şimdi görüntülenenler

ermeni soykirimi



orhan pamuk'un ortaya attığı "1 milyon ermeni öldürüldü" sözüne öncülük teşkil eden kavram. ermeni diasporası'nın sık sık vurguladığı türk resmi kuruluşları ve medyasının başına sözde sıfatını getirdiği belirtisiz isim tamlaması.

18 entry -

admin kullanıcısının resmi
 #  
admin kullanıcısının resmi
 #

sıraya dizilmiş vicdan
18 yaşından küçükler bakmasın
http://www.danegerus.com/weblog/images/ArmenianGenocide.jpg

 
admin kullanıcısının resmi
 #

vicdanın ölümü
lütfen 18 yaşından küçükler bakmasın
http://www.warcrimes.info/shop/html/images/specialanalysis/armenia/armen...

 
admin kullanıcısının resmi
 #

vicdan 3
lütfen 18 yaşından küçükler bakmasın
http://sheikyermami.com/wp-content/uploads/2007/08/armenian_genocide_tur...

 
admin kullanıcısının resmi
 #

foto iki
lütfen 18 yaşından küçükler bakmasın
http://members.fortunecity.com/fstav1/armenians4.jpg

 
admin kullanıcısının resmi
 #

http://photos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs105.snc3/15291_3709977408...

yukarıdaki fotoğrafa münferit olay diyecek kadar milliyetçi bir söylemden kurtulmadığımız müddetçe problem devam edecektir. türk müslümanları samimiyetsiz bu konuda bir çok konuda olduğu gibi.

(bkz. latent milliyetçilik)

 
kırık deniz kullanıcısının resmi
 #

bak yine sinirlerim bozuldu.. ağzımı açmamaya söz vermiştim bu konuda, susuyorum..

ama şu var ki, birileri hayali ermeni soykırımını dallandırıp budaklandırmadan önce kendi milletlerinin zamanında yaptıkları toplu ölümlere baksın!!!

 
armart kullanıcısının resmi
 #

Ben söylemiyorum, Taner Akçam söylüyor, üstelik de doğrudan Başbakanımıza...
____

Başbakan’a ve Bülent Arınç’a açık mektup / Taner Akçam

Anlamakta çok zorlandığım bir nokta var. Devletin 95 yıllık “Kürt yoktur, hepsi dağda gezen Türklerdir” yalan politikasına son veren; Cumhuriyet’in kurulmasından bu yana, astığı astık, kestiği kestik; her istediği zaman darbe yapan askerin siyaset üzerindeki vesayetini ortadan kaldıran, demokratik açılımlar yapan sizler, nasıl olur da 1915 konusunda 95 yıllık yalan politikasını sürdürmekte ısrar edersiniz?

Ermenistan ile Ekim 2009 ayında protokolleri imzaladığınızda hepimiz, Kürt konusunda olduğu gibi, 1915 konusunda da 95 yıllık yalanın sona ermekte olduğunu düşündük. Acaba protokolleri imzalarken, 95 yıllık inkâr politikasını sürdürerek mi bu sorunu çözebileceğinizi düşünüyordunuz? İnanması bile zor... Kürt meselesini “Kürt yoktur onlar dağda gezen Türklerdir” demeye devam etseniz çözebilir miydiniz? Kürt meselesini, bir terör meselesi olarak gören, Kürtleri çivi, kendisini de çekiç olarak algılayan askerin sorun çözme mantığına bağlı kalsaydınız çözebilir miydiniz?

Ama öyle görülüyor ki, Ermeni meselesini 95 yıllık yalana devam ederek çözeceğinizi zannediyor; buna da ciddi ciddi inanıyorsunuz. Ermeni meselesinde aykırı sesler çıkartanları çivi, kendinizi de çekiç olarak görüyorsunuz... ABD’ye posta koymalar, kabadayılanmalar... 95 yıllık gangreni böyle mi çözeceksiniz? İyi de sayın Başbakanım, sayın Arınç, böyle çözülseydi, bu 95 yıl boyunca zaten çözülürdü. Size ne hacet... Şükrü Elekdağ çözerdi; Veli Küçük çözerdi... Öyle değil mi?

Ya Obama size özense
Peki yarın Obama da, sizin yaptığınız gibi bir delikanlılık yapsa, dese ki, “Beni tehdit ederek inandığımı söylemememi, yalan söylememi istiyorsunuz! Tehditle beni inancımdan vazgeçirmek istiyorsunuz! Ayıp değil mi, utanmıyor musunuz tehdit etmeye! Yalan söylemiyorum... 1915 konusunda inandığımı tekrar ediyorum, bu bir soykırımdır” derse ne yapacaksınız?

