pek çok yazarın okumaya ilk başladığı dergilerdendir virgül. çoğu ilk virgüle gönderirdi yazdıklarını. çoğunlukla reddedilirdi ama olsun gene de kapanmasa iyiydi.
Virgül, editörün köşesinin baştacı edilmediği, hatta editöryal notların birkaç yılda bir, çok önemli durumlarda belirip sonra yine kayıplara karıştığı bir dergi oldu hep. İşte böyle çok önemli durumlardan biri: Okumakta olduğunuz, Virgül’ün son sayısı. Ekim 1997’den beri, 12 yılı aşkın bir süredir aralıksız yayımlanmakta olan dergimiz tahmin edilebilecek ekonomik zorluklar ve dağıtım sorunları yüzünden yayın hayatını sona erdiriyor. – Aslında Virgül için çok uzun zamandır ciddileşmiş sorunlar bunlar; bir yıl önce derginin periyodunu iki aya çıkararak geçici bir çözüm denemiştik... Editörden köşesi de en son bir yıl önce, periyot değişikliğinin duyurusu için kullanılmıştı. Bir de derginin kapandığı söylentilerinin asılsız olduğunu belirtmek için. Bu kez kulağımıza bir şey gelmedi, ama söylentiler doğru: Kapanıyoruz.
12 yıl boyunca 131 sayı yayımlanmış; çok güzel sayılar yaptık, daha az güzelleri de oldu, hatta çok içimize sinmeyen sayılar da... Ama belli bir ortalamanın üzerinde kalmayı, en başta tasarladığımız formatın, en baştan beri oturtmaya çalıştığımız duruşun dışına çıkmamayı başarmış sayabiliriz kendimizi.
Virgül’ün ardında bir iz bırakmış olacağını umarız.
Virgül arşivinin, son yılların yayın dünyasına gürültüden uzak, serinkanlı bir ayna tutmaya devam edeceğini söyleyebiliriz belki. Başka ne denebilir? Tabii ki üzgünüz. Dergi öncelikle bir alışkanlıktır, okuyanlar için olduğu kadar onu hazırlayanlar, ona emek verenler için de. Biz mutfaktakiler, doğrusu Virgül’e çok alışmıştık.
Virgül’e bunca yıl boyunca emek vermiş herkese, yazarlarımıza, okurlarımıza, katkıda bulunanlara, abonelerimize, dergiyi destekleyen yayınevlerine çok teşekkür ederiz."
[:Selim Deringil]'in Murad Efendi'nin Osmanlı izlenimlerini aktardığı "Türkiye Manzaraları"nın tanıtımı, pekçok yönden ilginç. Murad Efendi'nin asıl ismi, Franz, Viyana doğumlu. Yirmi yaşlarındayken Osmanlı'ya iltica etmiş, önce askeri daha sonra sivil bürokraside yükselmiş.. Murad Efendi'nin İstanbul Tasviri; "Yunanlıların şehri, Haçlıların şehri, Osmanlıların şehri. Fethedilmiş, tekrar fethedilmiş, sık sık yakılıp yıkılmış ve her seferinde küllerinden yeniden doğmuş. Gelip geçen halklar onu korumak adına hep yağmalamışlar ve sonra yok olup gitmişler."(sf. 43, Murad Efendi, Türkiye Manzaraları, çev. Alev Sunata Kırım)
derginin sayfaları şöyle bir karıştırıldığında en çok dikkat çeken, [:Leylâ Erbil]'in "[:Oğuz Atay]'la bir akşam" yazısı.. okunduğunda sadece Halit Refiğ'in "Oğuz dahil hepimiz Kemal Tahir’le çok yakın idik. Hepimiz belli bir ölçüde ondan etkilenmekteydik. Her yeni kitabını çok dikkatli okurduk." sözlerine biraz şüpheyle bakmamızı sağlayan bir yazı olmuş.. başka birşey yok..
pek çok yazarın okumaya ilk başladığı dergilerdendir virgül. çoğu ilk virgüle gönderirdi yazdıklarını. çoğunlukla reddedilirdi ama olsun gene de kapanmasa iyiydi.
