|
~ |
|
sonbahara iyi gider mi haber... |
|
Başlığı:Bisikletli Çocuk izle Filmin Bilgisi:Cyril, nerdeyse 12 yaşındadır. Kafasında yapmak istedigi tek bir planı vardır; geçici bir süre için kendisini kimsesiz çocukların yaşadıgı eve bırakan babasını bulmak..Tesadüf eseri Samantha ile tanışır. Samantha kuafördür ve haftasonları çocugun kendisinde kalmasına razı olur.Cannes film festivalinde ödüle aday gösterilen bu filmi ünlü yönetmen Luc Dardanne filmlerini sevenler kaçırmasın..Keyifli seyirler. Filmi Ekleyen:OceanGirL imdb puanı:7,6 (1,925 OY) sinemalar.com puanı:5,9 (16 OY) Filmin Türü:Dram Filmin Çekildiği Ülke:Fransa Filmin Yapım Yılı:2011 Filmin Yönetmeni:Luc Dardenne, Jean-pierre Dardenne, Filmdeki Oyuncular:Cécile De France, Jérémie Renier, Olivier Gourmet, Samuel De Rijk, Thomas Doret, Batiste Sornin, Egon Di Mateo, Sandra Raco, Myriem Akeddiou, Carl Jadot, Claudy Delfosse, Fabrizio Rongione, Hicham Slaoui, Jean-Michel Balthazar, Frédéric Dussenne, Yapımcı:Luc Dardenne, Jean-pierre Dardenne, André Michotte, Stefano Massenzi, Bernadette Meunier, Arlette Zylberberg, Andrea Occhipinti, Denis Freyd, Delphine Tomson, Senaryo:Luc Dardenne, Jean-pierre Dardenne, Gösterim Tarihi:16 Aralık 2011 Türkiye Filmin Süresi:1 saat 27 dakika |
|
jehan |
|
~ |
açmadı desem! kerameti kendinden menkul yazar-çizer takımından.
Cemil Meriç'e laf sokayım derken, üzerinden üç kitap devşirme uyanıklığı... ukala olmak lazım, düsturunu şah edinip muarız düşünenlere kabadayılık eden enderun kaçkını
söylem itibariyle doğru şeyler söylese bile hep yanlış anlaşılmaya aday bir duruşu olan yazar:
kibir
diyebiliriz ki kibirli değil ama göz kulak izan bizden yana tavır takınmayacaktır. dolayısıyla içini bilemediğimiz için en azından bana itici geliyor.
Altunizade kültür merkezindeki sohbetlerine iki yıldır iştirak ettiğim Hakikat yolcusu...
Yolculuğunun neresindedir, burada yazılanların ve söylenenlerin ne kadarı onu ifade etmektedir bilemiyorum.
İki yıldır okuduğum kitaplarından dinlediğim derslerinden edindiğim naçizane fikrim;
Dücane bey bir arayıştadır, bir yolcudur, bir taliptir...
Bu yolda ne kadar tekamül etmiştir Allah bilir...
Ve kendisi gibi hakikat yoluna düşmüş, düşünerek düşmüş taliplere daldığı ummandan devşirdiği katreleri sunmaya çalışmaktadır.
Kim kendini bilmek istemez ki....
Dücane beyin bir derdi var ve zannımca bu hali çok az kişi tarafından anlaşılmaktadır...
Uslubuna, İncelediği yazarlara vs. odaklanmak niye?
Bir evi sadece dış görünüşüyle inceleyip içinde ne var merak etmeyenlere diyecek sözüm yok...
Beşer kusurdan azade değildir...
Dücane beyde öyle, lakin içinde ne var bu adamın merak etmiyor musunuz neden yazar bunca yazıyı....
Cenabı Aşka Dair kitabı biraz fikir verebilir...
Dediğim gibi beşer kusurdan azade değil fakat bizim işimiz bu değil...
Son söz:
Aynı dertle dertlenenler dertlinin dilinden anlar.
Dücane Cündioğlu (d. 21 Ocak 1962) İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. 2 Nisan 1980’de başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayımlamak sûretiyle devam etti. 1981’de Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten itibaren Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmakta olan Cündioğlu, geleneksel ilimlere hayâtiyet kazandırmak gâyesiyle Klâsik Mantık, Psikoloji, Kelâm ve Felsefe metinlerinin neşri hazırlıklarıyla meşgûl olmaktadır.( vikipedi)
yazı hayatının haksöz'le başladığını söylemekle hakkında yanlış bilgi vermiş olmaktan rahatsız olduğum yüce şahsiyettir. Neyseki tek kelime değişikliğiyle giderilebilecek bir hatadır. Korsan okur-yazarlarından özür dilerim.
Radikal müslüman olarak bilinmesi, onu mu yoksa onun adına başkalarını mı rahatsız etmekte anlaşılmamıştır.
Not: Ziya Gökalp'e on cilt vız gelir, ama hayırlı olsun.
