bu tiplere rastlandığında ya "bütün kadınlar güzeldir" canım avuntusu; yada "aşk bu aka da konar boka da" cinsinden teranelere avuntu olan meleklerimiz... çirkinlik abideleri
Yatarlar uzun saçları içre, esmer yüzleri
kendi içlerine, ta derinliklerine çekilmiş.
Kapalı gözler, sanki pek çok uzaklığa karşı duran.
İskeletler , ağızlar ve çiçekler. Ağızlarda
küçük satranç taşları gibi düzgün dişler
iki fildişi sırasınca dizilmiş.
Ve çiçekler, sarı inciler ve ince kemikler
ve eller ve giysiler,- içe düşmüş yürek üzre
kumaş atkısı, çürüyen. Oysa orda,
şu yüzüklerin altında, tılsımların altında
ve gözmavisi taşların (o sevgili andaçların) altında
cinsiyetin sessiz dehlizi durur daha,
kemerli damına dek çiçek yapraklarıyla dolu.
Sarı inciler yine, yer yer saçılmış, -
pişkin balçıktan tabaklar, değirmisi
kendi resmiyle süslü,- eskiden çiçekler gibi kokan
yağ vazolarının yeşil kalıntıları,-
küçük tanrı heykelleri de: aile sunakları,
Halayık gökleri esrik tanrılarıyla!
Yerinden oynamış yüzük kaşı, yassı tılsım böcekleri
ve küçük heykelleri kocaman cinsiyetin;
gülen bir ağız ve oynayan kızlar ve koşucular,
belki hayvan ve kuş biçiminde av muskalarının
küçük kopçaları yerine altın tokalar;
ve uzun topluiğneler, garip biçimli çanak çömlek;
ve değirmi, kırık bir çömlek parçası, kırmızımsı
yüzeyinde gergin bacakları bir çift atın
belirir girişler üstündeki karanlık yazıtlar gibi.
Ve çiçekler yine, saçılmış inciler,
bir küçük çengin ışıldayan beli
ve sonra, buğular gibi dökülen örtüler arasında,
sanki kozamsı ayakkabıdan çıkmış
topuk, bir canlı kelebek gibi tıpkı.
Yatarlar öylece, şeylerle dolup taşarcasına,
değerli şeylerle, mücevherlerle, oyuncaklar, incik boncuk,
kırık dökük şeylerle (ne düşmüşse içerlerine),
ve bir ırmak dibince karanlık.
Onlar ırmak yatağıydılar:
hiç durmadan üzerlerinden kısa, tez dalgalarca
(hepsi ileri doğru, bekleyen bir hayata zorlayarak)
nice gencin gövdesi fırlardı paldır küldür,
ve erkek ırmaklar kükrerdi içerlerinde.
Ve zaman zaman oğlanlar, çocukluğun dağlarından
çıkarak, ürkek akıntılarca inerlerdi
ve dipte bulduklarıyla oynarlardı,
düşen duygularıyla birden kavranıncaya dek:
Derken sığ, billur sularla doldururlardı
bu geniş suyollarını baştan başa,
daha derin yerlerde çevrintiler açarlardı;
ve ilk olarak yansıtırlardı yaygın kıyılarla
uzak çığlıklarını kuşların: yukarılarında,
hiç bir yerde kapanmayan bir göğe çiçeklenirken
yıldızlı geceleri bir güzelim ülkenin
bir tanıdığım var. eşi ona prenses gibi davranır. kadın çok başarılı bir iş kadını, çok akıllı. paraya para demez. benim onun hakkında çirkin dememle çirkin olmaz biliyorum. şöyle diyebilirim: estetik anlayışıma uymuyor:) benim estetik anlayışım sadece beni bağlar bu arada. fakat onda gördüğüm bir şey var: Allah vergisi zeka, eğitimli sonra. Komplekslerini artılarıyla kamufle edebilmiş. Maharet bu işte. çirkin ve cahil korkutucudur.
jesannah. yok yok şaka. milyonda biri dışında kadınların hemen hepsi çirkindir. ama o milyonda bir gerisini bağışlatır. jesannah sen de geç ablacım dersin mesela. sorun değil, ben hallederim. milyonda bir aşkına.
yaşamımda gördüğüm en çirkin kadına (hakkaten çirkindi ama yav anımsadıkça tüylerim oynuyor) kocası tapınarak bakıyordu. var bu yaşamın bir dengesizliği.
hangi kadın kendini çirkin görme cüretinde bulunabilir..ki yoktur öyle bir mevzu çünkü tüm yüzler aynaya aşıktır aşıksa aşık için çirkinlik yoktur had-i zatında(ki hiçte iyi biri değilidr laf arasında bir değinelim dedik) güzel kadın yoktur tüm kadınlar çirkindir görmesini bilene
Yatarlar uzun saçları içre, esmer yüzleri
kendi içlerine, ta derinliklerine çekilmiş.
Kapalı gözler, sanki pek çok uzaklığa karşı duran.
İskeletler , ağızlar ve çiçekler. Ağızlarda
küçük satranç taşları gibi düzgün dişler
iki fildişi sırasınca dizilmiş.
