bugün özge dirik'in ölüm yıldönümüdür. özge öldüğünden beri dünya, güneş'in etrafındaki 3. dönüşünü tamamlamıştır. "özge dirik kimdir?" diyenl
- zafer yalcinpinar's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
bugün özge dirik'in ölüm yıldönümüdür. özge öldüğünden beri dünya, güneş'in etrafındaki 3. dönüşünü tamamlamıştır. "özge dirik kimdir?" diyenl
"Hayat Susunca Konuştu Ölüm" adlı broşür üzerine gerçekleştirilen tüm tartışmaların detaylarına
http://groups.google.com/group/pustahali/browse_thread/thread/55749617b6...
adresinden ulaşılabiliyor.
özge ile ilgili zafer yalçınpınar sahiden üstüne düşeni yapmıştır ve yapmaktadır.
kendisine korsan sözlük adına teşekkürlerimi sunarım.
“HAYAT SUSUNCA KONUŞTU ÖLÜM”ÜN ELEŞTİRİSİ
1. Kitaptaki şiirlerin 24 tanesi ilk defa Kuzey Yıldızı’nda yayımlanmıştır. Kuzey Yıldızı’nın 11. sayısında yayımlanan “özge dir/ik’in bütün şiirlerine başlangıç denemesi”nden 18 şiir alınmıştır. Buradaki şiirler Kuzey Yıldızı Yazarları grubundan derlenmiş, pek azı başka dergilerde yayımlanmıştır. Toplamda da kitaptaki şiirlerin 27 tanesi Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi’nde yayımlanmıştır. (Bkz: http://spreadsheets.google.com/pub?key=rsh6l0olvLk7eggeFcErFOA)
2. Kitaptaki Vasiyet, Fakir Uyak, Abaküs, Anestezi, Papatya isimli şiirlerin başlıklarındaki harflerin birer boşluk ile yazıldığı görülmektedir. Bu başlık yazma tarzı öteden beridir Zafer Yalçınpınar’ın yazma tarzıdır ki, bu şiirlerin http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ozge1.html adresinden kopyala-yapıştır yöntemi ile alındığını göstermektedir. Kuzey Yıldızı’nda yayımlanmamış ve bu adreste bulunan 4 şiir kitapte yer almıştır.
3. Kitaptaki 32 şiirden 31′i Kuzey Yıldızı sitelerinden alınmıştır. Hal böyle iken bu çalışmada Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi’ne danışılmamış olması kastidir, art niyetlidir.
4. Kuzey Yıldızı 11′deki “özge dir/ik’in bütün şiirlerine başlangıç denemesi”nde kaynak göstermeye ne kadar önem vermiş olduğumuz hatırlanacaktır. Bu tarzda çalışmaların kaynak gösterilerek yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Buna dair hiçbir özenin olmadığı, Üç Soru şiiri de dahil olmak üzere, tüm şiirlerin güvenlirliği konusunda her zaman tartıştığımız İnternet vasıtasıyla derlendiğini anlaşılmıştır. Dolayısı ile de editörlük çalışmasının yöntemsel açıdan büyük kusurlar içerdiği aşikârdır.
5. Kitapta yayımlanan şiirlerin sadece 10 tanesi 18.03.2003 tarihli vasiyet notunda yer almıştır. Dolayısı ile de kitabın yayımlanmasının ana dayanağı olarak gösterilen bu nottaki 20 şiire ulaşılamadığı anlaşılmıştır. Böyle bir kitabın oluşturulmasında 18.03.2003 tarihli notun temel teşkil edilmesinin ne kadar yanlış olduğunu bu seçkinin kendisi ispatlamıştır.
6. Kitaptaki şiirlerin tarihlerinin de yayımlanması konusunda bir ilke yoktur. Kim-lik şiirinde tarihin olmasının ve diğerlerinde olmamasının açıklaması merak konusundur. Aynı sorunsal şiirdeki farklı imzalar için geçerlidir.
7. Beyin Timur’ları şiirinde “rakı gibi bir afyonun var beyin timur’larıma.” dizesinden sonra yeni bir kıta başlamaktadır, oysa iki kıta birleşitirilmiştir. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/beyin.timurlari
8. Aynı durum “Ruh Söküğü” şiiri için de geçelidir, “ruhlar düşünmezler” dizesi ayrı bir kıtadır. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/ruh.sokugu
9. Kıtalar konusundaki özensizlik “Çirkin Ördek Derisi(nden Eldiven İmal Eden Bahaneler)” için de geçelidir. “durdu siyahta” dizesinden sonra yeni bir kıta başlamaktadır. Bununla birlikte aynı dizenin sonunda nokta işareti varken, kitapta eksiktir. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/cirkin.ordek.derisinden.eldiven.ima...
