bazı öyküler gerçekten çok iyi ve garip bir özdeşleşme yaratıyor. özellikle "okyonus 1212-w", paralel bir tünelden yolculuk gibi. "dilek kutusu" intihar temalı belki de garip bir güzelleme. "içerik" son cümlesi ben bu kitabı okuduysam yerini buldu demektir. "sınıf öğretmenimin sözlerinden ya da doktor reçetesinden daha uzağa; eğer çok şanslıysalar yaşam süresinin ötesine", yazılanlar ulaştılar. "elli dokuzuncu ayı da" kadının geçişleri çok tanıdık, bunu yazan bir erkek olsaydı çok şaşırırdım ama sonu bence bu öyküye göre biraz fazlaca acımasız. "annelerde" anlatım oldukça açık ve seri. "kar fırtınası" ise Sylvia'nın ölmeden önceki son kışımı diye düşündürüyor. hiç sezilmese de galiba son yazdıklarından biri
bazı öyküler gerçekten çok iyi ve garip bir özdeşleşme yaratıyor. özellikle "okyonus 1212-w", paralel bir tünelden yolculuk gibi. "dilek kutusu" intihar temalı belki de garip bir güzelleme. "içerik" son cümlesi ben bu kitabı okuduysam yerini buldu demektir. "sınıf öğretmenimin sözlerinden ya da doktor reçetesinden daha uzağa; eğer çok şanslıysalar yaşam süresinin ötesine", yazılanlar ulaştılar. "elli dokuzuncu ayı da" kadının geçişleri çok tanıdık, bunu yazan bir erkek olsaydı çok şaşırırdım ama sonu bence bu öyküye göre biraz fazlaca acımasız. "annelerde" anlatım oldukça açık ve seri. "kar fırtınası" ise Sylvia'nın ölmeden önceki son kışımı diye düşündürüyor. hiç sezilmese de galiba son yazdıklarından biri
kitaptan "bir şeyin öldüğünü ve özgür olduğunu düşünürsün, sonra onu içine çöreklenmiş sana gülümserken bulursun" demiş yazar.