Ekim 2002 tarihinde Mersin'de askerlik yapmakta iken vicdani ret kararı aldım. Bu kararımı çarşı izninde basına duyurduktan sonra bana verilmiş olan askeri kimlik ve askeri eşyaları iade etmek için kendi isteğimle son defa askeri birliğe gittim.
Sonrasında tutanaklar düzenlendi ve mahkemeye sevk edildim. Tutuklandım ve 33 gün tutuklu kaldım.
Ardından tahliye edildim. Serbest olarak yaşamıma devam ederken Ocak 2003'te tekrar gözaltına alındım ve Askeri
Mahkeme'ye çıkartıldım. Mahkeme tekrar beni serbest bıraktı. Bu defa askeri birlik beni hastaneye sevk etti ve 3 ay hava değişimi izniyle tekrar serbest bırakıldım.
Aradan geçen yaklaşık 6 yıllık süreçte herhangi bir gözaltı vs ile karşılaşmadım.
2002 ve 2003 yılında hakkımda açılan 'emre itaatsizlik ve firar' davalarından dolayı Adana Askeri Mahkemesi yakalama emri çıkartmış.
Bunun sonucu olarak 8 Haziran 2008 günü sokakta iki polis tarafından gözaltına alındım. 24 Haziran 2008 günü ise İskenderun Askeri Hastanesi'nin düzenlemiş olduğu 'barışta ve savaşta askerliğe elverişli değildir' ön raporu nedeniyle Adana Askeri Mahkemesi tarafından serbest bırakıldım.
Ön rapordaki teşhis ise "ileri derecede anti sosyal kişilik."
8 Haziran ile 24 Haziran 2008 tarihleri arasındaki 16 günlük süreçte başımdan geçenleri de kısaca anlatmak istiyorum.
8 Haziran günü sokakta Gayrettepe İnfaz Bürosu'ndan gelen 2 sivil polis tarafından gözaltına alındım, Şişli Etfal Hastanesinden 'darp-cebir' raporu alındı ve aynı günün akşamı Beşiktaş inzibat Birliği'ne teslim edildim.
Polisin gözetimi altında geçen süreçte herhangi bir olumsuzluk yaşamadım.
Beşiktaş İnzibat'ta ilkin üst araması yapıldı ve soyunmam istendi. Ben de Vicdani Retçi olduğumu ve askeri hiçbir talebi yerine getirmeyeceğimi beyan ettim.
Tartışmalar, bağrışmalar sonucunda zorla tüm elbiselerim 2 subayın gözetiminde çıkartıldı. Üzerimde sadece don kaldı ve onu da indirip "çök-kalk" yapmamı istediler.
Zorla donumu indirip 'çök-kalk" yaptırdılar
Ben yapmayınca da gene zorla donumu indirip 3-4 askere bu "çök-kalk" yaptırıldı. Sonrasında giyindim ve içeride sadece Oyak Bank logolu bank olan nezarete kapatıldım. Oradaki bankı da almak istediler ama zemine sabitlenmiş olduğu için sökemediler.
Ben oraya oturduğumda nezarethane kapısına gelen nöbetçi ve diğer askerlerin oturmamam, ayağa kalkmam ve esas duruşa geçmemi istemelerini reddettiğim için gece boyunca küfür, hakaret, tükürme ve sabah uyanmam için üzerime bardakla sıcak su atılması gibi birçok şeye maruz kaldım.
Gece 03:00 sıralarındaki nöbetçinin ise tokat ve yumrukla saldırısına maruz kaldım. Buradaki bu saldırma ve tükürme olayı hakkında Hasdal Askeri Savcılığı işlem başlatmış durumda.
9 Haziran günü Hasdal Askeri mahkemesine çıkartıldım ve tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevine kapatıldım.
Hasdal Askeri Cezaevi iç güvenlik astsubayı bana cezaevine ilişkin kuralları aktarmak istediğinde ben gene vicdani retçi olduğumu ve cezaevindeki askerliğe ilişkin uygulamaları reddettiğimi belirttim.
