itri


1649-1712 yıları arasında yaşayan dini müzik alanında büyük bestekar.
5 entry -

SEHAAHSEN kullanıcısının resmi
 #

Itri ( .... - 1712)
İstanbul'da doğdu, aynı kentte öldü. Çağdaşlarının, ölümüne tarih düşürmek amacıyla Kaleme aldığı mısralar ile, bestelediği yapıtlarda güfte olarak kullandığı şiirlerin yazılış tarihlerine göre, yaklaşık 1630 ile 1640 yılları arasında doğduğu sanılmaktadır. Çeşitli kaynaklarda ölümü için 1711 ve 1712 tarihleri gösterilmektedir. Asıl adı Mustafa'dır. Itrî, şiirlerinde kullandığı mahlastır. Buhurîzade Mustafa Efendi diye de anılmıştır. Buhurîzade adının kendi lakabı mı, yoksa Aile adı mı olduğu bilinmemektedir. Yaşamı üstüne bilinenler de, eski ve yeni kaynaklardaki, çoğu birbiriyle çelişen bilgilere dayanır. Zamanına göre iyi bir öğrenim görmüştür. Ustalarından birinin Hâfız Post olduğuna kesin gözüyle bakılır. Nasrullah Vâkıf Halhalî, Kasımpaşalı Koca Osman Efendi, Derviş Ömer Efendi gibi 17 yy. bestecilerinden de yararlandığı sanılmaktadır. Çağının kaynakları, onun Mevlevi olduğunda birleşirler. Mevlevi tekkelerinde okunmak üzere bir ayin ile bir naat bestelemiş olması da, bunun bir kanıtıdır. Söylentilere göre, Yenikapı Mevlevihanesi'nin o zamanki şeyhi Câmî Ahmed Dede'ye (?-1671) kapılanmış, müzik sevgisiyle Mevlevi olmuştur. Itrî beş padişah dönemi gördü. Sultan IV. Mehmed zamanında tanındı. Huzurda düzenlenen fasıllara hanende olarak katıldı, bestelediği yapıtlarla padişahlardan büyük yakınlık gördü. Saraya girmeden önce ne tür işlerde çalıştığı bilinmiyor. Yakınlık gördüğü bir başka devlet adamı da, şiirleri ve müzik sevgisiyle tanınan Kırım Hanı I. Selim Giray'dı (1634-1704). Itrî, IV. Mehmed'le yakınlığının bir sonucu olarak, padişahtan, kendisine esirciler kethüdalığı görevinin verilmesi dileğinde bulunmuş, bu dileği yerine getirilmiştir. Bazı kaynaklar, onun bu dileğini, İstanbul'a getirilen esirlerin ülkelerinin müziği üstüne bilgi edinmek, içlerinden müziğe yeteneği olanları da yetiştirmek istemesine bağlarlar. Itrî uzun yıllar Enderun'da müzik öğretmenliği ve hanendelik ettikten sonra, elli yaşına doğru emekli olarak saraydan ayrıldı. Ancak, müzikteki ünü Lale Devri'nde daha da artarak sürdü. Meyvecilikle çiçekçiliğe meraklı olduğu, kendi adıyla anılan İstanbul'un ünlü Mustabey armudunu ilk kez onun yetiştirdiği de söylenir. Itırdan gelen Itrî mahlası da, çiçek merakına bağlanır. Divan şairlerinden Şeyhî'nin yazdığına göre, ölümünden sonra "Mevlevihane Yenikapusu haricine" gömülmüştür.
http://www.ilahilerim.net/Erkan-Mutlu/Itri-Tekbir.html, en ünlü eseridir

 
tükenmez kalem kullanıcısının resmi
 #

portresi 100 tl'lik bankomatların arkasında bulunan,uzun adı buhurizade mustafa ıtri olan bestekar.

