"nasıl aşk bu, ateş et, bir kurşun da sen ekle
ve öyle kararlılıkla doğrult ki silahı
yeniden döneyim yaratılışa,
adını kimsenin koyamadığı sonsuz başlangıca.
İşte o zaman ölümüm
yeni bir peygamberin doğumunun habercisi olur... "
diyen şair
7 entry -- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun



![Kimbra - "Cameo Lover" [Official Music Video] … Kimbra - "Cameo Lover" [Official Music Video] …](http://img.youtube.com/vi/elyk9MBY72U/0.jpg)


vesikalık fotoğraf isimli şiir kitabı aralık 2008'de yayınlanan şair.
1976 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg olarak çalışıyor. Pasaj dergisinin yazı kurulunda, Sahne dergisinin danışma kurulunda olan Aysan, çeşitli gazete ve dergilerde şiir ve yazılarını yayımlamaya devam ediyor. “Lâlzaman” adlı şiir dosyasıyla 2007 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü alan şairin, Salih Bolat ile birlikte hazırladıkları Behçet Aysan: Deniz Feneri (2006) isimli bir de kitabı var.
şimdi de öncesiz.
ankaradaki şirin ülke.. bu sene cemal süreya'yı aldı. yakıştı
sonrasız.
Şimdi durgun suda bile başlarını çıkartıyor kırmızı balıklar
Geçtiğimiz yollara serip gövdelerini
Israrla soruyorlar: hâlâ diri miyiz?
diyen eren aysan gizlidir bir yerlerde!.
Ay Duası
Ve sonsuz gökten gelip, çıktım baş döndürücü uçurumları.
Bağırdım ateş böcekleriyle, "ey ay, ay kırmızı ay" diyerek.
Ne kadar zalimdi sere serpe uzandığım toprak
Bereketini yalnızca şahdamarından geçiren vadi.
Her gün üstüne yağmur mu yağardı?
Görkemini umarak oturdum. Ankara garıydı, saat beşti.
Artık bir alıntıydım bozkırın sana bakan yüzünde.
Hiçbir zaman bulamadım saklanacağım derin dağ koyaklarını.
Sen giderken aynı suyu içtiğimiz gölün ördekleri avlanıyordu.
Bilirim. Kanatlardan sızan kanı tanımaz bulutlar.
Bir gözün içine sinen kurtları anlamaz rüzgar
Bense burada görmek istiyorum tüm avcıları. Bu taşın önünde.
Göstersinler bana bir aydınlık deniz.
Kim buruşturup attı günlerimi. Yalan söylüyor.
Ağıt yakan kimse yok benim için. Bir köşeden durup seyreden.
İşte Azrail gibi dimdik duruyorum karşınızda.
Al götür beni yeni kına yaktığım ellerimden.
Özledim gömleğine sinen kekik kokusunu.
Çocukluğunda oynadığın taş avluları anlatışını.
Nerede yürüdüğümüz yol, kayıyor ayağımızın altından.
Yoksa o da mı mazlumlar tekkesinde kaldı?
Ben tavaf ettim seni tam yedi kere.
-Anladım kimse kutsal değildir.-
Sonra sonsuz gökten gelip, çıktım baş döndürücü uçurumları.
Bağırdım ateş böcekleriyle. "ey ay, ey kırmızı ay" dieyerek
-Bak yıldızlar birbirleriyle son kere yatıyorlar
Bekleyelim yarın kopacak kıyamet-
şiirini farid farjad müziği eşliğinde okuduğumda nedense hüzünlendiğim...