Zorla saç-sakal-bıyık kesimi
Tabi bunu ciddiye almadı ve gardiyan askerlere emir vererek önce zorla elbiselerim çıkartıldı ve 5-6 gardiyan asker beni tutarak saç-sakal-bıyık kesimi yapıldı.
Sonrasında da beni bir koğuşa götürdüler. Koğuş mümessili ve yanındaki birkaç kişiye cezaevi iç güvenlik astsubayı "siz gerekeni yaparsınız, ne yapacağınızı biliyorsunuz" şeklinde talimat verdi.
Beni koğuşa alan bu 4-5 kişiden birisi eline 40-45 santim boyunda bir odun aldı ve bana sorular sormaya başladı.
Ben de anlatmaya çalışırken bir ara odunla önce kafama, sonra omuzlanma, bacaklarıma vurmaya başladı.
Son olarak da boynumun sol tarafına vurdu. Ben sendeledim ve düşmek üzereyken diğer tutuklular beni tuttu.
Bu defa tokat, yumruk ve göğsüme tekmeler vurmaya başladılar. Daha sonra beni duşun altına iteklediler ve ben yüzüstü ellerim ve dizlerim üzerinde kaldım, duş bataryasından tutundum.
Duşu açtılar ve arkamdan belime, bacaklarıma ve kuyruk sokumuma tekmeler vurmaya devam ettiler.
Ben iyice titremeye ve vücudum kasılmaya başlayınca bu defa şişeyle sanırım buzdolabından getirmiş oldukları suyu da üzerime döktüler.
Sonra beni sürükleyerek yatağa yatırdılar ve üzerimi örttüler. Öylece yarım saat gibi kaldım ama kasılma ve titremelerim durmadığı için diğer çocuklar koğuş mümessiline "Bu ölecek bunu idareye verelim" dediler ve beni kapıya sürükleyerek götürüp gardiyanlara teslim ettiler. Cezaevi iç güvenlik astsubayı hala "Noldu Mehmet, neyin var?" gibi sorular soruyordu.
Beni hemen revire oradan da Gümüşsüyü Askeri Hastanesine götürdüler.
Ben muayene olmayı reddettim ve tekrar cezaevine ve aynı koğuşa kapatıldım.
Sabah bu kez Gümüşsüyü Asker hastanesi psikiyatri bölümüne sevk ettiler. Ben muayeneyi reddettim.
Bana Cerrahpaşa'dan iki doktor getirttiler ve onlar sadece uzaktan gözle muayene etti. Ama herhangi bir not ya da detaylı bir muayene yapmadılar.
Sadece kan alımı ve serum bağlanmasının gerektiğini söylediler ve bunlar yapıldı.
Akşama kadar orada kaldım ve akşam tekrar cezaevine götürüldüm. Bu kez farklı bir koğuşa koydular.
Herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı diyerek soruşturmayı kapattılar
Ben yürüyemiyor ve ellerimi kullanamıyordum. Boynum, belim ve sağ bacağım kasılıyordu. Sonrasında avukatların görüşmeleri ve beni de ikna etmeleri sonucu Gümüşsüyü Asker Hastanesi'nde röntgen çekilmesi ve muayeneyi kabul ettim.
Gene detaylı muayene etmediler ve sadece röntgen çekimi yaptılar.
10 Haziran akşamı ise beni tek kişilik özel bir koğuşa koydular. Cezaevinde en başından itibaren zorla askeri elbise giydirme işlemi devam etti.
Ben de bunu protesto amaçlı açlık grevine devam ettim. Sonraki süreçte cezaevi müdürü bir iç soruşturma başlattı ve hızla bitirdi.
Benim ifademi almak istedi ben de avukatlarımın da bulunduğu bir ortamda ifade vereceğimi söyledim.
Sonrasında benden herhangi bir ifade vs. almadan soruşturmayı "herhangi bir olumsuzluk yaşanmamıştır" diyerek kapattılar. Ve hızla sevk işlemlerini yaparak beni Beşiktaş İnzibat'ına teslim ettiler.
