Being There



December 19, 1979
Genres: Drama Comedy
Director: Hal Ashby
Actors: Jack Warden Shirley MacLaine David Clennon Basil Hoffman Richard Basehart James Noble Fredric Lehne Elya Baskin
hakkında yazılanlardan;
sellers'ın opus magnum'u. o hiç bir zaman aptal dedektif olmayı istememişti. chance onun için sinema tarihinde hatırlanacağı karakterdi. sellers'ın gerçekten yapmak istediği, ciddi bir karakterle güldürürken aynı zamanda dramatik bir yapı oluşturmaktı. lakin film başarılı olamadı. ne kahkahalarla güldürmüştü, ne de insanları ağlatabilmişti. film ağırdı, sellers rolünde herşeyini ortaya koyuyordu ama karakterin esprisi belliydi, geçen bir saatlik sürede filmin motiflerinde değişen bir şey yoktu. ama sinema sellers'ı bir kere sevmişti, onun bu "yaşamboyu" projesine ilgisiz kalamazdı, nitekim 1980 yılının oscar'larına "en iyi erkek oyuncu" olarak aday gösterildi. kazanamadı, bu onu daha çok incitti. aptal dedektif üzerine yapışmıştı. bir komedi oyuncusu olarak eğer ki jerry lewis geleneğini sürdürüyorsanız, kenarda marlon brando, robert redford, paul newman dururken, kimse size tek bir ciddi filmle oscar vermiyordu. sellers hollywood'a küstü, ölümü bunun hemen ertesinde geldi.

chance'in suda yürüdüğü gerçeküstü sahneyi düşünüyorum; sanırım sellers da hayatı boyunca bir parça suda yürüdü. yakışıklı değildi, karizması yoktu, ingilizdi, ama büyük bir aktör olma ateşiyle yanıyordu. insanların onu görmesi için suda yürümesi gerektiğini biliyordu. bunu başaramadığını düşünerek öldü. oysa başarmıştı.

şimdi being there bir parça sıkıcı bir film de olsa sellers'ın "yaşamboyu" çabasına tanıklık etmemiz ve anısını aklımızın bir köşesinde canlı tutmamız açısından önemli bir film.
*
chance'ın dünyasında şanssızlığa, korkuya, şüpheye yer yoktur. çünkü çok basit düşünür ve çok düz yaşar chance. çok kolay ve kısa cümleler kurar konuşurken. bahsettiği tek şey vardır. bitkilerden bahseder hep chance.
hayatı boyunca onlarla uğraşmıştır çünkü. başka hiçbir şeye aklı ermez chance'ın. başka hiçbir şey bilmez o. o sadece bitkilerden bahseder, yorumları insanlar yapar. o sadece bitkilerden bahseder, anlamları insanlar yükler. o sadece bitkilerden bahseder, sonuçları insanlar çıkartır. o aslında bir bitkidir ve kendinden bahseder, insanlar ama hep yanlış anlar.

en sonunda suyun üstünde yürür chance. biraz yürüdükten sonra durur. şemsiyesinin ucunu suya daldırır. şemsiye suya batar dibine kadar. buna şaşırır chance. şemsiyesinin ucundaki "gerçeklik" onu şaşırtır. chance, gerçek olamayacak kadar saftır çünkü. su gibi. su da o kadar saf ve temizdir ki bu adamı ıslatmaya vicdanı el vermez. bir yalan da o söyler ona dünya hakkında. bu adamı ıslatıp üzmek yerine yol olur altına. chance yürür gider bu yoldan. şemsiyesinin ucundaki gerçekliği bir saçmalıkmış gibi yorumlayıp bu duygu çelişkisini hemen ardında bıraktıktan sonra...

(belki bu anlamı da ben yükledim filmin son sahnesine. veya yüklemek istedim, çünkü gerçekleri sevmem pek. belki de chance sadece çok şanslı olduğu için sudaki bir tümseğe rastgelmiştir. belki gerçek yalnızca bundan ibarettir kim bilir?... hiç kimse bilemez.)

alternatif 1 türkçe

orjinal dilinde izle versiyon 1

http://www.youtube.com/watch?v=Kt7-Ra9Gbbo
diğer parçalar youtube'da bulunmakta

orjinal dilinde izle versiyon 2

http://www.megavideo.com/?d=58YNE7AC