İsviçre ile protokolleri imzalandığınızda artık 95 yıllık yalan politikasının sonuna gelindiğini, Gündüz Aktan, Şükrü Elekdağ ve Yusuf Halaçoğlu döneminin son erdiğini düşünmüştük. Çünkü sadece sınırlar açılmayacak, tarihe ilişkin sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin tavsiylerde bulunacak çeşitli komisyonlar da kurulacaktı. Aracılığı yapan İsviçre muhtemel ki sizi ve Ermenistan’ı komisyonlar konusunda ikna ederken 1996’da kendisinin kurduğu “Bergier Komisyonu” olarak da bilinen “Bağımsız Uzmanlar Komisyonu” deneyini örnek olarak vermişti. Söz konusu komisyon, İsviçre’nin Yahudi soykırımı (Holocaust) konusundaki rolünü araştırmak amacıyla kurulmuştu ve komisyon beş yıllık çalışma sonrası, 2001 yılında nihai raporunu sunmuş ama tüm süre boyunca da toplam 11.000 sayfayı bulan 25 de araştırma yayınlamıştı.

Bundan daha önemli olan bir başka gerçek daha vardı: İsviçre Hükümeti, komisyonun kurulmasından bir yıl önce, 1995 yılında tüm dünya Yahudilerinden, İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki politikaları nedeniyle özür dilemişti. Komisyon aslında biraz da bu özür sayesinde kurulabilmişti. Sizlerin bu komisyonun kuruluş koşullarından birisinin Yahudilerden özür dilemek olduğunu bilmemenize imkân yoktu. İsviçreliler size söylememiş bile olsalar, bu bilinen bir gerçekti ve bizler de sizlerin bu bilgi ile protokollere imza attığınıza inanarak, 95 yıllık inkâr politikasında bir değişiklik başlıyor diye düşünmüştük... “Ermenilerden özür dileme yolda” zannetmiştik. Meğer öyle değilmiş; aklınızdan “Şark kurnazlığı” geçiyormuş. Hem 95 yıllık inkâr politikasına devam etmeyi, hem de Ermenistan ile aramızdaki sorunları çözmeyi planlıyormuşsunuz. İnanması zor ama geldiğimiz noktada böyle düşündüğünüz anlaşılıyor.

95 yıllık ezberle olmaz
Sayın Başbakanım, sayın Arınç sizden şunu aklınızın bir kenarına not almanızı rica edeceğim: 95 yıldır ezberlenen yalanı tekrar ederek 1915 sorununu çözemezsiniz. Bu ezberle sorun çözülseydi, bugüne kadar bu işi sizden daha iyi savunanlar çözerlerdi. 1915’de Türk milletinin alnına kara bir leke sürülmüştür. Bunu süren İttihatçı katillerdi. Ve siz bu kara lekenin adını koymadan, bu kara lekeyi bu milletin alnına sürenlerle aranıza mesafe koymadan bu konuda hiçbir adım atamazsınız, boşuna uğraşmayın.

Sayın Başbakanım, 1938’de Dersim’de yaşananlara katliam diyorsunuz. Gerçi kaç kişinin öldürüldüğünü tam olarak bilmiyoruz ama 1915’i kınayanların, yani Dersim’de imha edilen insanlardan en az 10-15 misli daha fazla insanın öldürülmesini kınayanların üzerine kabadayılıkla gidiyorsunuz. Gazza’da İsrail’in işlediği savaş suçları konusunda, haklı olarak tepki duyuyor ve bu konuda sesinizi çıkartıyorsunuz. Ama orada yaşanan insan hakları ihlalleri ile kıyaslanmayacak cinayetlerin işlendiği 1915 konusu açıldığında “Bana Müslümanlar cinayet işliyor dedirtemezsiniz. Benim atalarım cinayet işlememiştir”, biçiminde abuk-subuk açıklamalarda bulunuyorsunuz. Size, “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” demezler mi?

Kürt politikasında geleneksel çizgiyi değiştiren, askerin siyasi hayatın dışına itilmesi konusunda uğraş veren sizler, niçin bu asker ve bürokrasinin Ermeni konusunda 95 yıldır söylediği yalana sahip çıkma ihtiyacını hissediyorsunuz? Bakınız size bir örnek vereyim: Nasıl ki Şemdinli’de, “Bizim çocuklar”, diyenlerin yanında yer almaya çalışarak Kürt ve asker meselesini çözemedinizse ve arada yaşadığımız acı deneylerden sonra “Bizim çocuklar” ile aranıza mesafe koyarak yol alabildinizse, 1915 konusu da öyledir.

