nurullah ataç siktiri boktan bir adam. keyfi (arbitrary) eleştiri şeysi yapıyor. işine gelene iyi, gelmeyene kötü diyor. nesnel ve objektif olmayı asla başaramamış birisi. ama modern türk edebiyat eleştirisi de onunla başlıyor. tam karşısında edebiyata nesnel eleştiri perspektifini sokan hüseyin cöntürk var. tamamen batıcı bir yaklaşım ve çeviri bir eleştiri anlayışı. çevirmiyor ama çeviriyor. beslendiği kaynaklar anglo-amerikan eleştiri kaynakları özellikle "yeni-eleştiri" akımından besleniyor. ama yazılarındaki kuruluk eleştiriye çeviri tekniğiyle yaklaşmasından kaynaklanıyor. rahat konuşamıyor çünkü çeviriyor. tabii gününde göbeğini kaşıyan pseudo eleştirmenlerin ötesinde, modern eleştiriyi takip eden birisi. ama eleştiri dilini akıcı hale getirme, okunabilir kılma konusunda çok da başarılı değil. nurullah ataç'ın tam karşısında ama eleştiri tarihi açısından önemli de görüyor.
edebiyat eleştirisi hala siktiri boktan bir şekilde türk edebiyatında yürümeye devam ediyor. eleştirmenlerin çoğu dil bilmiyor, kaynaklara ulaşmayı bilmiyor ya da ulaşamıyor. modern eleştiri terimlerinden, edebiyat teorisi ve akımlardan habersiz. hala göbeğini kaşıyıp beğendim, beğenmedim muhabbetine, ya da okullaşmaya devam.
edebiyat eleştirisinde çok önemli iki isim zikredile bilir
bunların ilki türk edebiyatı açısından yani jale parla diğeri de nurdan gurbilek batıda ise şimdi aklıma gelen isim terry eagleton. her ne kadar nurullah ataç türk edebiyatı eleştirmeni gibi gözükse de cumhuriyet eleştirmenidir. cumhuriyet eleştirmenleri de dillerini eleştiri mekanizmasına göre değil sistem entegresine göre şekillendirirler. ayrıca istanbul ekolünde de fosil süreç söz konusu. eleştiride işin akademik boyutu ofsayt yani. ha murat belge'yi dışında tutmak lazım. bir de ferda keskin var tabi...
gerekli ve geliştirici bir şey, oldukça önemli de, bu alanda da acayip eksik bir ülkeyiz, eleştiri, zaten milletçe beceremediğimiz bir şey, sonra neden biz isyan etmiyoruz, herkes halinden o kadar emin, memnun ya da razı ki, mevcudunu etkileyecek her şeye kulaklarını kapalı
kuramları olan, felsefeyle beslenen, eleştirdikleri türü bir türlü beceremeyenler tarafından tatmin amaçlı, belde saklanan tabanca. en çok şiir eleştirmenleri türünden korkacaksın.
Release Date: 2011 Genre: Kara Komedi About: Film, Kasım 2011'de vizyona girecek. Plot Outline 65 yaşlarındaki bir emekli anayasa profesörün, işlediği bir su...
nurullah ataç siktiri boktan bir adam. keyfi (arbitrary) eleştiri şeysi yapıyor. işine gelene iyi, gelmeyene kötü diyor. nesnel ve objektif olmayı asla başaramamış birisi. ama modern türk edebiyat eleştirisi de onunla başlıyor. tam karşısında edebiyata nesnel eleştiri perspektifini sokan hüseyin cöntürk var. tamamen batıcı bir yaklaşım ve çeviri bir eleştiri anlayışı. çevirmiyor ama çeviriyor. beslendiği kaynaklar anglo-amerikan eleştiri kaynakları özellikle "yeni-eleştiri" akımından besleniyor. ama yazılarındaki kuruluk eleştiriye çeviri tekniğiyle yaklaşmasından kaynaklanıyor. rahat konuşamıyor çünkü çeviriyor. tabii gününde göbeğini kaşıyan pseudo eleştirmenlerin ötesinde, modern eleştiriyi takip eden birisi. ama eleştiri dilini akıcı hale getirme, okunabilir kılma konusunda çok da başarılı değil. nurullah ataç'ın tam karşısında ama eleştiri tarihi açısından önemli de görüyor.
edebiyat eleştirisi hala siktiri boktan bir şekilde türk edebiyatında yürümeye devam ediyor. eleştirmenlerin çoğu dil bilmiyor, kaynaklara ulaşmayı bilmiyor ya da ulaşamıyor. modern eleştiri terimlerinden, edebiyat teorisi ve akımlardan habersiz. hala göbeğini kaşıyıp beğendim, beğenmedim muhabbetine, ya da okullaşmaya devam.
edebiyat eleştirisinde çok önemli iki isim zikredile bilir
bunların ilki türk edebiyatı açısından yani jale parla diğeri de nurdan gurbilek batıda ise şimdi aklıma gelen isim terry eagleton. her ne kadar nurullah ataç türk edebiyatı eleştirmeni gibi gözükse de cumhuriyet eleştirmenidir. cumhuriyet eleştirmenleri de dillerini eleştiri mekanizmasına göre değil sistem entegresine göre şekillendirirler. ayrıca istanbul ekolünde de fosil süreç söz konusu. eleştiride işin akademik boyutu ofsayt yani. ha murat belge'yi dışında tutmak lazım. bir de ferda keskin var tabi...
göz yumulmuş pisliği kim temizleyecek, çöpçüler mi?...............................
................edebiyat eleştirisi hayatidir hatta
edebiyatımız kısır olduğu için,eleştirilerde okunası değil.Nerdeyse magazin yapacaklar.Kim kiminle nerde?filan
gerekli ve geliştirici bir şey, oldukça önemli de, bu alanda da acayip eksik bir ülkeyiz, eleştiri, zaten milletçe beceremediğimiz bir şey, sonra neden biz isyan etmiyoruz, herkes halinden o kadar emin, memnun ya da razı ki, mevcudunu etkileyecek her şeye kulaklarını kapalı
kuramları olan, felsefeyle beslenen, eleştirdikleri türü bir türlü beceremeyenler tarafından tatmin amaçlı, belde saklanan tabanca. en çok şiir eleştirmenleri türünden korkacaksın.
(bkz. berna moran)