Ve çiçekler, sarı inciler ve ince kemikler
ve eller ve giysiler,- içe düşmüş yürek üzre
kumaş atkısı, çürüyen. Oysa orda,
şu yüzüklerin altında, tılsımların altında
ve gözmavisi taşların (o sevgili andaçların) altında
cinsiyetin sessiz dehlizi durur daha,
kemerli damına dek çiçek yapraklarıyla dolu.
Sarı inciler yine, yer yer saçılmış, -
pişkin balçıktan tabaklar, değirmisi
kendi resmiyle süslü,- eskiden çiçekler gibi kokan
yağ vazolarının yeşil kalıntıları,-
küçük tanrı heykelleri de: aile sunakları,
Halayık gökleri esrik tanrılarıyla!
Yerinden oynamış yüzük kaşı, yassı tılsım böcekleri
ve küçük heykelleri kocaman cinsiyetin;
gülen bir ağız ve oynayan kızlar ve koşucular,
belki hayvan ve kuş biçiminde av muskalarının
küçük kopçaları yerine altın tokalar;
ve uzun topluiğneler, garip biçimli çanak çömlek;
ve değirmi, kırık bir çömlek parçası, kırmızımsı
yüzeyinde gergin bacakları bir çift atın
belirir girişler üstündeki karanlık yazıtlar gibi.
Ve çiçekler yine, saçılmış inciler,
bir küçük çengin ışıldayan beli
ve sonra, buğular gibi dökülen örtüler arasında,
sanki kozamsı ayakkabıdan çıkmış
topuk, bir canlı kelebek gibi tıpkı.
Yatarlar öylece, şeylerle dolup taşarcasına,
değerli şeylerle, mücevherlerle, oyuncaklar, incik boncuk,
kırık dökük şeylerle (ne düşmüşse içerlerine),
ve bir ırmak dibince karanlık.
Onlar ırmak yatağıydılar:
hiç durmadan üzerlerinden kısa, tez dalgalarca
(hepsi ileri doğru, bekleyen bir hayata zorlayarak)
nice gencin gövdesi fırlardı paldır küldür,
ve erkek ırmaklar kükrerdi içerlerinde.
Ve zaman zaman oğlanlar, çocukluğun dağlarından
çıkarak, ürkek akıntılarca inerlerdi
ve dipte bulduklarıyla oynarlardı,
düşen duygularıyla birden kavranıncaya dek:
Derken sığ, billur sularla doldururlardı
bu geniş suyollarını baştan başa,
daha derin yerlerde çevrintiler açarlardı;
ve ilk olarak yansıtırlardı yaygın kıyılarla
uzak çığlıklarını kuşların: yukarılarında,
hiç bir yerde kapanmayan bir göğe çiçeklenirken
yıldızlı geceleri bir güzelim ülkenin
rilke - halayık mezarları
bir tanıdığım var. eşi ona prenses gibi davranır. kadın çok başarılı bir iş kadını, çok akıllı. paraya para demez. benim onun hakkında çirkin dememle çirkin olmaz biliyorum. şöyle diyebilirim: estetik anlayışıma uymuyor:) benim estetik anlayışım sadece beni bağlar bu arada. fakat onda gördüğüm bir şey var: Allah vergisi zeka, eğitimli sonra. Komplekslerini artılarıyla kamufle edebilmiş. Maharet bu işte. çirkin ve cahil korkutucudur.
bikeresinde hastanede yatmak durumunda kalmistim ayni odayi paylastigim cirkin kadini kocasi ope ope bitirememisti 45 dk optu desem yalan olmaz.opucuk sesini duymamak icin yorgana gomulsemde baya rahatsizlik vericiydi..bana gore cok cirkindi kocasina kimbilir nasil guzel gozukuyordur .:/
kompleksli olurlar. sürekli bir kendini ispat haleti ruhiyesi..uzak durmak lazım, yere yakın olanları, cahilleri insanı korkutur.
jesannah. yok yok şaka. milyonda biri dışında kadınların hemen hepsi çirkindir. ama o milyonda bir gerisini bağışlatır. jesannah sen de geç ablacım dersin mesela. sorun değil, ben hallederim. milyonda bir aşkına.
yaşamımda gördüğüm en çirkin kadına (hakkaten çirkindi ama yav anımsadıkça tüylerim oynuyor) kocası tapınarak bakıyordu. var bu yaşamın bir dengesizliği.
"Güzelliği dizlerime oturttum bir akşam
-ve acı buldum onu -
ve sövdüm ona"
arthur rimbaud
vardır muhakkak. e onu da allah yaratmış.
(bkz. allah çirkinler talihi versin)
kime gore cirkin? ona cirkin otekine belki guzeldir demi,
hangi kadın kendini çirkin görme cüretinde bulunabilir..ki yoktur öyle bir mevzu çünkü tüm yüzler aynaya aşıktır aşıksa aşık için çirkinlik yoktur had-i zatında(ki hiçte iyi biri değilidr laf arasında bir değinelim dedik) güzel kadın yoktur tüm kadınlar çirkindir görmesini bilene