Bu arada avukatların girişimleri sonucu Hasdal Askeri Savcılığı şevki iptal etti ve benim ifademi sanık teşhislerini vs. tamamladı.
Bunların tamamlanmasından sonra beni Adana'ya sevk ettiler. Yolda ve Adana'da hiçbir olumsuzluk yaşanmadı.
Sadece İskenderun Asker Hastanesi Karantina subayı zorla kıyafetlerimi çıkartıp hastane kıyafeti giydirdi.
24 Haziran günü ise akşam 19:00 sıralarında gelen ön rapor nedeniyle Adana Askeri Mahkemesi beni tahliye etti. Gece 12:00 gibi de serbest kaldım.
Vicdani Retçi Mehmet Bal, 08.06.2008 tarihinde gözaltına alınarak
Beşiktaş İnzibat Bölük Komutanlığı'na getirilmiş ve nezarethanede
nöbetçi askerler tarafından dayak atılarak hakarete uğramıştır.
09.06.2008 tarihinde 3. Kolordu Hasdal Cezaevi'ne götürülen vicdani
retci müvekkilimin saçları 5-6 gardiyan asker tarafından zorla kafası
tutularak kesilmiştir ve yine zorla bu askerler tarafından tek tip
elbise giydirilerek koğuşa konulmuştur.
Mehmet Bal koğuşuna konuluyor iken nöbetçi astsubay tarafından koğuş
içerisinde bulunan koğuş mümessiline "bunu size teslim ediyorum, siz
ne yapacağınızı bilirsiniz, gerekeni yapın" diyerek telkinde
bulunulmuş ve orada bulunan 3-4 kişi tarafından önce kalın bir sopa
ile dövülmüştür. Daha sonra hep birlikte Mehmet Bal'ı duşun altına
götüren bu şahıslar, soğuk suyu açarak kafası batarya yönüne gelecek
şekilde, sırtı şahıslara yönelik bir pozisyonda dizüstüne oturtularak
uzunca bir süre kuyruk sokumuna, beline ve sırtına atılan tekmelerle
soğuk suyun altında vurmaya başlamışlardır. Bu işkence Mehmet Bal
bayılıncaya kadar devam etmiştir. Sabah ise Gümüşsuyu Askeri
Hastanesine götürülmüş ve serum takılmıştır.
Mehmet Bal'ın gördüğü işkence sonucunda, vücudunun çeşitli yerlerinde
derin ekimozlar oluşmuş, günlerce sol bacağını hareket ettirememiş,
oturamaz, yürüyemez ve boynunu hareket ettiremez konuma gelmiştir.
Halen o konumdadır. Bu durum, müvekkil ile görüş yapan avukatlar
tarafından da tutanakla belgelenmiştir,
Vicdani Retçi Mehmet Bal, zorla saçının kesilmesini ve tek tip elbise
giydirilmesini, gördüğü tüm işkence eylemini protesto etmek amacıyla
09.06.2008 Pazartesi tarihinden itibaren açlık grevine başlamıştır.
Müvekkil Mehmet Bal ile 12.06.2008 tarihinde yaptığım görüşmede,
gördüğü işkence izlerini vücudunun çeşitli yerlerinde hala taşıdığını
ve yürümede, oturmada zorluk çekmekte olduğunu tespit ettim.
Hemen sonrasında cezaevi müdürü ile yaptığım görüşmede, müvekkilime
yapılan saldırıyı ve vücudundaki işkence izlerini kendisine
belirttiğimde cezaevi müdürü "idari soruşturma yapıldığını ve
cezaevinde böyle bir olayın asla meydana gelmediğini, müvekkile dayak
atılmadığını ve vücudunda da hiç bir darp izinin bulunmadığını"
söylemiştir.
