"dinen hasas, mahkeme - i akliyede zaif "
- said-i kurdi.
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
"dinen hasas, mahkeme - i akliyede zaif "
|
notun notu: ulan bu notlar da olmasa meramımızı anlatamayacağız ha! imza : @hurufi |
|
~ |
|
SIAMAC - DARYA DADVAR TRANCE MIX |
|
Ben bir marti olsam-Baba zula ve Brenna Maccrim… |
|
rastak |
Kurd şîn dibin, qet namirin! "kürtler yeşerir büyür ve asla ölmezler!" (Ey Reqîb)
dün kürt meselesinin tartışıldığı bir atölye çalışmasında çatlayacak kadar aşki yüreklere sahip olanlarını gördüğüm insanlar. bu yüreğin onda kürtlüğünden olduğuna inanıyorsa, ben üstünüm çünkü kürdüm deseydi şahsen hiç garipsemezdim.
kürtlere birçok hakaret var bu entryde. ama susuluyor. "dünyanın en güzel halkı" dediğim için bana kızılıyor. bu benim halkımdır, Kürt halkıdır. bence dünyanın en güzel halkıdır. öznelliktir bu, dayatma değil ki. izah ederken bile berbat oluyorum. ama köleci bir zihin ancak burda kürtleri aşağılayan entryleri görmez ve bir annenin kendi bebeğini dünyanın en güzel bebeği gibi görmesini normal karşılayan sıradan bir insan düzeyine erişmemekte ısrarcı davranır.
türkleri toptan olarak sevmem, bu doğru. tek tek sevdiğim türkler olmuştur ve vardır, bu da doğru. kürtleri toptan severim. tek tük sevmediğim kürtler de olmuştur. şimdi, benim entrylerimde sevmediğim türk milleti aleyhine, onları aşağılayan bir şey var mı? şimdi, bu başlıkta kürtleri aşağılayan ne kadar ifade olduğuna bakar mısınız?
vahşi kapitalizm etnik milliyetçiliği kullanıyor, sonuçta kaynaklar birkaç kartelin eline geçecek. özgür olduğunu zanneden halklar avucunu yalayacak.
(bkz. ne anladık biz bu işten) en güzel bizsek en çirkin kim?
Plugin <em></em> Not Founddaki entry'de en güzel halk kısmına benim de takıldığım(milliyetçi söylem olarak gördüğüm) mezopotamyada yaşayan güzel halk.
güzel'de derecelendirme yoktur.
(bkz. butun halklar guzeldir).
"dünyanın en güzel halkı" nitelemelerinin "üstünüm, çünkü türküm"den çok da farklı olmadığını düşündüren başlık.
(bkz. birbirimize benzeriz)
Kürtler; yani dünyanın en güzel halkı. Yani üç barbar medeniyet arasında kalmış olmasına rağmen asimle olmamış mucizevî bir halk. Dağ ve Kürt; yeryüzünde birbirini tamamlayan iki olgu. Bozulan her asîl şey gibi, kendini inkar edenleri, yani başka halklara hayran olanları iğrençtir, pisliktir, onursuz, çıkarcı, nihilist yaratıklardır onlar. Kürtlüğün bir getirisi olsaydı koşup gelirlerdi elbet yanımıza. Onlar ki Kürt kökenli oldukları halde, Kürt'e sövene dilsizken, Türk'ü eleştirene köpek gibi havlayan köle ruhlu zavallı mahluklardır.
Lord Kinross'un gezi kitabında(Kutsal Anadolu Toprakları, Nokta Kitap) diyor ki; Ararat yamacında bir Kürt göçerinin kıl çadırına konuk olduk. Adam ikram edebileceği en iyi şeyi olarak bize koyun sütü ikram etti. Ailesi çul çaput paçavralar içindeydi. Ona tercüman aracılığıyla "Kürtler nasıl bir halktır?" diye sordum. Göğüsünü kabarttı ve "Siz İngilizler bunu çok iyi bilirsiniz; Kürtler savaşmak için yaratılmış bir halktır" dedi. Bunun üzerine yanımdaki lüks giyimli Türk kaymakamı, Kürt'e ilişkin bir şeyler duyan hemen her Türk gibi pek rahatsız oldu ve aceleyle oradan bizi uzaklaştırdı.
21.YY. Kürt yüzyılı olacaktır inşallah. Arnavutlar iki devlet kurmuşken, Ortadoğu'da toplam sayıları Türklere bugün çok yakın, yarın Türklerden daha fazla olacak olan aziz Kürt halkımızın bir gün kendi Welatê Kürdistan coğrafyasında özgürleşmeyeceğini, böyle sürekli öldürülmeye devam edeceklerini sananlar kendilerini avutmayı sürdürsünler. Dünya'da tam bağımsız devleti olmayan en büyük halk hangi halktır acaba?
