yapamıyor. iran devrim şarkısı da lübnan hizbullahının şarkısı da pek kötü. çeçenlerin şarkısı daha makul... |
|
|
|
axu eman |
|
deneme |
bir de şiir eklesek hazır başlığa meraklılar varken;
SEVMEK DE YORULUR
Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım
Bana bunu sessizce anlatıyorlardı
Bir yerde onların yönlerinden
alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki
bulvarların geceye vurdukları
çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri
uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan
bir sürü alışkanlıklar taşıyan
insanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında
çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin
başkası sevsin diye en seçkin yerine
bir şal gezdirirdi
İnsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarla
Bir sen varsın hep saçların ağzın
Bir merdiven hücresinde
uzak çağrışımlarla koşardın ya bensem
seni sonsuz gelişinle
saçından tanıyor gülüşünden kaçıyor
eğilip başını içlerimden geçtiğin zaman
uzağa bir yolcuya karşı çıkar gibi
Artık gecikmiş alışıldığım gidişinle
davranılmaz üstünde durulmaz
hiçbir tüfeğe gelmez bir kekliksem
Yüzün soygundan geçmiş öyle bir yerde
durmuş ki bakışın boynun bozgun
üstünden bir nehir geçer gibi
ya gecedir ondan ya bulanık sudan
bir hasta gibi ağrımaktasın
Gelişini aldım onu nasıl harcadım
Denizden bunalıp okyanusa
Selâm çakan vapurun
Sevindik adımına birden parka çekildik
Ve birden nasıl bayram bıyıklı
Bir yaylım herkesin yaydığı bir merhabayla
Eğip başını içlerimden gittiğin zaman
Uzağa bir yolcuya çıkar gibi
Selini üstüme çektin önce
camdan bir mektup dolabının
üstüste sayısız koridorunu yüzüme yakın
başını duvara değdirmiş bir benzetişle
josef ka benzeri bir bakışındı
ya da konuşmayı kesip aman sen
öyle bir gittin ki benimle
Piknik beni sana verdi önce
Gelişen güneş yalnızlıktan bir göze
Eski ellerin
Ve çağlarınla bir şeye uzanmış etin
Ve hançerinle zamana saf durmuş
Son gidişindir bu
Bunların hepsi beni çağırıyorlar sevinçlerimden
Biri denizdir uzun boylu gürültüsüyle
zaten hangisi kavak zürafası değil
biri bütün yan odaları bekler
kuşkulu geçer camlardan
ve bırakır yerini bir koridor bekçisine
Haydi sen bütün onlara git benimle
Son sigaramdın
Gidişin antinikotin
Birden bir şey mutlu eşit piyano çalıyor
Elleri iki çeşit durgun
Gerçi çıkmıyor gelenlerin karanlığa duranların
Suya inen sesleri
Tam şimdi denizinle
bir çakıl taşına yaklaşıyor
kuma çok yakın bütün kesitlerinle
bakıyor ve bunalıyorsun
Tam şimdi ipe koşan
beni elleriyle alkışlayan
ağrıyan bir gün geliyor
cahit zarifoğlu
uf.başta olunca mecburen bakıyoruz.acaba bu başlığa kim entry yazmış diye:)
bob dylan der ki;
(...)
Korku içinde yaşıyoruz.
Çünkü öleceğimizi biliyoruz.
Hayvanlar öleceklerini bilmez, korkuları yoktur!
Memnun biçimde yaşarlar...içinde bulundukları anı.
Ölümün farkında olmak bizi alıkoyar.
* * *
Hükümetin elindeki tek güç suçluları yakalamaktır.
Eğer yeterli suçlu yoksa kendiniz yaratırsınız.
Suçla ilgili o kadar çok şey yaratırsınız ki yaşamak imkansızlaşır.
Kanunları çiğneyeceğiz!
* * *
-Kötü bir şeye kalkışmazsın değil mi?
-Silahlara büyük bir saygı duyarım.
Önce suçlular dolu bir ulus oluşturursunuz sonra da suçlular üzerinden para kazanırsınız.
İşte sistem bu! Oyun bu! Bunu anlarsanız daha kolay uyuyabilirsiniz.
Unutmayın hayat bir taksi kullanmak gibidir.
Canınız bir yere gitmek istemese bile taksimetre çalışmaya devam eder.
* * *
- Çok güzel hayvanlar.
- Teşekkürler.
- Ama takdiri hak eden tanrı.
- Zengin olmak için başarılı olmaya ayıracak vakitleri yok.
- Şöhret hayali kurmuyorlar.
Onlar yaşlandıkça değeri azalacak şeyler almak için paraya ihtiyaçları yok.
Onlar güzeller, varoldukları biçimde...
Yaptıkları neyse onu yaparlar.
Aslanlar kaplan olmaya çalışmaz.
Tavşan bir maymunun taklidini yapmaya çalışmaz.
