sahi mi?
herkese böyle rahatsızlıklar dileriz...
sonuçları pek bir yarayışlı oluyor sahiden...
biri şurda, biri burda...
ortak nokta çıkar.
ve yeni isim bence;
"genç türk siviller rahatsızlıklarının rahatından pek rahat"
olsun!
-liberal önderlerinden(!) biri altın dişini kırmış olabilir.
-patronlarıyla yıkama yağlama konusunda anlaşamamış olabilirler.
-torunlarının torunlarının torunlarının... (tam şu anda duramıyorum) torunlarının parasını henüz biriktirememiş olabilirler.
-bir solcudan kapak yemiş olabilirler.
-rahatlarının bir gün kaçacağına onlar da inanmaya başlamış olabilirler.
bence tüm şıkların 2 ile çarpımının logaritmasının, sekiz bilinmeyenli bir polinoma bölünmesi sonuçtur.
sanki bilmiyoruz bu ittihat terakki çakması sivillerin ne olduğunu. onlar da rahatsızsa, vay memleketin esas rahatsız halklarının haline! vay ki vay hatta! bu siviller genelde sulu dereye götürüp, insanı susuz getirme peşinde olanlardır. olayı saptırıp, kendilerine sivil süsü veren bu arkadaşlar, liberal zihniyetin farklı bir koludur. para ile oynayan genç kolu denebilir mesela. taraf'da yazar olmaktansa böyle bir eylem grubu olmak demek ki daha popüler, burdan bunu çıkarırız.
ama ama bir saniye. rasim ozan kütahyalı isimli bir tanesi taraf'da ballı börek bir köşede yazmaktaydı. ve bu 'kendini ne sanıyosa' genç sivil, deniz gezmiş hakkında döktürmüştü bir zamanlar. acaba onun eteğindeki taşların hepsi deniz gezmiş'in adını anmasına yeter mi? bir ara da çıkmış faşist sanatçılardan bahsetmiş ve nejat işler'i örnek göstermişti bu gruba örnek olarak? nejat işler'in umrunda değildir gerçi ama değinmeden geçmeyeceğim. nejat işler, bu rahatsız tip para babalarını kendine öncü olarak bellerken, çoktan ideolojiler tarihiyle ilgili kitaplar okumaya başlamıştır zannımca. bu rahatsız liberalse herkese taş atarak ve dahası deniz gezmiş'in adını öyle ulu orta ağzına alarak ne olduğunu göstermiştir zaten. ama bir konuda tebrik etmek lazım genç sivilleri; kendilerine çok iyi isim bulmuşlar: 'rahatsız'. başka lafa ne hacet!!!
Genç Türk Siviller Rahatsız!
Metni imzalamak için:bilgi@gencsiviller.net
Önce Beytuşebap’da 12 vatandaşımızı, sonra Gabar’da 13 askerimizi kaybettik.
Bayramı karşılamaya hazırlanan yuvalar yangın yerine döndü. Şimdi evlerden Türkçe ve Kürtçe ağıtlar yükseliyor.
Tam da Meclis’te tarih tokalaşmalar yaşanmıştı, sivil siyaset Kürt sorununda belirleyici aktör olmaya başlarken,
Tam da biz, Kürtler 80 yıldır Türkleşiyor, biraz da biz Kürtleşelim demeyi planlarken,
Tam da sivil bir anayasamız olsun, bu anayasa farklılıklarımızın zenginliklerimiz olduğunu garanti altına alsın derken,
301 kalksın, vesayet rejimi sona ersin diye temenni ederken,
Kuzey Irak’a askeri operasyon yapmanın, ülkeyi topyekun Ortadoğu cehennemine sürüklemenin ilk adımı olacağına dair endişelerimizi ifade ederken
Tüm bu seslerimizi bastırmak için silahlar konuştu yeniden.
Vicdanları sağır eden silah sesleri, intikam çığlıkları ve sorumsuz hamasi sözler arasında tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getirerek bir kez daha haykırıyoruz
“Durun Kalabalıklar, Bu cadde çıkmaz sokak"
Biz bu caddelerden çok geçtik. Buradan çıkış yok. Milletvekilleri enselerinden tutularak meclisten atıldı, Kuzey Irak’a onlarca operasyon yapıldı, çok insan öldü, çok acılar çekildi.