1915’de Ermenilerin imha edildiği gerçeğini “Bizim çocuklar” inkâr ediyor! Talat Paşa komitesi kuranlar onlar, Boğazlıyan Kaymakamı katil Kemal’i anma toplantısı düzenleyenler onlar. Ve unutmayın ki, size karşı suikastler planlayanlar, sizi devirmek isteyenler de onlar... 1915 konusunda, sizin mezarınızı kazmak isteyenlerle aynı safta olduğunuzu ve o safta kaldığınız müddetçe de hiçbir sorunu çözemeyeceğiniz fark etmiyor musunuz?

Aynı yerde saf tutmayın
Sayın Başbakanım, sayın Arınç, 1915’e ilişkin sorunların çözümüne verilecek cevaplar Veli Küçük, Doğu Perinçek, Şükrü Elekdağ ve Yusuf Halaçoğlu’nun inkâr politikalarında yatmıyor. Cevapları oralarda aramayın. Onların 95 yıldır tekrar ettikleri nakaratları tekrar ederek gideceğiniz bir yer yok. Nasıl Kürt meselesinde, askerin siyasetteki yeri meselesinde onlar sizin hasımlarınızdır, 1915 konusunda da öyledir. 1915’e ilişkin cevapları, cinayetler işleyerek ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenlerle, Hrant Dink’i katledenlerle, Hıristiyanlara karşı katliamlar planlayanlarla, sizlere karşı darbeler örgütleyenlerle aynı yerde saf tutarak veremezsiniz.

Eğer 1915’e bir cevap vermek istiyorsanız, Ergenekonun, darbecilerin cevabından başka bir yerde cevap aramak zorundasınız. Bunun için partinizin üzerinde yükselmeye çalıştığı Anadolu’nun Müslüman geleneğine gitmeniz, o geleneğin 1915’de neler yaptığına daha yakından bakmanız gerekir.

Müslümanlar mezalime karşı çıktı
Sayın Arınç, bu sözlerim size: Haklı olarak Mersin’de CHP’lilerin çarşaf yırtmasına karşı büyük tepki gösterdiniz. Ama siz 1915 konusunda takındığınız tutumunuzla Anadolu Müslümanlığının derin kumaşını yırttığınızı, 1915 cinayetlerine cesurca tavır alan, alnı açık, başı dik Anadolu Müslümanlarının kültürel mirasını paramparça ettiğinizin farkında mısınız? 1915’de İttihatçı çeteler Ermenileri katlederken, onlara karşı en ciddi direnişin, en önemli karşı duruşun Anadolu Müslümanlarından geldiğini bilmiyor musunuz? Kastamonu’nun Müslüman ahalisinin, “Komşularımızın ölüme götürülmesini istemiyoruz”, diyerek valiliğe yürüdüklerden haberiniz var mı? Boğazlıyan’da Katil Kemal’e, “Masum insanları öldürmenin Kuran’da yeri yoktur”, diye karşı çıkanların Yozgat Müslümanları olduğunu biliyor musunuz? Katil Kemal’in asılmasında Boğazlıyan Müftüsü Abdullahzade Mehmed’in verdiği yazılı ifadenin çok önemli rol oynadığından haberiniz yok mu? O Müslüman müftünün, Kemal’in cinayetlerine karşı çıkarken “Yukarda Allah var, gazabından korkarım”, dediğini duymadınız mı? Sayın Arınç, III. Ordu Komutanı Mahmut Kamil Paşa’nın Temmuz 1915 tarihli emrinden haberiniz var mı? “Kim ki evinde Ermeni saklar, kapısının önünde idam edilecek, evi de yakılacaktır” der. Urfa’nın Müslümanlarından Hacı Halil’in, bu emre rağmen, Urfa’nın çarşısında sekiz kişilik bir Ermeni ailesini, evinin yakılma ve öldürülme tehlikesine rağmen, çatısında tam bir yıl boyunca sakladığını bilir misiniz? Doğu Anadolu’ya gidin, kendi partinizdeki Doğu’lu milletvekillerinize sorun, size buna benzer onlarca, yüzlerce hikâye anlatsınlar.

Demem o ki, Anadolu’da İttihatçılar Ermenileri keserken, inançlı Müslümanlar, masum insanların öldürülmesinin Kuran’da yeri yoktur diye işlenen cinayetlere karşı çıktılar. Hangi toplantıya gitsem, nerede Ermenlilerle konuşsam, bana “Bugün yaşıyorsak elbette bize yardımcı olan Müslümanların sayesinde oldu bu” derler. “Ama hükümetinizin bu inkâr politikaları yüzünden bunları açık olarak konuşamaz olduk” derler.