Olmadıkları bir şeye benzemeye çalışmazlar.
Bize, insanlara benzemezler.
Çita, kaplan, yılan, maymun, babun...
Domuz, hipopotam, gergedan, dodo bal porsuğu...
şişko kurbağa, hepsi, her biri mükemmeldir.
Kendi orjinal formlarında... Sonra insan ortaya çıktı.
Onu kimin, ne amaçla yarattığı hala gizemini koruyor.
Neden burada?
Bu bir gizem.
Burada olmaya hakkı olmadığını biliyoruz.
Ait olduğu yeri bilmiyor. Bilmiyor çünkü böyle bir yer yok.
Ayı avcısı insan...
Tuzak kuran, geyik kovalayan...
Ayı avcısı insan, geyiklere tuzak kuran...
Ayı avcısı insan, kürk için tuzak kuran...
Geyik kovalayan insan...
Yavru fokları sopayla öldüren, yunuslara vuran...
En aşağılık varlık, en aşağılık varlık.
O bir asi çığırtkanı, ortalık karıştıran bir ajitatör.
Ortalıkta dolaşıp burnunu ait olmadığı yerlere sokar.
Hayvanat bahçesi, akvaryum...
Bunlar hayvanlar için hapishanedir.
Bu hayvanlar insandan bir şey öğrenemez, insanın onlara öğreteceği bir şey yok.
İnsanlara bakmazdım bile...
Atom bombaları, kurutma makineleri ve otomobilleriyle öyle tiksindiriciler ki...
Yarattıkları hastalıklara tapınak olsun diye hastaneler inşa ediyorlar.
İnsanlar taşıdıkları sırlarla birlikte yapayalnızlar.
Maske takmış ve isimsiz...
Kimse onları tam anlamıyla bilmiyor.
Bir kaldırımda gördüğüm çatlak benim için bir insandan daha güzel.
Güneşin kuruttuğu bir gölün dibindeki çamurdaki çatlak bir insandan daha güzeldir.
Demek istediğimi anladın mı? -Anladım. Doğmak bir tür lanet gibi.
İşte bunda haklısın.
Korku içinde yaşıyoruz.
Çünkü öleceğimizi biliyoruz.
Hayvanlar öleceklerini bilmez, korkuları yoktur.
Memnun biçimde yaşarlar...
içinde bulundukları anı.
Ölümün farkında olmak bizi alıkoyar.
Gerçekten inanılmaz bir lütuf.
- Tanrım!
- Sana bir şey daha diyeyim...
Antik kültürler, uygarlıklar...
inek, tavşan, keçi gibi hayvanları kurban ederlerdi.
İnsanların yerine... Şimdi bunu tersine çevirdik.
İnsanları kurban ediyoruz. İnkalar gibi...
Aztekler gibi, büyük şirketler gibi.
İnanılmaz bir lütuf!
* * *
Bazılarımız mükemmellik ve erdem peşindedir ve eğer şanslıysak... bunlara erişiriz. Ama mutluluğun peşine düşemezsiniz. Size ya gelir ya da gelmez.
Her zaman şu olsaydı ya da bu olsaydı diyebilirsiniz... Ama "eğer şu olsaydı"... Kendimizi bir şeylerden yoksun hissettiğimizde girdiğimiz bir ruh halidir.
Babamın dünyasında ona ait olan bir şeyi alamazsınız. Ne altınını, ne gümüşünü ne de kadınını... Bunu annem için yaptığımı sanıyordum... Ülkem için yaptığımı düşünüyordum...
Ama özünde kendim için yaptığımı biliyordum. Neticede demiri büken en güçlü olan koldur.
* * *
Ben her zaman bir şarkıcı olmuştum ve belki de asla daha fazlası değil.
Bazen "şey"lerin anlamını bilmek yetmez...
bazen "şey"lerin ne anlama gelmediğini de bilmek gerekir.
Mesela sevdiğiniz insanın ne yapabileceğini bilmemenin ne anlama geldiği gibi... Her şey parçalanır. Özellikle de kuralların ve kanunların tertipli düzeni... Dünyaya bakma biçimimiz aslında bizim kim olduğumuzdur.
Dünyaya güzel bir bahçeden bakarsanız her şey neşeli gözükecektir...Yüksek bir platoya tırmanırsanız yağma ve cinayet görürsünüz. Doğruluk ve güzellik bakanın gözündedir. Ben her şeyi anlamaya çalışmaktan çok uzun zaman önce vazgeçmiştim.
en üstte tutayım ben bu başlığı.
insanları kışkırtayım.
bir de kimin baktığına baktım.
baktım
her seferinde bir kez bakıyorum.
insanda tıklama istenci oluşturan başlık.
ekleme yaparken karşınıza çıkıyor.. zaten var olan bir başlığı eklemeye kalkışınca çıkıyor.. arama motorunda eklenmiş başlıklar bazan ne hikmetse çıkmıyor..