10. “Makas” isimli şiirde de kitapta aynı özensizlik mevcuttur. “ya da yokluğu” dizesinden sonraki “bak” dizesi ayrı bir kıta başlangıcıdır. (Bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/makas)
11. Aynı hata ard arda devam etmekte, “Kalabalık” isimli şiirde de “kanınca bana.” dizesinden sonraki “kalktım” dizesi yeni bir kıta başlangıcıdır. Sondan dördüncü dize olan “ve” son kıtaya dahil değildir. (Bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/ozge.dirikin.butun.siirlerine.basla...)
12. Çorak isimli şiirdeki kıtaların hiçbiri gösterilmemiştir. Bu şiir asıl kaynaklara ulaşılmadığını ibaresidir. Oysa unutulmuştur: şiirdeki boşluk da şiire dahildir. (Bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ozge1.html)
13. Aynı kıta sorunu “Sahne” şiirinde de mevcuttur. “Hayatını cehaletin tanrılarına sıvazlarcasına,” dizesi ayrı bir kıta başlangıcıdır. (Bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ozge1.html)
14. “pis-duvar” şiirinin aslında satır başı mevcut değildir. (Bkz: http://www.kuzeyyildizi.com.tr/dergi/11/pis-duvar)
15. “Fakir Uyak” şiirinde de dizeler gösterilmemiştir. Şiir Zafer Yalçınpınar’ın http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/ozge1.html adresindeki sayfadan alınmıştır. HTML dilini bilenler bilir, eğer paragrafları “” komutu ile gösterirseniz, bunu Word’te aktardığınızda paragrafları koruyamazsınız, bu yüzdendir ki şiirlerde mutlak suretle “
” kullanmak gerekir kıtaların arasında. Asıl kaynağa bakılmadığı için ve kopya-yapıştır’dan öte editöryel bir çalışma yapılmadığı için kıtalar bu şiirde yok edilmiştir. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com.tr/dergi/11/fakir.uyak
16. Yukarıda bahsettiğim teknik durumdan kaynaklı kıtaların yok edilmesi ve özensiz editörlük çalışması “Abaküs” şiiri için de geçerlidir. Ağır Ol Bay Düzyazı’nın 7. sayısında “Gümüş ve geniş yollar ıssızlığında”, “Hangi geçmiş için kestiysen parmaklarını”, “Bugün kazıyor yollarıma” dizeleri kıta başlangıcıdır.
17. “Anestezi” şiirindeki “çocukluğunu camii avlusuna bırakacaksın bir akşam” dizesini Özge “çocukluğunu avlusuna bırakacaksın bir camiinin” şeklinde değiştirmiştir.
18. “Masal” isimli şiirin asıl ismi “masal-1”dir. Bu şiirde de kıtalar gösterilmemiştir: “kurşunların taahhütlü gönderildiği günlerde”, “göğüslerinde hapşurunca ben”, “iki bacağımın arasından, tersten bakıp”, “iki bacağımın arasından, tersten bakıp”, “kapının dibinde” dizeleri kıta başıdır. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/masal-1
19. “Ba-Ba” isimli şiirin başlığı yanlış yazılmıştır, doğrusu “ba ba”dır. Bu şiirde de kıta gösteriminde hata vardır: “böyle utanmamıştım” dizesi ayrı bir kıta başlangıcıdır. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com.tr/dergi/11/ba.ba
20. “Masalınız Var” şiirinde de kıtalar yok edilmiştir: “imana, kitaba dokunulmadan”, “ben trenlerin makaslandığı yerlerde”, “çok açtım”, “tekrar acıkan tekrar ağladı dünyaya”, “el ele verip, adamakıllı tutuşursak” dizeleri de kıta başlangıcıdır. Buradaki kıtaların yok olmasının sebebi web sayfasında satır boşluklarının “” ile gösterilmesidir, dolayısı ile de siteden kopya-yapıştır yapan editör, Word’te kıtaları düzeltmemiştir ve kitapta da şiirdeki kıta boşlukları çıkmamıştır. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/masaliniz.var
21. Özge’nin “Akasyalar Kaçarken” isimli bir şiiri yoktur. İsimsiz bir şiirinin ilk dizesidir bu. Burada şiirin başlığını gösterecek şekilde ayrıca bir “Akasyalar kaçarken” dizesi vardır ve şiirde de başlığı gösterecek bir ibare olmadığı için “Masalınız Var” şiirinin devamı gibi görünmektedir. Bu şiirde de yukardaki teknik nedenden ötürü kıtalar yok edilmiştir. “bir bir gece masalları okuyorsunuz”, “göz ucunuzdaki aşırı tahriş olmuş çocukluğunuzun”, “her rüzgârı gitmeye yoruyor”, “güneşin denize muhtaç renklerinin”, “kurdelelerden görünmüyor “, “yalnız bir göç yolu üzerinde”, “alfabenin sıfırını soruyorsunuz edebiyat hanında.” dizeleri kıta başlangıcıdır. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/isimsiz
22. “Satır-a Temenniler” isimli şiirde de kıtalar, öncesinde açıklanan teknik sebepten ötürü yok edilmiştir, editörün şiirin aslını korumak hususundaki özensizliği gittikçe pekişmektedir. “yaşamak, ol’madığından emer sütünü”, “tırnak içine alıp, hatırlattığınız” dizeleri kıta başlangıcı olup, şiirin doğrusu http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/satir-a.temenniler adresinde mevcuttur.