Ayrıca ve özellikle önemli bir ayrıntı: Türk'ü meydana getiren unsurları sayarsak saf Türk çok azınlıkta kalır. Türkiye toplumu yapay bir toplumdur. Türkler, birçok halkın karışımından oluşan bir güruhturlar. Kürtlere bu entryde birkaç yorumcunun Arap-Türk kırması ya da başka şeyler demesi gerçek dışı olduğu kadar da yaralayıcı bir iddiadır da. Şu iğrenç alışkanlıkları bırakmak gerekiyor.
"Hiçbir yerde olmamak gibi."
Mezopotamya'nın tanrıları doğuran karnında bombaların bulutları dolaşırken, haber bültenleri insansızlaştırılmış dağları top atışlarıyla döverken Nilgün böyle diyor Mardin'de. Taş evli sokaklardan yürürken, kurdukları Kadın Merkezi'nde satılan tarçınlı, naneli, kekikli sabunlara dokunurken merkezin kurucularından Nilgün Yıldırım, "İki ezber arasında sıkışmak hiçbir yerde olmamak gibi" diyor.
Batı'da ve Doğu'da ezberlerin giderek daha sertleştiğini ve "ortadan" konuşan insanların kendilerine uzun zamandır konuşacak yer bulamadıklarını anlatıyor Nilgün:
"Batı'da Teröre Lanet Mitingleri yapıldı. Biz de şiddete karşıyız ama büyük şehirlerde insanlar meşaleler yakıp Kürtlerin oturdukları mahallelerde beklediler sabaha kadar, dışarı çıkmaları için. Doğu'da da şiddet karşıtı cümleler kurmak ayıplandı. Eskiden Nusaybin'deki akrabalarımla şiddet hakkında konuşabilirdim, şiddet eleştirisi yapabilirdim. Ama şimdi konuşturmuyorlar. Diyorlar ki 'Bütün haberlerde bize küfrediyorlar'. Tam bu noktada yersiz yurtsuz hissediyorsun işte. Ne orada ne burada."
Kadın Merkezi'nin diğer kurucusu Hülya Aydın tam da bu yüzden Kürtlerin siyaset yaparken "azınlık" hissinden çıkmaları için kendilerine ezberlerini bozacak insanlar katmaları gerektiğini düşünüyor. Nilgün ekliyor:
"Siyasetin içinde bu ezberi bozmak isteyenler var, ama yalnızlaştırılmaktan o kadar korkuyorlar ki susuyorlar."
Mardin'de kadınlara yardım etmek için çalışan iki genç kadın Hülya ve Nilgün. İkisi de Batı'da eğitim görüp şehirlerine geri dönmüşler. Kadınlara insan haklarını anlatmak için 14 haftalık çalışmalar yapmışlar tam 1000 kadınla. Şimdiye kadar çoğu namus cinayeti olmak üzere 730 şiddet başvurusu almışlar, bütün bu olayların çözülmesini sağlamışlar. 22 kadını sığınma evlerine yerleştirmişler. Hiç yoktan konuşmuyorlar yani. Hayatın tam içinden söylüyorlar söylediklerini. Devletin siyasetini de Kürt siyasetini de kıyasıya eleştiriyorlar. Hatta belki Kürt siyasetini kendilerinden olduğu için daha fazla. Bu eleştiriler üzerine merak edip soruyorum:
"Siz de bu siyasetle politize olmadınız mı?"
Nilgün cevap veriyor:
"Üniversite öğrencisiyken ben de övünüyordum tabii 'silahlı bağımsızlık mücadelesi veren bir halkın' çocuğu olduğum için. Ama zamanla anlıyorsun: Bu iş böyle çözülmez!"
Türkler'in binlerce yıllık şanlı tarihinde kısa zaman öncesine kadar(1.Dünya Harbi)ayrılık gayrılık bilmemiş, Türklerle birlikte omuz omuza çarpışmış en samimi halk. Şimdilerde içlerindeki bazı aklı kıt unsurların, bölücü dış güçlere uyduğu, bu şekilde özgürlüklerini elde edeceklerini düşünen garaib ahali. unuttukları kısım ise özgürlük derken neyi kasteddikleri, çünkü din, vicdan evlenme, yolculuk, mülk edinme, eğitim görme kısacası çağdaş dünyanın gereği olan her türlü özgürlüğe sahipler...