ara ara günyüzüne çıkan doktor - ilaç mümesilleri skandallarına sebep olan kurumlar.
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
ara ara günyüzüne çıkan doktor - ilaç mümesilleri skandallarına sebep olan kurumlar.
|
bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek. |
|
Ane Brun - Don't leave |
|
ve bir dadvar daha |
|
Brad Paisley - Two People Fell In Love |
|
~ |
alıntıların tamamı
[http://www.bulentsenver.com/bsakfel/yazilarim/comment.asp?IDNews=191]
26 Ekim 2006 Perşembe 16:34
VATAN GAZETESİ
20.10.2006
TEHDİT
Hakkında tonlarca iddia bulunan ROCHE firmasının yetkilileri dün gazetelere bir ilan verdi. İlanda; yayınlanan haberlerin kamuoyunu yanıltıcı şekilde yönlendirdiği öne sürülüyor ve “Bu duruma karşı tüm yasal haklarımızı saklı tutuyoruz” deniliyor.
Diğer bir ifadeyle ROCHE’un yol açtığı skandalı ilk günden bu yana yazan benim gibi kalemler tehdit ediliyor.
ROCHE buna benzer bir tehdit ilanını daha önce de vermiş ve başyazarımız Sevgili Güngör Mengi de 8 Ağustos 2004 tarihli yazısında aynen şunları yazmıştı:
“Duyurunun sonunda yer alan ‘Hukuki yollara müracaat edilecektir’ sözü bir tehditse, başka kapıya! Biz, bağımsız gazete olmanın her bedelini ödemeye her zaman hazırız. Böyle geldik, böyle gidecek.” Başka söze gerek var mı?
ECZACININ SESİ
20-10-2006
ROCHE’ DAN ÜSTÜ KAPALI TEHDİT…
Bir süredir, sahte hastalık yaratmaktan, kimi hekimlere rüşvet vermeye kadar adı türlü yolsuzluk ve suistimal iddialarına karışan ROCHE, gazetelere verdiği ilanlarla basını ve kamuoyunu üstü kapalı olarak tehdit etti.
Söz konusu ilanlarda “yasal haklarını saklı tuttuğunu”, “ iç soruşturmasını tamamlamasının ardından şirket etiğine ve prensiplerine karşı gelen her türlü bireysel eylem kovuşturmaya tabi tutulacaktır” denildi.
Bundan sonra ki süreçte Eczacının Sesi, söz konusu davaları yayın politikası içinde daha bir öncelikli izleyecek ve aktaracak.
ECZACININ SESİ
www.eczacininsesi.com
BİRGÜN GAZETESİ
22-10-2006
Eczacıdan Roche'a uyarı
NEZAHAT ALKAN
ROCHE ilaç firmasının Türkiye'deki gazetelerde aynı gün yayınlanan ilanı eczacıların tepkisine neden oldu. Şirketin adının karıştığı ve ağır ceza mahkemesinde yargılamaya konu olayların kamuoyunda tartışılmasından rahatsızlık duyan şirketin ilanında açıkça tehdit unsuru bulunduğunu ifade eden bir eczacı ROCHE'a ihtarname göndererek bu durumun düzeltilmesini istedi. Eczacı Zeliha Yılmaz, ilanla ilgili şirkete ihtarname çekerek ifade özgürlüğüne saldırı olarak nitelediği duyurunun düzeltilmesini talep etti. Yılmaz, ihtarnamesinde 'Kamuoyuna Duyuru başlıklı ilanınızda kullandığınız üslup, tarafımdan vazgeçilmez bir hak olan ifade özgürlüğüne saldırı olarak algılanmıştır. Yasal süresi içinde aynı basın organlarında, aynı boyutlarda bir duyuruyla bu durumun düzeltilmesi istemimi yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla tarafınıza ihtaren bildiririm,' dedi.