Sayın Arınç, katillerin üzerinde yükselerek gelecek kurulmaz. Katillere tavır alan Anadolu’nun o şerefli Müslümanları üzerinde yükselerek yarınlar kurulur. Nasıl ki Hrant’ın katillerine, Samast’lara, Veli Küçük’lere sahip çıkarak bugünkü sorunları çözemezseniz, dünün Hrantlarının katillerine sahip çıkarak da bir yere varamazsınız. 1915’e verilecek cevaplar, Doğu Perinçek’lerin, Veli Küçük’lerin vereceği cevaplarda yatmıyor. Bırakın dünün katili Talat’ı, Enver’i ve Kemal’i Veli Küçük’ler savunsun. Sizin yeriniz Veli Küçük’ün yanı değildir. Size düşen görev Hacı Halil’lere sahip çıkmaktır; hem kendilerinin hem de ailelerinin hayatlarını tehlikeye atarak katliamlara direnen Müslümanlara sahip çıkmaktır.

Birşeyi daha görmenizi isterim. 95 yıllık inkâr ve katillere sahip çıkma politikaları yüzünden Uluslararası planda Türklüğün, Müslümanlığın alnına 1915 lekesinin yanında ikinci bir leke daha sürülmüştür. İnkâr politikalarıyla, Türkler cinayetleri seven, cinayetleri savunan insanlar haline sokulmuşlardır. Türklüğü ve Müslümanlığı dünün Talat ve Enverlerinin ve bugünün Samast’larının elinden almak gerek. Türklük ve Müslümanlık katillerin ve onların savunucularının eline bırakılmayacak kadar saygı duyulması gereken bir kimliktir. Benim bir Ermeni arkadaşım var; “Düne kadar Türkçe duydukça nefret ederdim, düşmanımın dili derdim. Ama ne zaman ki seni tanıdım, bu dostum Türk’ün sesi demeye başladım” der.

Türklüğün ve Müslümanlığın dürüst ve namuslu çığlığına ihtiyacımız var. Bırakın dünün ve bugünün katillerine sizlere suikast düzenleyenler sahip çıksın. Dünün Talat’ına, Enver’ine, Doktor Nazım’ına sahip çıkanlarla, bugün Ogün Samastlara sahip çıkanların aynı insanlar olduğunu artık görmeniz gerekiyor.

Bugün nasıl Hrant Dink’in katiline katil diye bağırdığımız için bir nebze alnımız dik gezebiliyorsak, 1915’in Hrantlarını öldürenlere de katil diye bağırabildiğimiz zaman anlımız dik başımız açık gezebileceğimizi görmeniz gerekiyor. 1915’e karşı alınacak tavrı en özlü anlatan Nazım Hikmet’tir. Yazıma onunla son vermek isterim.

Bakkal Garabetin ışıkları yanmış / affetmedi bu Ermeni vatandaş / Kürt dağlarında babasının kesilmesini / fakat seviyor seni çünkü sen de affetmedin / bu karayı sürenleri

Türk halkının alnına Sayın Başbakanım, şiir okumayı sevdiğinizi biliyorum. Türk insanı ve Ortadoğu’nun Müslümanları sizden bu mısraları duymak istiyor!

 
admin kullanıcısının resmi
 #

fotoğrafın altında yazan yazı
''A Turkish official showing bread to Armenians dying of starvation''
" bir türk görevli açlıktan ölmek üzere olan ermenilere ekmek gösteriyor "
utanç fotoğrafı

 
Zeliş kullanıcısının resmi
 #

ermeniler tabii ki hristiyan okullarında okuyacaklar, maalesef devşirme olayı avrupa milletler topluluğunun kitabında olmayan bir mevzuydu. elalemin çocuğunu alıp devşiremediğinizde o da kendi okulunda okuyacaktır haliyle. esnaflığı tercih edecektir ya da. nitekim tehcirden sonra ayakkabı tamir edecek adam bulmakta dahi zorlanılmış. peki atatürk'ün meclis tutanaklarındaki konuşmaları ne olacak? yabancı gazetecilere cavit bey'in asılmasıyla ilgili verdiği beyanatlarda cavit bey'den '1915 yılında anadolu'daki hristiyan tebaanın katlinden sorumlu kişi' şeklinde söz etmesi???

 

PITIRCIQ kullanıcısının resmi
Rwdewcedfwy kullanıcısının resmi
admin kullanıcısının resmi
idcoxocdeayw kullanıcısının resmi
cwac kullanıcısının resmi
AntetuitoAl kullanıcısının resmi
Mr. Grey kullanıcısının resmi
jesannah kullanıcısının resmi
DarthAlpy kullanıcısının resmi
Jeatrioxeriog kullanıcısının resmi
Mphwcdayrx kullanıcısının resmi
burhanbalaban kullanıcısının resmi
beyaz perde e-donkişot kullanıcısının resmi
worldworld kullanıcısının resmi
sitare kullanıcısının resmi
I'm sorry I love you [MV] KOREA DRAMA      - Y…
ZULFU LIVANELI  GUN OLUR ALIR BASIMI GIDERIM  …