Daha sonra Mehmet Bal bu haldeyken cezaevi idaresi tarafından Adana'ya
sevk işlemleri yapılmış ancak yapılan bu insanlık dışı muameleye karşı
yaptığımız başvurular sonucunda 12. 06. 2008 günü akşamı askeri
savcılık tarafından soruşturma başlatılarak sevki durdurulmuştur.
Bütün bu süreç boyunca Mehmet Bal ile görüşme yapmak istediğimizde
cezaevi yönetimi tarafından çeşitli zorluklar çıkarılmış, tarafımıza
yanlış ve eksik bilgi verilmiştir.
Müvekkil Mehmet Bal, 13.06.2008 tarihinde. saat 15:00'te bulunduğu
Hasdal Askeri Cezaevi'nden Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi'ne
gönderilmiştir.
Mehmet Bal'ın 16.06.2008 tarihinde 6. Kolordu Askeri Mahkemesi'nde
duruşması görülecektir.
Tüm basını ve kamuoyunu vicdani retçi insanlara ve somutta vicdani
retçi Mehmet Bal'a yapılan bu insanlık dışı muameleye karşı duyarlı
olmaya çağırıyoruz.
tırsak, peygamber ocağı olan muzaffer türk ordusunda görev yapmayı reddetmiş sonrada bu tırsaklığını örtmek için ben vicdani redtiçiyim ayaklarına yatmıştır, asıcan böylesini taksim meydanında bak bakim bi daha kimse vicdanını reddediyor mu?
Biz 80 küsur yıldır aklı hür vicdanı hür nesiller yetiştirmek için kendimizi yırtalım bu ballama çıkıp bu vicdanı reddetsin...
bu arada ısrar ediyorum bal dök yala konusunda o derece yani...
gözümüzün bebeğini koruyup kollayacağımıza, o(nlar) bizi koruyup kolluyor.
(bkz. biz buyuduk kirlendi dunya)
ordumuz gözbebeğimizdir
Vicdani Retçi Mehmet Bal Başına Gelenleri Anlattı
Mehmet BAL
Ekim 2002 tarihinde Mersin'de askerlik yapmakta iken vicdani ret kararı aldım. Bu kararımı çarşı izninde basına duyurduktan sonra bana verilmiş olan askeri kimlik ve askeri eşyaları iade etmek için kendi isteğimle son defa askeri birliğe gittim.
Sonrasında tutanaklar düzenlendi ve mahkemeye sevk edildim. Tutuklandım ve 33 gün tutuklu kaldım.
Ardından tahliye edildim. Serbest olarak yaşamıma devam ederken Ocak 2003'te tekrar gözaltına alındım ve Askeri
Mahkeme'ye çıkartıldım. Mahkeme tekrar beni serbest bıraktı. Bu defa askeri birlik beni hastaneye sevk etti ve 3 ay hava değişimi izniyle tekrar serbest bırakıldım.
Aradan geçen yaklaşık 6 yıllık süreçte herhangi bir gözaltı vs ile karşılaşmadım.
2002 ve 2003 yılında hakkımda açılan 'emre itaatsizlik ve firar' davalarından dolayı Adana Askeri Mahkemesi yakalama emri çıkartmış.
Bunun sonucu olarak 8 Haziran 2008 günü sokakta iki polis tarafından gözaltına alındım. 24 Haziran 2008 günü ise İskenderun Askeri Hastanesi'nin düzenlemiş olduğu 'barışta ve savaşta askerliğe elverişli değildir' ön raporu nedeniyle Adana Askeri Mahkemesi tarafından serbest bırakıldım.
Ön rapordaki teşhis ise "ileri derecede anti sosyal kişilik."
8 Haziran ile 24 Haziran 2008 tarihleri arasındaki 16 günlük süreçte başımdan geçenleri de kısaca anlatmak istiyorum.
8 Haziran günü sokakta Gayrettepe İnfaz Bürosu'ndan gelen 2 sivil polis tarafından gözaltına alındım, Şişli Etfal Hastanesinden 'darp-cebir' raporu alındı ve aynı günün akşamı Beşiktaş inzibat Birliği'ne teslim edildim.