'ÖZÜR BEKLİYORUZ'
Konuyla ilgili görüştüğümüz eczacı Yılmaz, 'Bir düzeltme ilanına ihtiyaç var. ROCHE Türk halkını özgürlüklerini kullanmak konusunda tehdit ediyor. Ortada mahkemelere yansımış bir soygun davası var. ROCHE bu ülkede kovuşturma hakkına sahip bir adres değildir. Kovuşturma ciddi bir iştir. Eczanelere gittiklerini ve bazı maillerin nereden geldiğini tesbit etme çalışmaları olduğunu duydum. ROCHE eczacıları da bu yöntemle tehdit etmektedir. Biz sadece raftan ilaç satıp para kazanmakla görevli insanlar değiliz. Halkın sağlığını tehdit eden her eylemin karşısında olmak mesleğim gereği görevimdir. ROCHE halk sağlığını tehdit etmiştir. Olaya bu anlamda tepki gösterilmesini odamızdan da bekliyorum,' dedi.
'İLAÇ İSTİSMARA AÇIK'
İstanbul Eczacı Odası Başkanı Zafer Kaplan ise eczacıların davayı etkileyecek laflar etmediğini belirterek, 'Savcılığa intikal eden, Rebaket Kurulu'nun cezalandırdığı bir olayla ilgili görüş bildiriyoruz. İlanla böyle bir açıklama yapmak kendileri açısından belki işe yarar ama bu olay ilaç fiyatlandırma ve Türkiye'deki ilaç konusunun şeffaf olmadığını, istismara açık bir konu olduğunu ortaya çıkarıyor,' dedi.
04 Aralık 2006 Pazartesi 12:37
VATAN GAZETESİ
Mustafa Mutlu
30.11.2006
ROCHE RAKİPLERİNİN AYAĞINI KAYDIRMAYA DA ÇALIŞMIŞ
İhaleye fesat karıştırarak SSK’ya fahiş fiyatla ilaç satmaktan yargılanan Roche, ülkemizdeki fabrikasını kapatma kararı aldı. Ama mahkeme dosyasındaki belgeler netleşmeye başladıkça, bu kurumun hakkındaki suçlamalardan kolay kolay yakasını sıyıramayacağı da görülüyor.
Savcılık iddianamesine de giren ve bugüne kadar dikkatlerden kaçan bazı belgeler, bu kuruluşun pazardaki rakiplerini yıpratmak için kimi gazetecileri de kullandığını gösteriyor. “İkna” edilen gazeteciler rakip firmaların iddialı ürünleri hakkında yazılar yazmış; böylece Sağlık Bakanlığı o ürünleri “ilaç” olarak tanımlamaktan vazgeçmiş ve “geri ödeme listesi”nden çıkarmış. Bu ürünlerden boşalan yeri de tahmin edebileceğiniz gibi Roche firmasının ürünleri doldurmuş.
Konuyu somutlaştırmak için iddianameden kısa bir alıntı yapayım:
“Roche şirketinin, Abdi İbrahim ilaç firmasının ürettiği Tebokan adlı ilaç ile Santa Farma firmasının ithal ettiği Eprex adlı kanser ve diyaliz ilaçlarının satışlarını basını kullanarak engellediği yapılan incelemelerden anlaşılmıştır.”
***
Kısacası; Roche gider ama geride bıraktığı pislikler o kadar büyük ki ne zaman temizlenir bilinmez!
04 Aralık 2006 Pazartesi 12:41
AKŞAM GAZETESİ
Yazarlar / Dr. Murat Kınıkoğlu
15-10-2006
Sağlık taramalarına dikkat!..
Geçen hafta gazetelerde yer alan savcılık tutanakları 'Sağlık Sektörümüzün' içler acısı halini bir kez daha gözler önüne serdi.
Bildiğiniz gibi ilaç firmaları; ilaçlarını doktorlara tanıtmak, kendi deyimleriyle 'reçeteye girebilmek' için 'tıbbi mümessil' dediğimiz elemanları istihdam ediyorlar. Skandal e-mail çözümlerinden anlıyoruz ki tıbbi mümessiller ilaçlarını yazdırmak için; doktorların yurtdışı seyahat masraflarını karşılamaktan, muayenehanelerini dekore etmeye hatta disko giriş paralarını ödemeye kadar pek çok yol deniyorlar. Reçete edilen ilaç sayısına göre nakit ödemeler bile yapılabiliyor...