Birbirimizden nefret ettikçe karanlık bir şiddet sarmalı içine hapsolduk. Milliyetçiliklere sarıldıkça Ortadoğu’daki kirli savaşların oyuncağı olduk.
Bu coğrafyaya çok acılar çektiren şiddetin ve milliyetçiliğin dili bizi birbirimizden koparıyor.
Tehlikenin farkında mısınız?
Bugün Kürt Sorunu'nu çözümü doğrultusunda hiçbirimizin önüne bir gelecek ufku sunmayan mevcut tüm siyasetler ve söylemler iflas etmiştir.
Kral Çıplak!
Bugün barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana cesur ve samimi yeni bir söz söylemek gerekir. En az bizim kadar bu iflasın farkında olan sorumluluk sahipleri tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.
Şimdi sözün bittiği değil başladığı yerdeyiz.
En başta sivil siyasetin aktörleri AKP ve DTP bu kez cesaretle ve samimiyetle başımıza örülen, içimizi yakan şiddet sarmalına karşı çıkmalıdırlar.
Çünkü bu coğrafyada hem de bugünlerde kimsenin sorumsuzca hareket etmeye hakkı yok.
Yoksa bu ateş hepimizi yakar.
Bugün hem Beytuşebap’da ölen 12 vatandaşımızın hem de Gabar’da şehit düşen gencecik askerlerin ardından ağlıyoruz.
DTP’nin Gabar’da şehit edilen askerlerle ilgili duyarlı açıklaması bu yolda atılmış bir ümit verici bir adımdır. Benzer bir adımı bugünlerde Kürt sorunu üzerinden statükoya ‘çiçekler’ attığı görülen AKP’den bekliyoruz.
Bu konuda atılacak en somut adım son 20 yılda bölgede devlet görevlilerin tüm hukuk dışı uygulamalarını araştırılacağı bir komisyon kurulmasıdır. Beytüşşebap’ daki katliamın gerçek sorumluları bir an önce bulunmalıdır.
Herkesin benim senin demeden katiline, teröristine, hukuk dışına çıkan devlet görevlisine katil, terörist deme vakti geldi.
Önce sen demeden, sorumluluğu birbirimize atmadan, birbirimizi sıkıştırmadan cesaretle ve samimiyetle.
Artık karanlık hesaplarda harcanacak bir canımız bile yok.
Burası çok renkli, çok kültürlü, çok dilli bir ülke, bu sahip olduğumuz en büyük hazinemiz!
İstikbalde dahi bizi bu hazinemizden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici herkes bilsin ki; şiddetten siyasi medet umanlara, ekilen düşmanlık tohumlarına aramızdaki muhabbeti kurban etmeye hiç niyetimiz yok!
Zaten bu dünyada Türkler ile Kürtler de birlikte yaşayamayacaksa, artık batsın bu dünya!
Bundan cesaretle 'benim hala umudum var' diyerek bu metne imza atan biz genç siviller, İstiklal Marşı'nın ümide çağıran girişi ile tüm Türkiye'ye sesleniyoruz:
Korkma!
Bu sorunlar çözülecek, bu coğrafyada birlikte yaşamanın hepimizi mutlu edecek bir yolunu mutlaka bulacağız. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler!
Korkma!
Bir daha böyle bayramlar yaşamayacağız. Anneler bayramlarda bir daha ağıtlar yakmayacak. Hesabı sorulmamış hiçbir cinayet, hiçbir hukuksuzluk kalmayacak, kimse hukukun üstünde olmayacak kimse hukuksuzluğun altında ezilmeyecek.
While going through spotify one day 8 weeks ago, I came across the new Basement Jaxx album. I've always been a fan of their dance music, but hearing their tracks being composed by the metropole orkest just blew my mind. While listening to the album,...
