dört mevsİm
sana şarkı tadında bir kadın demek isterdim.
ama şarkılar ya hüzünlüdür yada neşeli..
oysa sen senfoni tadında bir kadınsın
mesela ''vivaldi dört mevsim''gibi..
yani hayat gibi..
sen hayatsın..
burhan balaban
12 entry -- burhanbalaban's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun



adım dört, ama mevsimim iki. iyi mevsim, kötü mevsim. iyi mevsim içinde kötü mevsim, kötü mevsim içinde iyi mevsim vardır. bazen sevdiğinden ayrılınca yağmur rahmet gibi yağar bütün seslerin üstüne. kız seni sevmiyorum artık der ve sen de bunu duymazsın. bilirsin ne söylediğini ama gene de yağmurun sesini duyarsın, kızın sesini duymazsın. kulaklarına iyi gelir bu sağırlık. sonra çekip git ama. yağmurun içinden geç, kızın sesi yağmuru geçemez. sen yağmuru geçebilirsin. yağmur diner sen de kedi gibi ürperirsin, tüylerin diken diken, gözlerin çakmak çakmak. etinin sıcaklığını duyarsın trençkotun yakasından içine sızan yağmur damlaları sayesinde. yönetmen, stop! diye bağırır ve hemen bir havlu istersin. kurulanırsın, az önce seni terk eden kız gelip öf ne yağmur ama değil mi der. sen de öyle! der onu ensesinden yakalıp kendine çekersin. çünkü o senin hala sevgilin, kadının. çünkü seni asla terketmedi. çünkü siz sadece filmde oynuyordunuz. ama yağmur gerçek yağdı. yağ yağmur.
bahar mezarına gömsünler sizi
yapraklar gibi buluştunuzdu
kokular gibi seviştinizdi
bahar mezarına gömsünler sizi
yaz mezarına gömsünler sizi
ilk kezmiş gibi buluştunuzdu
son kezmiş gibi seviştinizdi
yaz mezarına gömsünler sizi
güz mezarına gömsünler sizi
salkımlar gibi buluştunuzdu
ağular gibi seviştinizdi
güz mezarına gömsünler sizi
kış mezarına gömsünler sizi
sokaklar gibi buluştunuzdu
çarşılar gibi seviştinizdi
kış mezarına gömsünler sizi
(bkz. cemal sureya)
vivaldi ve ingilizce vintır
(bkz. her devrin adamı)
bagislanmanin dort yolu da hatta.
bagislamanin dort yolu ya da.
(bkz. bakis acisi)
(bkz. vivaldi)
(bkz. mevsimlerin insanlara yaptigi fenaliklar)
yaz desem çık
kış desem uyu
Boşlukta asılı saat tiktakları
üç kırmızı kadife gül
dördüncüsü artık yok
dördüncüsü uzarken geceler yavaş yavaş
sıcak günler gibi
ve özlemek varken denizi
gözlerin dört kırmızı kadife gül
boşlukta asılı saat tiktakları
dallarda erken baharlar
dağlarda kar
erken baharlar
eriyen karlar
sen uzak güneş
can alıcı güneşi baharlar
bende bir yan vurgun yiyecek tomurcuk
bir yan dağlarda eriyen kar
yüklü bulutlar gelecek
yağmur yüklü gri bulutlar
canı çekecek toprak
canı koklayacak hava
ben yüklü topraklarda
terkedilmiş hava
can bulutlara düşecek baran gözlerini
yitirmekten korkmayı beceremeyeceğim
çorak toprakların çatlakları gittikçe derin
gittikçe sen
boşlukta asılı saat tiktaklarında dört mevsim özlem (1997)