babaaannemin yazarı...
bir nevi piyasa yazarı, o zamanın tuna kiremitçisi gibi bişey...
bizdeki kitaplarında eski el yazılarıya imzalar var, kerime nadir den değil tabii nereden bulsunlar kadını, nezahatçiğime, sabahatçiğime falan...
dalga geçiyorum di
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun





sev demem, sevme demem, sende benim gibi sev diyemem. nerelerdeydin sevgilim, seni kader mi sakladi......
bildigimiz ask hikayeleri iste. yesilcam tadinda.
Yalnış anımsamıyorsam Selim İleri anlatmıştı. Yıllar önce Nadir'e dair çok kötü bir eleştiri yazmış ve Nadir de bundan çok etkilenip uzun süre yazamamıştı. İleri daha sonraki yıllarda Nadir'i yeniden okuyup kanılarını gözden geçirmek zorunda kaldığını söylemişti. Sonuçta bu kitaplar da geçmiş külliyatın parçasıdır diye bitirmişti sözlerini ki ben hala bir şey anlamış değilim o kitaplardan.
5 şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir’in soyadı Azrak. Saint Joseph Kız Lisesi’ni bitirdi (1935), ayrıca özel dersler aldı. İlk şiir ve öykülerini "Servetifünun-Uyanış" ve "Yarımay" dergilerinde yayımladı. Aşk ve serüven konulu öykü ve romanları "Yedigün", "Aydabir" ve "Hayat" gibi dergilerde ve bazı gazetelerde tefrika edildi.
Döneminin çok okunan romancılarından biri olan Kerime Nadir, neden aşk romanları yazdığını bir röportajında şöyle açıklar: "Hayatta üzerime en fazla tesir eden ve beni yazmaya sevk eden amil, insanların aşk konusundaki vefasızlığı, egoizmi, anlayışsızlığı olmuştur." Kerime Nadir’i kimi eleştirmenler "Yazarlığını topluma ve gerçeklere sırt çevirerek kendi dünyasında sürdürmekle" eleştirmiştir. Kimi eleştirmenlerse yazdığı romanların geniş yığınlar tarafından kabul görmesi nedeniyle onu "halka okuma sevgisi aşıladığı ve okuyucuyu gerçekçi romanlara hazırladığı için" dikkate değer bulmuştur.
Kerime Nadir’in "Posta Güvercini" adlı romanı Fransızca’ya çevrilmiş, kırkın üzerindeki romanı iki yüzden fazla baskı ve beş milyondan fazla satış yapmıştır. Eserlerinden bazıları filme de alınmıştır.