(bkz. genc kurt siviller rahatsiz)
(bkz. genç türk siviller faşizm tokatından rahatsız değil)
sahi mi?
herkese böyle rahatsızlıklar dileriz...
sonuçları pek bir yarayışlı oluyor sahiden...
biri şurda, biri burda...
ortak nokta çıkar.
ve yeni isim bence;
"genç türk siviller rahatsızlıklarının rahatından pek rahat"
olsun!
neden olabilir acaba?
-liberal önderlerinden(!) biri altın dişini kırmış olabilir.
-patronlarıyla yıkama yağlama konusunda anlaşamamış olabilirler.
-torunlarının torunlarının torunlarının... (tam şu anda duramıyorum) torunlarının parasını henüz biriktirememiş olabilirler.
-bir solcudan kapak yemiş olabilirler.
-rahatlarının bir gün kaçacağına onlar da inanmaya başlamış olabilirler.
bence tüm şıkların 2 ile çarpımının logaritmasının, sekiz bilinmeyenli bir polinoma bölünmesi sonuçtur.
sanki bilmiyoruz bu ittihat terakki çakması sivillerin ne olduğunu. onlar da rahatsızsa, vay memleketin esas rahatsız halklarının haline! vay ki vay hatta! bu siviller genelde sulu dereye götürüp, insanı susuz getirme peşinde olanlardır. olayı saptırıp, kendilerine sivil süsü veren bu arkadaşlar, liberal zihniyetin farklı bir koludur. para ile oynayan genç kolu denebilir mesela. taraf'da yazar olmaktansa böyle bir eylem grubu olmak demek ki daha popüler, burdan bunu çıkarırız.
ama ama bir saniye. rasim ozan kütahyalı isimli bir tanesi taraf'da ballı börek bir köşede yazmaktaydı. ve bu 'kendini ne sanıyosa' genç sivil, deniz gezmiş hakkında döktürmüştü bir zamanlar. acaba onun eteğindeki taşların hepsi deniz gezmiş'in adını anmasına yeter mi? bir ara da çıkmış faşist sanatçılardan bahsetmiş ve nejat işler'i örnek göstermişti bu gruba örnek olarak? nejat işler'in umrunda değildir gerçi ama değinmeden geçmeyeceğim. nejat işler, bu rahatsız tip para babalarını kendine öncü olarak bellerken, çoktan ideolojiler tarihiyle ilgili kitaplar okumaya başlamıştır zannımca. bu rahatsız liberalse herkese taş atarak ve dahası deniz gezmiş'in adını öyle ulu orta ağzına alarak ne olduğunu göstermiştir zaten. ama bir konuda tebrik etmek lazım genç sivilleri; kendilerine çok iyi isim bulmuşlar: 'rahatsız'. başka lafa ne hacet!!!
bildiri metni aşağıdadır;
Genç Türk Siviller Rahatsız!
Metni imzalamak için:bilgi@gencsiviller.net
Önce Beytuşebap’da 12 vatandaşımızı, sonra Gabar’da 13 askerimizi kaybettik.
Bayramı karşılamaya hazırlanan yuvalar yangın yerine döndü. Şimdi evlerden Türkçe ve Kürtçe ağıtlar yükseliyor.
Tam da Meclis’te tarih tokalaşmalar yaşanmıştı, sivil siyaset Kürt sorununda belirleyici aktör olmaya başlarken,
Tam da biz, Kürtler 80 yıldır Türkleşiyor, biraz da biz Kürtleşelim demeyi planlarken,
Tam da sivil bir anayasamız olsun, bu anayasa farklılıklarımızın zenginliklerimiz olduğunu garanti altına alsın derken,
301 kalksın, vesayet rejimi sona ersin diye temenni ederken,
Kuzey Irak’a askeri operasyon yapmanın, ülkeyi topyekun Ortadoğu cehennemine sürüklemenin ilk adımı olacağına dair endişelerimizi ifade ederken
Tüm bu seslerimizi bastırmak için silahlar konuştu yeniden.
