şimdi görüntülenenler

islami sol



19. yy. islam dünyasında yaşanan moderleşme hareketleri ve islam dünyasındaki entelektüel eğilimlerin batı kaynaklı seküler zemine kayması ile başlayan islami değişim süreci, yaşanan bu yeni duruma uygun olarak yeniden bir düşünüm ve dönüşüm sürecine gird

27 entry -

fish kullanıcısının resmi
 #

siyasal islam, liberal islam, radikal islam vs. şimdi de sol islam. maşallah, herkes martin luther modunda, dine yön biçiyo. bu da uymazsa ne olacak açıkçası merak ediyorum. Allah (C.C) sonumuzu hayır etsin.

 
Aforizma kullanıcısının resmi
 #

bulgurun içine princi ekmenin ne alemi var . haşşa islamda bir noksanlığa mı şahid olduk da onu çeşitli mevhumlarla revize etme çabasına giriyoruz.islam ne sağdır ne soldur başlı başına bir taraftır. çağa ayak uydurma telaşıyla islamı bir tarafa etiketlemek gerekmez. zaten ihtiyaçta yoktur.

 
vapo u rous mud kullanıcısının resmi
 #

Ali Şeriati böyle bir tanımlamaya ne derdi acaba. İçerik zaten onun içeriği de, başlığa ne derdi acaba rahmetli.
Ben sadece fıkıh kısmını anlamadım. Hadis denmek isteniyor olmasın?
Nefsin olduğu her yerde sapma olur, yozlaşma ve bozulma da olur. Sorun nefistedir; inanılanı sorgulayıp ihya edeceğim derken göz çıkarmamaya gayret etmek gerekir. 1400 yıllık birikimi çöpe atıp Kitab'a kısa devre yapmadan önce iyi düşünmek gerekir. Bu usülle Ladin de olursunuz, Yaşar Nuri de, Ali Şeriati de olursunun Freeit de... Ben şahsen Freeit'den memnunum ama yine de kontrolsüz bir deneyim sizi başka yerlere çekebilir. Ömer Muhtar gibi mücahit sufiler de muhtaç mıdır bu sola? Hiç sanmıyorum.
İtidal AKP'nin babasının malı değildir. İtidal devrimciliği de gerektirir yeri geldiğinde.
Hem bildik denklemleri alengirli isimlerle sunmanın ne alemi var. Solundan kalkanlar da isimlendirme üzerinden yürümüş, konuyu dağıtmış.
Biraz dağınık oldu kusuruma bakmayın.

 
bahcevan kullanıcısının resmi
 #

yapılmak istenen islamın nasıl bir yaklaşım oldugunu mu kanıtlamaktır o halde?
islama toplumda sosyal bir statü mü kazandırmak mıdır?
iyi de bu, onun sağına soluna tamlayan tamlanan getirmeyle amacına ulaşmaz ki..
ve hatta islamın anlaşılmasını güçleştirir diye düşünüyorum,
zira islamı bir sessiz harf gibi düşünmek
ve illa ki ses çıkrabilmesi için yanına bir sesli harf iliştirmek
düşüncesi benim aklıma iki durumu getiriyor;
ya islam mahiyeti gereiği yeterince kavranamadı onun yanından olan kimselerce,
yeterince teneffüs yaptırmadılar ona yaşamlarında yer vermeyerek
ya da seytan denilen olgu sağdan sağdan yaklaşıyor.

bu arada arşivde dücane cündioğlu'nun eski bir köşe yazısını buldum,
arzu edenler okusun..
-tamamen yorumsuz sunulmuştur-

...
Türkiye'nin Ruhu ve İslâmî Sol

Türkiye, 'ruh'unu bulmadıkça rahat edemeyecek; belirsizlik sürdükçe, bu toprağın çocukları, ister istemez oradan oraya savrulmaya devam edecekler.

Sadece siyaset'te mi? Hayır, düşünce ve sanat'ta da.

'Ruh' bölünemez. Çünkü basittir, yalındır; hesaba gelmez. Biliriz, anlarız, hissederiz. O, yakınımızdaki uzaktır, uzağımızdaki yakın.

Türkiye'nin Ruhu, bu topraklara kimliğini bahş eden, edecek olandır. Çünkü Türkiye'nin Ruhu, bizatihi bu toprakların iddiasıdır, dâvâsıdır.