Polisin gözetimi altında geçen süreçte herhangi bir olumsuzluk yaşamadım.
Beşiktaş İnzibat'ta ilkin üst araması yapıldı ve soyunmam istendi. Ben de Vicdani Retçi olduğumu ve askeri hiçbir talebi yerine getirmeyeceğimi beyan ettim.
Tartışmalar, bağrışmalar sonucunda zorla tüm elbiselerim 2 subayın gözetiminde çıkartıldı. Üzerimde sadece don kaldı ve onu da indirip "çök-kalk" yapmamı istediler.
Zorla donumu indirip 'çök-kalk" yaptırdılar
Ben yapmayınca da gene zorla donumu indirip 3-4 askere bu "çök-kalk" yaptırıldı. Sonrasında giyindim ve içeride sadece Oyak Bank logolu bank olan nezarete kapatıldım. Oradaki bankı da almak istediler ama zemine sabitlenmiş olduğu için sökemediler.
Ben oraya oturduğumda nezarethane kapısına gelen nöbetçi ve diğer askerlerin oturmamam, ayağa kalkmam ve esas duruşa geçmemi istemelerini reddettiğim için gece boyunca küfür, hakaret, tükürme ve sabah uyanmam için üzerime bardakla sıcak su atılması gibi birçok şeye maruz kaldım.
Gece 03:00 sıralarındaki nöbetçinin ise tokat ve yumrukla saldırısına maruz kaldım. Buradaki bu saldırma ve tükürme olayı hakkında Hasdal Askeri Savcılığı işlem başlatmış durumda.
9 Haziran günü Hasdal Askeri mahkemesine çıkartıldım ve tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevine kapatıldım.
Hasdal Askeri Cezaevi iç güvenlik astsubayı bana cezaevine ilişkin kuralları aktarmak istediğinde ben gene vicdani retçi olduğumu ve cezaevindeki askerliğe ilişkin uygulamaları reddettiğimi belirttim.
Zorla saç-sakal-bıyık kesimi
Tabi bunu ciddiye almadı ve gardiyan askerlere emir vererek önce zorla elbiselerim çıkartıldı ve 5-6 gardiyan asker beni tutarak saç-sakal-bıyık kesimi yapıldı.
Sonrasında da beni bir koğuşa götürdüler. Koğuş mümessili ve yanındaki birkaç kişiye cezaevi iç güvenlik astsubayı "siz gerekeni yaparsınız, ne yapacağınızı biliyorsunuz" şeklinde talimat verdi.
Beni koğuşa alan bu 4-5 kişiden birisi eline 40-45 santim boyunda bir odun aldı ve bana sorular sormaya başladı.
Ben de anlatmaya çalışırken bir ara odunla önce kafama, sonra omuzlanma, bacaklarıma vurmaya başladı.
Son olarak da boynumun sol tarafına vurdu. Ben sendeledim ve düşmek üzereyken diğer tutuklular beni tuttu.
Bu defa tokat, yumruk ve göğsüme tekmeler vurmaya başladılar. Daha sonra beni duşun altına iteklediler ve ben yüzüstü ellerim ve dizlerim üzerinde kaldım, duş bataryasından tutundum.
Duşu açtılar ve arkamdan belime, bacaklarıma ve kuyruk sokumuma tekmeler vurmaya devam ettiler.
Ben iyice titremeye ve vücudum kasılmaya başlayınca bu defa şişeyle sanırım buzdolabından getirmiş oldukları suyu da üzerime döktüler.
Sonra beni sürükleyerek yatağa yatırdılar ve üzerimi örttüler. Öylece yarım saat gibi kaldım ama kasılma ve titremelerim durmadığı için diğer çocuklar koğuş mümessiline "Bu ölecek bunu idareye verelim" dediler ve beni kapıya sürükleyerek götürüp gardiyanlara teslim ettiler. Cezaevi iç güvenlik astsubayı hala "Noldu Mehmet, neyin var?" gibi sorular soruyordu.