Vicdanları sağır eden silah sesleri, intikam çığlıkları ve sorumsuz hamasi sözler arasında tarihe karşı sorumluluğumuzu yerine getirerek bir kez daha haykırıyoruz
“Durun Kalabalıklar, Bu cadde çıkmaz sokak"
Biz bu caddelerden çok geçtik. Buradan çıkış yok. Milletvekilleri enselerinden tutularak meclisten atıldı, Kuzey Irak’a onlarca operasyon yapıldı, çok insan öldü, çok acılar çekildi.
Birbirimizden nefret ettikçe karanlık bir şiddet sarmalı içine hapsolduk. Milliyetçiliklere sarıldıkça Ortadoğu’daki kirli savaşların oyuncağı olduk.
Bu coğrafyaya çok acılar çektiren şiddetin ve milliyetçiliğin dili bizi birbirimizden koparıyor.
Tehlikenin farkında mısınız?
Bugün Kürt Sorunu'nu çözümü doğrultusunda hiçbirimizin önüne bir gelecek ufku sunmayan mevcut tüm siyasetler ve söylemler iflas etmiştir.
Kral Çıplak!
Bugün barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana cesur ve samimi yeni bir söz söylemek gerekir. En az bizim kadar bu iflasın farkında olan sorumluluk sahipleri tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.
Şimdi sözün bittiği değil başladığı yerdeyiz.
En başta sivil siyasetin aktörleri AKP ve DTP bu kez cesaretle ve samimiyetle başımıza örülen, içimizi yakan şiddet sarmalına karşı çıkmalıdırlar.
Çünkü bu coğrafyada hem de bugünlerde kimsenin sorumsuzca hareket etmeye hakkı yok.
Yoksa bu ateş hepimizi yakar.
Bugün hem Beytuşebap’da ölen 12 vatandaşımızın hem de Gabar’da şehit düşen gencecik askerlerin ardından ağlıyoruz.
DTP’nin Gabar’da şehit edilen askerlerle ilgili duyarlı açıklaması bu yolda atılmış bir ümit verici bir adımdır. Benzer bir adımı bugünlerde Kürt sorunu üzerinden statükoya ‘çiçekler’ attığı görülen AKP’den bekliyoruz.
Bu konuda atılacak en somut adım son 20 yılda bölgede devlet görevlilerin tüm hukuk dışı uygulamalarını araştırılacağı bir komisyon kurulmasıdır. Beytüşşebap’ daki katliamın gerçek sorumluları bir an önce bulunmalıdır.
Herkesin benim senin demeden katiline, teröristine, hukuk dışına çıkan devlet görevlisine katil, terörist deme vakti geldi.
Önce sen demeden, sorumluluğu birbirimize atmadan, birbirimizi sıkıştırmadan cesaretle ve samimiyetle.
Artık karanlık hesaplarda harcanacak bir canımız bile yok.
Burası çok renkli, çok kültürlü, çok dilli bir ülke, bu sahip olduğumuz en büyük hazinemiz!
İstikbalde dahi bizi bu hazinemizden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici herkes bilsin ki; şiddetten siyasi medet umanlara, ekilen düşmanlık tohumlarına aramızdaki muhabbeti kurban etmeye hiç niyetimiz yok!
Zaten bu dünyada Türkler ile Kürtler de birlikte yaşayamayacaksa, artık batsın bu dünya!
Bundan cesaretle 'benim hala umudum var' diyerek bu metne imza atan biz genç siviller, İstiklal Marşı'nın ümide çağıran girişi ile tüm Türkiye'ye sesleniyoruz:
Korkma!
Bu sorunlar çözülecek, bu coğrafyada birlikte yaşamanın hepimizi mutlu edecek bir yolunu mutlaka bulacağız. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler!
Korkma!
Bir daha böyle bayramlar yaşamayacağız. Anneler bayramlarda bir daha ağıtlar yakmayacak. Hesabı sorulmamış hiçbir cinayet, hiçbir hukuksuzluk kalmayacak, kimse hukukun üstünde olmayacak kimse hukuksuzluğun altında ezilmeyecek.
Demokrasi, barış, refah, huzur hepimizin hakkıdır!
Muhtaç olduğumuz kudret de damarlarımızda birbirine karışmış kanda saklıdır.
Ne mutlu cesaretle bunu söyleyebilenlere!