Sol'un, Sosyalizm'in —uzun yıllar boyunca— varlık sebebi, gerçekte, bu toprakların bedenine sahip çıkmaktı; sadece iskeletine ihtimam göstermekti. Belki ona yeni bir ruh vereceklerini sanıyorlardı. Siyasî merkeze kolayca eklemlenebilmesi ve iktidar üzerinden bu toprakların iskeletine, ithal edilmiş bir ruh giydirmeye kalkışması da solun en büyük çıkmazı olarak kaldı. Mâzisi yoktu. İştirakçi Hilmi'yi de, Kerim Sadi'yi de tanımayan, tanımak istemeyen bir soldu bu. Yerli olan herşeye alerjisi vardı. Gençti, şımarıktı, şımartılmıştı. Mâzisi yoktu; aramıyordu da. Aramaya kalkışanlar olduysa da izin verildiği yerlerde ve izin kadarıyla aradıklarından kullandıkları aşılar tutmadı. Evin içinde kaybettiklerini, evin dışında arıyorlardı çünkü.

Siyaset şımarık kardeştir; güya ağabeydir; üstelik kasaya ve cephaneye yakınlığı nedeniyle hem mütehakkim, hem de acilcidir. Bu sebeple küçük kardeşlerini (düşünce'yi ve sanat'ı) yönetmeyi, onların yönünü tayin etmeyi kendi adına bir kazanç sayar. Her defasında kaybedense ev (ülke) olur. Oysa siyaset de en nihayet 'bütün'ün, yani beden ile ruh'un izdivacının ürünüdür; tıpkı düşünce ve sanat gibi.

Kardeşlerini tekmeleyen kafasız bir ağabeyin, gütmekten anladığı sadece yasaklar koymaktır; günceli öncelediği için, güncel düşündüğü için; günceli gündemi kıldığı için...

Düşünce ve sanat'a yabancılaşmış sözümona bir ağabeyin kıyafet balosunda alelacele üstüne yakıştırdığı libasın ne kıymeti var? Oysa ne düşünce, ne sanat günceli önemser; toplumsal olmaktan çok bireysel karakter taşır. Toplum katmanındaki görece güçsüzlüklerine karşın bireyin dünyasında belirleyici olan, bedeni asıl besleyen onlardır. Neredeyse üvey kardeş gibi görülmelerinin en temel nedeni de başka değil, bir tek bu vasıflarıdır.

Millî Sol, Yerli Sol, ne kadar millî, ne kadar yerliydi, su götürür. İslâmcılık da öyle. 'Millîlik' ve 'yerlilik' güya sağın sıfat-ı kâşifesiydi. Gerçekte hiç olmadı. Çünkü bu ülkenin yetiştirdiği/yetiştirebileceği düşünce ve sanat adamlarını horlayan yine 'sağ siyaset' oldu. Kasada oturmanın verdiği şımarıklıkla hareket etti. Sol ise çoktan cephaneye yakınlaşmıştı. Biri yukarıdan, diğeri aşağıdan düşüncenin ve sanatın nefes almasını engelledi. Hasta kardeşlerini arasıra ziyaret etmelerini önemsememeli. "Geçmiş olsun" dilekleri, samimi değildir. Gözlerine bakın anlarsınız.

"Radikal İslâm", "Liberal İslâm", "Muhafazakâr İslâm" oluyor da niçin bu kılıklara bürünmüş bir simgenin ayrıca bir de Sol'u olmasın? (Tam da bu noktada, bir zamanların o yadırgatıcı "İslâm Sosyalizmi"ni ve bu tartışmalar bağlamında "Nurettin Topçu" ismini hatırlamalı. Mısır'da sonradan Hasan Hanefi'nin önderliğinde "el-Yesar'ul-İslâmî" (İslâmî Sol) kurulmuştu. Lâkin tutmadı. Çünkü bizimkiler gibi, Hasan Hanefî de Fransız eğitiminden geçmiş bir entelektüeldi. Niçin'i üzerinde düşünülmeli.)