Dücane Cündioğlu yazı hayatına başladığında Haksöz dergisi yayın hayatına başlamamıştı. Haksöz yayın hayatına başladığı 1991 yılına gelindiğinde Dücane Cündioğlu birçoğu Kur'an araştırmalarından oluşan yazılarını yayımlamaya başlayalı 11 yıl olmuştu. Yazı, Kelime, Kalem, Kitap Dergisi, Dergah, İslamiyat, Altınoluk, Tarih ve Medeniyet, Tarih ve Düşünce, Yedi İklim, Doğu-Batı gibi dergilerde yayımlanan yazıları yanında özellikle Yeni Şafak olmak üzere gazetelerde de köşe yazıları yayımlandı... ve kitapları: Başörtüsü Risalesi, Kuran'ın Anlamanın Anlamı, Sözün Özü, Anlamın Buharlaşması, Anlam'ın Tarihi, Kur'an Çevirilerinin Dünyası, Cenab-ı Aşk, Philo-Sophia-Loren, Ara Sokakların Tarihi, Keşf-i Kadim, Söyleşiler, Düşünce Düşlenir, Bir Kur'an Şairi: Mehmed Akif ve Kur'an Meali, Bir Mabed Bekçisi, Bir Mabed İşçisi, Bir Mabad Savaşcısı, Göz İzi...vb. Tek örneklerini Osmanlı'nın son döneminde yaşadığımız aynı yol üzerinde yürüyen düşünürlerin, aydınların bir araya gelerek kurdukları ve sadece onlar tarafından yazılan yazılardan oluşan dergicilik tecrübemiz ortada dururken Türkiye'de bir dergide yazısı yayımlandı diye, aslında var-olmayan bir cemaate, bir gruba atfedilen bir çok düşünürün kaderini paylaşması bir tarafa, bunlar arasındaki en şansız isim de Dücane Cündioğlu... Etrafınıza bakmayı başarabilirseniz göreceğiniz manzara şu olacaktır: Araştırma tekniklerininden habersiz bazılarının, ideolojik saplantılar ile Dücane Cündioğlu'nun yazı hayatını 11 yıl geç başlattıkları ve sözde bazı dergilerin dahil olduklarını iddia ettikleri radikal islamcı görüşe bile dahil ettikleridir...
Önünüzü görmek için yapmanız gereken sadece 'görmek' için çabalamaktır, bakmakla yetinirseniz, karanlık içersinde yol alırken karşınıza çıkan ilk pırıltılara aldanır ve uçuruma yuvarlanıverirsiniz! Savunmacı yaklaşım da anlamsızdır, zira o zaman da Elmalı'nın dediği gibi "güzeli görmeyen hayaline sarılır" fehvasınca hayali gerçek sanıp, ömrünüzü heba edersiniz! Oysa ortada gerçek dururken, niye hayale sarılalım ki! Sözün özü birisi hakkında konuşmak için öncelikle onun tasvirini doğru yapmak gerekir, aksi halde kişinin ne zaaflarını görebiliriz, ne de kuvvetlerini. Ve yeryüzünde zaafları olmayan hiç kimse yoktur. Dücane Cündioğlu'nun da kuvvet ve zaafları var elbette, ama bunları görmemizi mümkün kılacak sahih bir tasvir nerde?! Öncelikle ciddiyet!..
Not: Ziya Gökalp hakkında 4 ciltlik değil, 10 ciltlik bir çalışma hazırlanıyor; yalnız hazırlayan Dücane Cündioğlu değil, benim...
dücane cündioğlu, haksöz ve yeryüzü dergilerinde radikal müslüman olarak yazı hayatına başlamış sandığım, ciddi okur olduğu rivayet olunan yazrdır. islamcı cehahta yaşanan ideolojik çözülme ya da çöküş sonrasında, kendine radikal müslüman diyen bir çok kişioğlunun yaptığı gibi sudan çıkmış balık misali bulduğu en yakın suya atmıştır kendini. nefessizlikten ölmemek için içine balıklama dalınan bu su, kendilerinin düşünsel karekterlerine, içine monte edilmiş 'islam' ibaresi nedeniyle en yakın olan 'türk islamcı' akıntıdır. dücane cündioğlu, yukarıda sözü edilen ideolojik çözülmeyi benzerlerine göre daha erken yaşamış, bir dönem kendi tabiriyle türk klasiklerini araştırmaya adamıştır kendini. türklerin islamla yücelmiş olan mazisinde yüce bir mütefekkir arama çabaları sonuçsuz kalmış olmalı ki, cemil meriç için 3 ciltlik bir çalışma yapmıştır. ziya gökalp için de 4 ciltlik bir çalışma beklemekteyiz kendisinden...
hakkında yazılanları okuyunca kişinin neredeyse hazreti dücane cundioğlu diyesi gelen gazeteci yazar kişisi...