 
narsist cadı kullanıcısının resmi
 #

müziği 'klasik' diye nitelendirilebilecek özellikler taşıyan,bütünüyle kendine özgü bir anlatımı olan bestekar.
yapıtlarının dengeli,oturmuş bir yapısı vardır.dokunaklı yapıtlarında bile abartıdan,gereksiz süslemelerden kaçınmıştır.cümleleri açık ve berraktır.yapıtlarının ezgi yapısındaki özellikleriyse sanatının ancak teknik bir inceleme çerçevesinde değerlendirilebilecek başka bir yönüdür.hiçbir bestesinde alışılmış ezgi örneklerine rastlanmaz.belli bir makamdaki bir yapıtıyla karşılaştırıldığında,ıtri'nin o makamı çok farklı buluşlarla işlediği görülür.

 
müseccel kullanıcısının resmi
 #
Günümüzde; o güzel nağmeleriyle uyandığımız sabah ezanı ve insanların günün belli vakitlerindeki maddi ve manevi durumları gözetilerek farklı makamlarda okunan ezanın da bestekarı..,
 
erkanyar kullanıcısının resmi
 #
ITRÎ Rıfkı Melûl Meriç'e Büyük Itrî'ye eskiler derler, Bizim öz mûsıkîmizin pîri; O kadar halkı sevkedip yer yer, O şafak vaktinin cihangîri, Nice bayramların sabâh erken, Göğü, top sesleriyle gürlerken, Söylemiş saltanatlı Tekbîr'i. Tâ Budin'den Irâk'a, Mısr'a kadar, Fethedilmiş uzak diyarlardan, Vatan üstünde hür esen rüzgâr, Ses götürmüş bütün baharlardan. O dehâ öyle toplamış ki bizi, Yedi yüz yıl süren hikâyemizi Dinlemiş ihtiyar çınarlardan. Mûsıkîsinde bir taraftan dîn, Bir taraftan bütün hayât akmış; Her taraftan, Boğaz, o şehrâyîn, Mâvi Tunca'yla gür Fırât akmış. Nice seslerle, gök ve yerlerimiz, Hüznümüz, şevkimiz, zaferlerimiz, Bize benzer o kâinât akmış. Çok zaman dinledim Nevâ-Kâr'ı, Bir terennüm ki hem geniş, hem şûh: Dağılırken "Nevâ"nın esrârı, Başlıyor şark ufuklarında vuzûh; Mest olup sözlerinde her heceden, Yola düşmüş, birer birer, geceden Yürüyor fecre elli milyon rûh. Kıskanıp gizlemiş kazâ ve kader Belki binden ziyâde bestesini, Bize mîrâsı kaldı yirmi eser. "Nât"ıdır en mehîbi, en derini. Vâkıâ ney, kudüm gelince dile, Hızlanan mevlevî semâıyle Yedi kat arşa çıkmış "Âyîn"i. O ki bir ihtişamlı dünyâya Ses ve tel kudretiyle hâkimdi; Âdetâ benziyor muammâya; Ulemâmız da bilmiyor kimdi? O eserler bugün defîne midir? Ebediyyette bir hazîne midir? Bir bilen var mı? Nerdeler şimdi? Öyle bir mûsıkîyi örten ölüm, Bir tesellî bırakmaz insanda. Muhtemel görmüyor henüz gönlüm; Çok saatler geçince hicranda, Düşülür bir hayâle, zevk alınır: Belki hâlâ o besteler çalınır, Gemiler geçmiyen bir ummanda. Yahya Kemal BEYATLI
 

Zeliş kullanıcısının resmi
nevzatergar kullanıcısının resmi
Kimberly34Johns kullanıcısının resmi
lerafuxsi kullanıcısının resmi
lionlionov89 kullanıcısının resmi
hasusi kullanıcısının resmi
iştar kullanıcısının resmi
Mr. Grey kullanıcısının resmi
elanas kullanıcısının resmi
Khole kullanıcısının resmi
agit kullanıcısının resmi
tamburi kullanıcısının resmi
görkem kullanıcısının resmi
jesannah kullanıcısının resmi
samsa kullanıcısının resmi
The Doors - Touch Me      - YouTube
Ciwan Haco - Ax U Eman      - YouTube
Diyarbakır Haberci - diyarbakır haber - diyarbakır haberleri