Şimdi yeni bir siyasî hareket başlıyor. Bu hareketin öncülerinden Ertuğrul Günay'ın, "68 kuşağının sosyalizmine egemen olan millîlik ve yerlilik vasıfları mıydı?" sorusuna yıllar önce verdiği cevap şöyle:

— "68 ya da 69 yazıydı, tam hatırlamıyorum, Ordu'daydık ve benim gibi yazı geçirmek üzere memleketine gelmiş bir dolu üniversite öğrencisi vardı. "Ne yapalım, ne edelim?" diye düşünürken, kalktık Millî Eğitim Müdürlüğü'ne başvurduk ve bize bir okul verilmesini istedik. Orada bütünlemeye kalmış lise ve ortaokul öğrencilerine ders vereceğimizi söyledik. Para falan da almayacaktık. Bugün öyle birşey hayal bile edilemez ama Müdürlük bize tuttu Merkez Ortaokulu'nu açtı ve otuza yakın üniversite öğrencisi orada bütün bir yaz kurs verdik. Bizim bu çalışmamız Ordu'da müthiş beğenildi. Müdür ziyaretimize geldi, halk destek gösterdi. O yaz bir yandan tefecilere karşı fındık mitingleri düzenledik, bir yandan da işte bu anlattıklarımı yaptık. Herşey bizim lehimize idi: İdare anlayış gösteriyor ve halk her konuda yanımızda yer alıyordu." (s. 76)

Niçin böyle olduğunun sebebiyse şu:

— "Biz kendimize 'Solcuyuz', 'Sosyalistiz' diyor ama 'Millîci' sıfatını da reddetmiyorduk. Öte yandan toplum da bunu bize yakıştırmamazlık etmiyordu. 'Millîci' ve 'Sosyalist' sıfatını birlikte kullanabiliyorduk ve bunu kimse yadırgamıyordu. Ama sonradan bu olumlu izlenim silindi. Gerek eylemler, gerekse savunulanlar 'millî' şeyler olmaktan çıktı. Böyle olunca da desteksiz ve yalnız kalındı görebildiğim kadarıyla." (Alev Er, "Bir Uzun Yürüyüştü Altmışsekiz", İstanbul, Mayıs 1998; 1. bas. 1988)

Bakalım, bu yürüyüşün ömrü ve niteliği nasıl olacak?

Bu basit sorunun cevabını, yine Türkiye'nin Ruhu verecek!

 
freeit kullanıcısının resmi
 #

islami sol dediğimiz zaman ideolojik bir solcu söylemden bahsetmiyoruz. statükonun muhalifi olan, muharrif düşüncenin aslına dönüştürülmesini ve ilahi hikmetin fıkıhtan ayrıştırılarak korunmasını, sınıflar arası dinsel söylemin vicdan ve ahlakla yorumlanmasını, fıkıh'ın akideden uzaklaştırılmasını, adalet ve özgürlüğün ilahi referanslarıyla dünyevileştirilmesini kastediyoruz. yani osmana karşı ebuzeri, mutlak otoriteye karşı özgür düşünüşü, şeriata karşı ahlakı, günaha karşı kötüyü ikame etmeyi, allah korkusu yerine vicdanlı olmayı, bireysel günaha karşı tolumsal günahı ikame etmeyi savunan bir söylemdir bu. sol denmesinin nedeni tıpkı islamın ihyası yada tecdid dediğimiz şeyin sosyosiyasal okumasını yapmaktır islami sol....... gereklidir çinkü bu toplumda allah, din, ahlak, kitap, peygamber ve dini kavram ve söylemler bir bütün olarak tekelleştirilip allah sığınmacı bir yaklaşımla farklılaşmayı ve yapılan tüm pislikleri meşrulaştırıcı bir araç olarak kullanılmaktadır.

 
bahcevan kullanıcısının resmi
 #

beşeri sistemde yeri olan ve içi doldurulan "sol" kavramı,
zaten bütün hassasiyet ve çok daha nitelikli açılarıyla islamda mevcut.
islam zaten bütün o kavramları ve uygulamaları
(hak-hukuk, adalet, özgürlük,eşitlik, sosyal devlet vs)
bünyesinde bulundurdugu için
islami sol, islami orta kanat, islami sağ kutup vs gibi tamlamalar gereksiz,
lüzumsuz ve hatta sakatlık da teşkil ediyor kanımca..
tabii bu tamlamaların da durduk yere icat edilmediğinin bilincindeyiz o ayrı mesele.
her kavram bir emele hizmet eder ne de olsa..

 
enteldante kullanıcısının resmi
 #

çok aptalca bir kavram.

 
okyanusari kullanıcısının resmi
 #

yeri geldiğinde Tanrı'ya kafa tutabilmektir! hesap sorabilmektir!