Benim esas dikkatinizi çekmek istediğim iki e-mail var ki ilaç firmalarının pazarı büyütmek için neler yaptığını göstermesi açısından çok ilginç. E-mail'lerden anlaşıldığı kadarıyla bölgede satışı düşük olan firma, ücretsiz tarama kampanyaları yaparak yeni müşteriler buluyor, bir başka deyimle 'yoktan hasta var ediyor'. Bunun adına da bağış, yardım, kampanya veya ücretsiz tarama diyorlar. Firmanın Giresun bölgesinden sorumlu tıbbi mümessilinin e-mail çözümlerine bakalım: '..Belediye meydanında bir gün önceden hazırladığım ve taramayı haber veren afişler astırdım. Belediyeden anonslar 4 gün önceden yapılmaya başlandı. Hatta yerel TV'lerden alt yazılar geçti. Tarama 09.00'da başladı ve hastalar tek tek içeri alınıp kemik ölçümü yapıldı. Sonuçlar Ortodontist Dr. B.T.'ye ulaştırıldı. Doktorumuz karnesi yanında olanlara anında Rocaltrol [kemik erimesi ilacı, kutusu 100 YTL] yazarken, karnesi olmayanlara da reçete yazıp çarşamba günü hastaneye gelmelerini, bu ilacı uzun süre kullanılacağı için de rapor çıkarmaları konusunda bilgilendirdi.'
Giresun'daki bu taramanın sonucunda sokaktan geçen 110 kişinin 100'üne osteoporoz-kemik erimesi tanısı konuluyor! Bu 110 kişi bundan sonra hayatı boyunca bu teşhisle yaşayacak, boş yere ilaç yutacak, maddi kaybın yanı sıra ilaçların yan tesirlerine de katlanmak zorunda kalacaklar...
M.E. ve S.Ç.'nin gönderdiği mail daha enteresan: 'Kırklareli Kavaklı Belediyesi aracılığıyla 9 Ağustos 2004 tarihinden itibaren bir hafta süreyle osteoporoz, romatoid artrit, hipertansiyon, hiperlipidemi ve obezite taraması yapacağız. Kavaklı yaklaşık 3 bin 500 nüfusa sahip, büyük çoğunluğu orta yaş ve üzeri. Kavaklı eczanesinde yaptığım reçete analizine göre osteoporoz ve obezite raporlu hastalar yok. Tarama sonucunda osteoporoz ve romatoid artrit tanısı koyulan hastalar Kırklareli Devlet Hastanesi'nde görevli Dr. M.D.'ye, hipertansiyon, obezite tanısı koyulan hastalar da dahiliye uzmanı H.Y.'ye yönlendirilecek.'
Gördüğünüz gibi organizasyon mükemmel. Her şey planlanmış. Bu taramanın sonucunda kaç kişiye lüzumsuz yere romatizma, kolesterol yüksekliği veya hipertansiyon tanısı konuldu bilmiyorum, bildiğim bir şey varsa ilaç firmalarının 'ne pahasına olursa olsun satma arzusu' sonucu koyulan 'abartılı teşhisler' ve 'uydurma hastalıklar' ülkemiz için büyük sorun.
Her şeyi yasalarla kontrol altına alamayacağımızı biliyoruz. Biz doktorların diploma alırken ettiğimiz 'Hipokrat yemini'ni daha sık hatırlamamız lazım. İlaç firmalarının da kendilerine çeki düzen vermeleri, tıbbi mümessillerine 'ilacımı sat da nasıl satarsan sat..' diye dayatmamaları lazım. Bence Türk Tabipler Birliği'nin firma/doktor ilişkilerini takip eden bir birimi olmalı. Hasta doktoruna veya hastanesine güvenmezse, doktor ilaç firmasına ve yazdığı ilacın etkisine güvenmezse sonuçta tüm sağlık sektörü bu işten zararlı çıkar...
Konu memleket meseleleri olunca hepimiz uzman kesiliriz ama 'hemşerim şu ağacın ucundan tut da şuraya dikelim' denildiğinde kenara çekiliriz. Eğer Veysi Mungan isimli kahraman olmasaydı bu ilaç firmasının yolsuzluklarından hiçbirimizin haberimiz olmayacaktı. Cumhuriyet Savcısı Nazmi Okumuş ve İst.Emn.Şb.Müd Mutlu Ekizoğlu'nu, konuyla ilgilenen tüm görevlileri 'böyle gelmiş böyle gider demedikleri için' ellerimiz acıyana kadar alkışlayalım... Her sektöre bir Mungan lazım ne diyeyim..