Beni hemen revire oradan da Gümüşsüyü Askeri Hastanesine götürdüler.
Ben muayene olmayı reddettim ve tekrar cezaevine ve aynı koğuşa kapatıldım.
Sabah bu kez Gümüşsüyü Asker hastanesi psikiyatri bölümüne sevk ettiler. Ben muayeneyi reddettim.
Bana Cerrahpaşa'dan iki doktor getirttiler ve onlar sadece uzaktan gözle muayene etti. Ama herhangi bir not ya da detaylı bir muayene yapmadılar.
Sadece kan alımı ve serum bağlanmasının gerektiğini söylediler ve bunlar yapıldı.
Akşama kadar orada kaldım ve akşam tekrar cezaevine götürüldüm. Bu kez farklı bir koğuşa koydular.
Herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı diyerek soruşturmayı kapattılar
Ben yürüyemiyor ve ellerimi kullanamıyordum. Boynum, belim ve sağ bacağım kasılıyordu. Sonrasında avukatların görüşmeleri ve beni de ikna etmeleri sonucu Gümüşsüyü Asker Hastanesi'nde röntgen çekilmesi ve muayeneyi kabul ettim.
Gene detaylı muayene etmediler ve sadece röntgen çekimi yaptılar.
10 Haziran akşamı ise beni tek kişilik özel bir koğuşa koydular. Cezaevinde en başından itibaren zorla askeri elbise giydirme işlemi devam etti.
Ben de bunu protesto amaçlı açlık grevine devam ettim. Sonraki süreçte cezaevi müdürü bir iç soruşturma başlattı ve hızla bitirdi.
Benim ifademi almak istedi ben de avukatlarımın da bulunduğu bir ortamda ifade vereceğimi söyledim.
Sonrasında benden herhangi bir ifade vs. almadan soruşturmayı "herhangi bir olumsuzluk yaşanmamıştır" diyerek kapattılar. Ve hızla sevk işlemlerini yaparak beni Beşiktaş İnzibat'ına teslim ettiler.
Bu arada avukatların girişimleri sonucu Hasdal Askeri Savcılığı şevki iptal etti ve benim ifademi sanık teşhislerini vs. tamamladı.
Bunların tamamlanmasından sonra beni Adana'ya sevk ettiler. Yolda ve Adana'da hiçbir olumsuzluk yaşanmadı.
Sadece İskenderun Asker Hastanesi Karantina subayı zorla kıyafetlerimi çıkartıp hastane kıyafeti giydirdi.
24 Haziran günü ise akşam 19:00 sıralarında gelen ön rapor nedeniyle Adana Askeri Mahkemesi beni tahliye etti. Gece 12:00 gibi de serbest kaldım.
BİA Haber Merkezi - İstanbul
Yıldırım Türker' den okursak;
Plugin <em></em> Not Found
avukatı'nın basın bildirisi
KAMUOYUNA VE BASINA
Vicdani Retçi Mehmet Bal, 08.06.2008 tarihinde gözaltına alınarak
Beşiktaş İnzibat Bölük Komutanlığı'na getirilmiş ve nezarethanede
nöbetçi askerler tarafından dayak atılarak hakarete uğramıştır.
09.06.2008 tarihinde 3. Kolordu Hasdal Cezaevi'ne götürülen vicdani
retci müvekkilimin saçları 5-6 gardiyan asker tarafından zorla kafası
tutularak kesilmiştir ve yine zorla bu askerler tarafından tek tip
elbise giydirilerek koğuşa konulmuştur.
