yayından kaldırılmadan önce, son zamanlarında aşk sosu artırıldı. çünkü solun haklılığı birilerinin işine gelmedi(deniz gezmiş ve kürt solcu aydınlar terörist çünkü). bu zihniyet mi demokrasiyi getirecek? ha ha haaa! gülerim ben buna işte!
başka bir gözlem(e) verelim: eğer aşk sosu katarsak belki tarihi olaylara ilgiyi artırırız diye düşündüler. (bkz. hatirla sevgili)yi hatırlayın:) izleyiciye yakın tarihi aynı dille aktarırken suya sabuna dokunmamış, efsane solcular biraz işin içine romantizm katılarak anlatılmıştı. efsane yaratmak kapitalizmin birincil hasletidir. gelelim bu diziye: bu dizi yakın geçmişi resmederken kürt meselesine doğru ilerliyordu ki milletin şah damarına dokundu. tam bu esnada aşk sosu artırıldı ve dizi yayından kaldırıldı. gerekçe olarak ekonomik nedenler verildi. yakın tarihte olup bitenler hala tabu ülkemizde.
not: tarihi şahsiyetleri tişört üzerine baskılamakla, filmlerde romantize etmek, efsane haline getirmek aynı kapıya çıkar.
aşka evrilmese bitmesine üzülecektim.
ama tıkanıyor ennihayetinde türk senaristi.
adalet kıcı çok keskin olarak başında duruyor anlayacağın.
adalet mi dedim
hadi ordan.
dizi gelip aşk denen kıllı gışlı çamura saplandı monşer. devrimciler de sever, faşistler de sever ve hatta karıştır barıştır bunu da demokratça bir senaryo ayağıyla yap şeklinde incelikler döngüsü midemi bulandırıyor monşer. mümtaz'er türköne'nin de senaryo ekibinde olguğu bu diziye karşı cidden önyargım var. mesela erdal eren'in asılması meselesi es geçildi. geçilmese ne olacaktı ki. deniz baykal sosyal demokratlığı sarmış herkesin akıl bacalarını çaktırmıyorlar. ever monşer, çok önyargılıyım.
sülale üyelerim de dahil olmak üzere ( bizim sülalaye üye olunuyo, aidat ödeniyo, o bakımdan) bir kısım arkadaşımın ( arkadaşlarım da kısım kısım, raflara koydum onları) izleyip izleyip ertesi gün kaçabildikleri tüm kuytuları yokladıkları, ağlaya yana telefonlara sarıldıkları dizi. yarıyor, ortadan tam ikiye, yaralar daha yeni dikiş tutmuşken.
gösteriyor, gösterilmeyenleri.
tomris, kesesini dolduruyor mu, evet
olsun
kalbler onları unutmasın
kamber ateş nasılsın?
akşamdan beri bütün bölümlerini izlediğim ve çoğu yerinde boğazımın düğümlendiği dizi. ilk olarak bizim mirzelal abi'den duydum diziyi. yayınlanır yayınlanmaz beni aramış diyarbakır 5 nolu cezaevi işkencelerini anlatıyor demişti büyük bir heyecanla. daha sonra ak partili ömer çelik chp ve mhp nin faşizan tutumu karşısında siz bu diziyi seyrettiniz mi diye sormuştu. ömer çelik bey de epey etkilenmiş ki diziden demokratik açılım konuşmalarında bu konuya yer vermişti. sıkı bir dizi. izlemediyseniz muhakkak izleyin.
yayından kaldırılmadan önce, son zamanlarında aşk sosu artırıldı. çünkü solun haklılığı birilerinin işine gelmedi(deniz gezmiş ve kürt solcu aydınlar terörist çünkü). bu zihniyet mi demokrasiyi getirecek? ha ha haaa! gülerim ben buna işte!
başka bir gözlem(e) verelim: eğer aşk sosu katarsak belki tarihi olaylara ilgiyi artırırız diye düşündüler. (bkz. hatirla sevgili)yi hatırlayın:) izleyiciye yakın tarihi aynı dille aktarırken suya sabuna dokunmamış, efsane solcular biraz işin içine romantizm katılarak anlatılmıştı. efsane yaratmak kapitalizmin birincil hasletidir. gelelim bu diziye: bu dizi yakın geçmişi resmederken kürt meselesine doğru ilerliyordu ki milletin şah damarına dokundu. tam bu esnada aşk sosu artırıldı ve dizi yayından kaldırıldı. gerekçe olarak ekonomik nedenler verildi. yakın tarihte olup bitenler hala tabu ülkemizde.
not: tarihi şahsiyetleri tişört üzerine baskılamakla, filmlerde romantize etmek, efsane haline getirmek aynı kapıya çıkar.
aşka evrilmese bitmesine üzülecektim.
ama tıkanıyor ennihayetinde türk senaristi.
adalet kıcı çok keskin olarak başında duruyor anlayacağın.
adalet mi dedim
hadi ordan.
tek ciddi diziydi, bitti. necip millet izlemedi maçlar ve edebi diziler var iken.
dizi gelip aşk denen kıllı gışlı çamura saplandı monşer. devrimciler de sever, faşistler de sever ve hatta karıştır barıştır bunu da demokratça bir senaryo ayağıyla yap şeklinde incelikler döngüsü midemi bulandırıyor monşer. mümtaz'er türköne'nin de senaryo ekibinde olguğu bu diziye karşı cidden önyargım var. mesela erdal eren'in asılması meselesi es geçildi. geçilmese ne olacaktı ki. deniz baykal sosyal demokratlığı sarmış herkesin akıl bacalarını çaktırmıyorlar. ever monşer, çok önyargılıyım.
fikret kizilok un bir şarkısı.dizinin müziğidir.bakalım eklemeyi başarabilecek miyim?
- The top video clips of the week are here
filmi de çıkar yakında. üzerinden otuz yıl geçti sonuçta.
ama yine de o adamların yargılanmaları lazım...
ilginçtir ki mümtazer türköne nin de hikayeye katkısı var.
bak bu allah'ın işine.
sülale üyelerim de dahil olmak üzere ( bizim sülalaye üye olunuyo, aidat ödeniyo, o bakımdan) bir kısım arkadaşımın ( arkadaşlarım da kısım kısım, raflara koydum onları) izleyip izleyip ertesi gün kaçabildikleri tüm kuytuları yokladıkları, ağlaya yana telefonlara sarıldıkları dizi. yarıyor, ortadan tam ikiye, yaralar daha yeni dikiş tutmuşken.
gösteriyor, gösterilmeyenleri.
tomris, kesesini dolduruyor mu, evet
olsun
kalbler onları unutmasın
kamber ateş nasılsın?
akşamdan beri bütün bölümlerini izlediğim ve çoğu yerinde boğazımın düğümlendiği dizi. ilk olarak bizim mirzelal abi'den duydum diziyi. yayınlanır yayınlanmaz beni aramış diyarbakır 5 nolu cezaevi işkencelerini anlatıyor demişti büyük bir heyecanla. daha sonra ak partili ömer çelik chp ve mhp nin faşizan tutumu karşısında siz bu diziyi seyrettiniz mi diye sormuştu. ömer çelik bey de epey etkilenmiş ki diziden demokratik açılım konuşmalarında bu konuya yer vermişti. sıkı bir dizi. izlemediyseniz muhakkak izleyin.