 
freeit kullanıcısının resmi
 #

allaha karşı insanın insana karşı allahın hukukunu gözeten söylemdir. yobazlık bu söyleme hiç bulaştırmaz kendisini. bizden yada bizden olmayan ayrımı yapmaz. dinin bu dünya için olduğunu bilir. öte dünya için kurgusu yoktur. adaleti insanlık için ister.müslümana karşı eşcinsellerin yanındadır. statükoya karşı ötekinin(ve gerçekten ötekinin dinine bakmaz. riya yoktur.) şeriat demez insan özgürlüğü der. evrensel doğru demez hakikatin bireyselliğini öne çokarır ve "rızaya" dayandırır tüm iyi ve kötü kavramlarını. müslüman toplum diye bişeyi kabul etmez. öğretisi olanları allahın hakemliğine çağırır ama allah kitap ile konuşur. kitap tüm verili metinlerdir. herkes inandığı hukukla konuşur ve yaşar.
otoriteye inanır ama otoriteyi meşrulaştırıcı tüm aracı söylemleri ve kutsalları otoritenin alanından temizler. otorite icradır. ve icra meşruiyetini halktan almaz ilkelerden alır. bu ilkeler yazılı olmayan ilkelerdir. mukeyyet olan statükoyu bereberinde getirir ve otoritenin icrasının sınırları genişletir ve otorite ilkelerin üzerinde bir zülüm aracına dönüşür.
islami sol mevcut islami algının ötesindedir. inanmayanı haraca bağlamaz. sadece müslümanden değil kafirden de infak etmesini ister ve bunun insani bir hakikat olduğunu söyşler. islami sol söylem müslümanı savunmaz hakkkını dilendi
renin hakının peşindedir. allaha doğru gitmez allahla beraberdir. allaha doğru giden tüm söylemlerde allah kullanılır. ona iman bir ayrıcalığa dönüşür. çünkü herşey ölümlüdür söylemi insanın yaptıklaerını meşrulaştırıcı bir feceate dönüşür bu söylemde. ama insan ölümsüzdür diyen islami sol ölmeyen inbsanın mutlu olması için adaletin sürekliliğini sağlamak zorunluluğuna inanır.
.....................

 
Mr. Grey kullanıcısının resmi
 #

islami sol kavramıda tıpkı diğerleri gibi başına islami getirilen ve islam ümmetinin içerisindeki özden kopuşu hızlandırmak adına uygulanan projenin bir parçasıdır...
son bir kaç yüzyıldır islam ve milliyetçiliği islam ve kapitalizmi, islam ve demokrasiyi (türkiye olarak bunun modeli olma çabasındayız) islam ve sosyal demokrasiyi birarayta getirme müslüman cemnaati içerisinde kabul edilebilir bir düzeye getirme nin oldukça yoğun ve sistemli bir çabası mevcuttur...
Sözü edilen çevreler islam sistemi içerisindeki sosyal demokrasiye, kapitalizme yada her neyi islama yamamak istiyor iseler ona uygun olan kısımları cımbızla çekerek bütünlüğünden kopartıp önümüze "ahanda bakın işte islam düşüncesi içindede sol öğeler yada sağ tandanslar mevcut o halde islam düşüncesi birebir bunlara karşı değildir yani islam çatısı altında sol yada sağ fikir mefhumları desteklenebilir" derler...
Kabule şayandır ki gerçekten islam düşüncesi içinde sol düşünsel mefhumunun savunduğu ortak değerler mevcuttur ve gene sağ cenahın savunduğu şeylerde mevcuttur yani ortak doğrular ve paydalar vardır ama bu hiç bir zaman islam düşüncesini sol yada sağ ile beraber yürüyecek bir mefhum haline getirmez getiremez...
İslam mefhumunu dönemsel güçlü akımlara yamamak islama ve dolayısıyla Allah'a zuldür...

 

h.zaza kullanıcısının resmi
PITIRCIQ kullanıcısının resmi
Rwdewcedfwy kullanıcısının resmi
admin kullanıcısının resmi
idcoxocdeayw kullanıcısının resmi
cwac kullanıcısının resmi
AntetuitoAl kullanıcısının resmi
Mr. Grey kullanıcısının resmi
jesannah kullanıcısının resmi
DarthAlpy kullanıcısının resmi
Jeatrioxeriog kullanıcısının resmi
Mphwcdayrx kullanıcısının resmi
burhanbalaban kullanıcısının resmi
beyaz perde e-donkişot kullanıcısının resmi
worldworld kullanıcısının resmi
Ahmet Kaya - Hep Sonradan [Klip]      - YouTube
Celtic Woman - Caledonia      - YouTube