Mehmet Bal koğuşuna konuluyor iken nöbetçi astsubay tarafından koğuş
içerisinde bulunan koğuş mümessiline "bunu size teslim ediyorum, siz
ne yapacağınızı bilirsiniz, gerekeni yapın" diyerek telkinde
bulunulmuş ve orada bulunan 3-4 kişi tarafından önce kalın bir sopa
ile dövülmüştür. Daha sonra hep birlikte Mehmet Bal'ı duşun altına
götüren bu şahıslar, soğuk suyu açarak kafası batarya yönüne gelecek
şekilde, sırtı şahıslara yönelik bir pozisyonda dizüstüne oturtularak
uzunca bir süre kuyruk sokumuna, beline ve sırtına atılan tekmelerle
soğuk suyun altında vurmaya başlamışlardır. Bu işkence Mehmet Bal
bayılıncaya kadar devam etmiştir. Sabah ise Gümüşsuyu Askeri
Hastanesine götürülmüş ve serum takılmıştır.
Mehmet Bal'ın gördüğü işkence sonucunda, vücudunun çeşitli yerlerinde
derin ekimozlar oluşmuş, günlerce sol bacağını hareket ettirememiş,
oturamaz, yürüyemez ve boynunu hareket ettiremez konuma gelmiştir.
Halen o konumdadır. Bu durum, müvekkil ile görüş yapan avukatlar
tarafından da tutanakla belgelenmiştir,
Vicdani Retçi Mehmet Bal, zorla saçının kesilmesini ve tek tip elbise
giydirilmesini, gördüğü tüm işkence eylemini protesto etmek amacıyla
09.06.2008 Pazartesi tarihinden itibaren açlık grevine başlamıştır.
Müvekkil Mehmet Bal ile 12.06.2008 tarihinde yaptığım görüşmede,
gördüğü işkence izlerini vücudunun çeşitli yerlerinde hala taşıdığını
ve yürümede, oturmada zorluk çekmekte olduğunu tespit ettim.
Hemen sonrasında cezaevi müdürü ile yaptığım görüşmede, müvekkilime
yapılan saldırıyı ve vücudundaki işkence izlerini kendisine
belirttiğimde cezaevi müdürü "idari soruşturma yapıldığını ve
cezaevinde böyle bir olayın asla meydana gelmediğini, müvekkile dayak
atılmadığını ve vücudunda da hiç bir darp izinin bulunmadığını"
söylemiştir.
Daha sonra Mehmet Bal bu haldeyken cezaevi idaresi tarafından Adana'ya
sevk işlemleri yapılmış ancak yapılan bu insanlık dışı muameleye karşı
yaptığımız başvurular sonucunda 12. 06. 2008 günü akşamı askeri
savcılık tarafından soruşturma başlatılarak sevki durdurulmuştur.
Bütün bu süreç boyunca Mehmet Bal ile görüşme yapmak istediğimizde
cezaevi yönetimi tarafından çeşitli zorluklar çıkarılmış, tarafımıza
yanlış ve eksik bilgi verilmiştir.
Müvekkil Mehmet Bal, 13.06.2008 tarihinde. saat 15:00'te bulunduğu
Hasdal Askeri Cezaevi'nden Adana 6. Kolordu Askeri Cezaevi'ne
gönderilmiştir.
Mehmet Bal'ın 16.06.2008 tarihinde 6. Kolordu Askeri Mahkemesi'nde
duruşması görülecektir.
Tüm basını ve kamuoyunu vicdani retçi insanlara ve somutta vicdani
retçi Mehmet Bal'a yapılan bu insanlık dışı muameleye karşı duyarlı
olmaya çağırıyoruz.
Mehmet BAL Vekili Avukat Suna COŞKUN
tırsak, peygamber ocağı olan muzaffer türk ordusunda görev yapmayı reddetmiş sonrada bu tırsaklığını örtmek için ben vicdani redtiçiyim ayaklarına yatmıştır, asıcan böylesini taksim meydanında bak bakim bi daha kimse vicdanını reddediyor mu?
Biz 80 küsur yıldır aklı hür vicdanı hür nesiller yetiştirmek için kendimizi yırtalım bu ballama çıkıp bu vicdanı reddetsin...
bu arada ısrar ediyorum bal dök yala konusunda o derece yani...
mengeleler götürmüş onu da.
.... dök yala kadın bacaklarına yani, o derece...