(bkz. behçet çelik)
çok mu yoruldun meslektaşım?
kasım aralık 2009 sayısı:bitti:art:ık
"Noktalı Virgül
Virgül, editörün köşesinin baştacı edilmediği, hatta editöryal notların birkaç yılda bir, çok önemli durumlarda belirip sonra yine kayıplara karıştığı bir dergi oldu hep. İşte böyle çok önemli durumlardan biri: Okumakta olduğunuz, Virgül’ün son sayısı. Ekim 1997’den beri, 12 yılı aşkın bir süredir aralıksız yayımlanmakta olan dergimiz tahmin edilebilecek ekonomik zorluklar ve dağıtım sorunları yüzünden yayın hayatını sona erdiriyor. – Aslında Virgül için çok uzun zamandır ciddileşmiş sorunlar bunlar; bir yıl önce derginin periyodunu iki aya çıkararak geçici bir çözüm denemiştik... Editörden köşesi de en son bir yıl önce, periyot değişikliğinin duyurusu için kullanılmıştı. Bir de derginin kapandığı söylentilerinin asılsız olduğunu belirtmek için. Bu kez kulağımıza bir şey gelmedi, ama söylentiler doğru: Kapanıyoruz.
12 yıl boyunca 131 sayı yayımlanmış; çok güzel sayılar yaptık, daha az güzelleri de oldu, hatta çok içimize sinmeyen sayılar da... Ama belli bir ortalamanın üzerinde kalmayı, en başta tasarladığımız formatın, en baştan beri oturtmaya çalıştığımız duruşun dışına çıkmamayı başarmış sayabiliriz kendimizi.
Virgül’ün ardında bir iz bırakmış olacağını umarız.
Virgül arşivinin, son yılların yayın dünyasına gürültüden uzak, serinkanlı bir ayna tutmaya devam edeceğini söyleyebiliriz belki. Başka ne denebilir? Tabii ki üzgünüz. Dergi öncelikle bir alışkanlıktır, okuyanlar için olduğu kadar onu hazırlayanlar, ona emek verenler için de. Biz mutfaktakiler, doğrusu Virgül’e çok alışmıştık.
Virgül’e bunca yıl boyunca emek vermiş herkese, yazarlarımıza, okurlarımıza, katkıda bulunanlara, abonelerimize, dergiyi destekleyen yayınevlerine çok teşekkür ederiz."
[:Selim Deringil]'in Murad Efendi'nin Osmanlı izlenimlerini aktardığı "Türkiye Manzaraları"nın tanıtımı, pekçok yönden ilginç. Murad Efendi'nin asıl ismi, Franz, Viyana doğumlu. Yirmi yaşlarındayken Osmanlı'ya iltica etmiş, önce askeri daha sonra sivil bürokraside yükselmiş..
Murad Efendi'nin İstanbul Tasviri;
"Yunanlıların şehri, Haçlıların şehri, Osmanlıların şehri. Fethedilmiş, tekrar fethedilmiş, sık sık yakılıp yıkılmış ve her seferinde küllerinden yeniden doğmuş. Gelip geçen halklar onu korumak adına hep yağmalamışlar ve sonra yok olup gitmişler."(sf. 43, Murad Efendi, Türkiye Manzaraları, çev. Alev Sunata Kırım)
derginin sayfaları şöyle bir karıştırıldığında en çok dikkat çeken, [:Leylâ Erbil]'in "[:Oğuz Atay]'la bir akşam" yazısı.. okunduğunda sadece Halit Refiğ'in "Oğuz dahil hepimiz Kemal Tahir’le çok yakın idik. Hepimiz belli bir ölçüde ondan etkilenmekteydik. Her yeni kitabını çok dikkatli okurduk." sözlerine biraz şüpheyle bakmamızı sağlayan bir yazı olmuş.. başka birşey yok..