23. “Kim-lik” şiirinde şiirin bölümlerinin başlıklarının ayrı gösterilmemiş olması büyük talihsizliktir. Bundan ötürü şiirdeki “kim” vurgusu silikleştirilmiştir. Bununla birlikte yine kıtaların katledilmesi bu şiirde ağır bir şekilde görünmektedir. Gösterilmeyen kıtaların sayıları çok fazla olduğu için şiirin doğru yazılmış halinin bağlantısını vermekle yetineceğiz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/9/kim-lik-ozge.dirik
24. “Ruj Ruhu” şiirinde kopyala-yapıştır zihniyetinin ve kaynaklara ulaşmadan iş yapmanın en önemli örneklerinden biridir. “Ruj Ruhu” şiirinin dize bölümlendirmesi konusunda elimizde güvenilir bir kaynak yoktur. E-postalar uzun satırları otomatik böldüğü için Özge’nin tam aklındaki bölümlendirmeyi gösterbilmek mümkün değildir. Varlık dergisinde yayımlanan “Ruj Ruhu” şiirindeki bölümlendirmenin e-postalardaki otomatik satır bölmeden ötürü doğru olmadığına düşünerek, Özge’nin şiiri ilk paylaştığı yer olan Kuzey Yıldızı Yazarları grubundaki e-postasını temele alarak, satır bölümlendirmesini yaptık. Kitaptaki halinde “Eli elime değmedi yüz gündür, ama her gece seviştik onunla. Bilemezsin,” dizesinden anlaşıldığı üzere şiir için kaynak olarak Varlık değil, Kuzey Yıldızı kullanılmıştır. Bununla birlikte “satır başları” ile “hece bölme tirelerinin” neden kullanıldığı tarafımızca anlamlandırılamamıştır. (Bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/ruj.ruhu)
25. “İkincil Ruhla Pis-Duvar Buluşmaları” Özge’nin “özge dir” ismi ile imzaladığı bir şiirdir ve ilk defa Kuzey Yıldızı’nın 13. sayısında Kuzey Yıldızı Arşivi’nden yayımlanmıştır. Bu şiirde de kıtaların özensiz bir şekilde katledilmesi söz konusunudur. Editörün bu konuda azami hiçbir özen göstermediği aşikârdır. “zamanın mücadelesi armağan etmişti bizi, birbirimize”, “dahası an, tıbben ölüydü”, “senin dünyanda vapur kalkınca”, “tırabzanlardan aşağıya”, “sağır ve dilsizler ülkesinde”, “şimdi biz”, “oysa” dizeleri kıta başlangıcıdır. Bundan ziyade şiir imzaları, şiir tarihleri ve şiirin yazıldıkları yerler husunda herhangi bir ilkenin bulunmuyor olması, şiirin yazıldığı yeri gösteren “ist(a)kozyatağı”nı şiirin bir dizesi yapmıştır. “ist(a)kozyatağı” şiirin bir dizesi değildir. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/13/ikincil.ruhla.pis-duvar.bulusmalari...
26. Sonraki şiirin ismi “***”dır. Fakat şiirin başlığı gösterilmemiş, “Akasyalar Kaçarken” şiirinde olduğu gibi, şiir önceki şiirin devamı gibi görünmektedir. Bu şiirde de editörün alışkanlık haline getirdiği kıta katlediciliği sürmektedir. “babamın eskilerine yetişmek üzere”, “bayramın ilk günü kavurmasını yiyip”, “panzehiri daha zehirli gelen gençliğim”, “anneler sokaklar kadar özgür olsaydı”, “şimdi ekşiyor kışlasında donduğum inadım” dizeler kıta başlangıcıdır. Doğrusu için bkz: http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/6/ozge.dirik
27. “Seher Eskidi” isimi şiirin doğru başlığı “seher eski.”dır. Kitap boyuna devam eden kıta katliamından kitabın son şiiri de nasibini almıştır. ““yok farkı” derdi”, “üzerinize düşeni düşünmekten”, “diken toplayan bir güldünüz”, “yuvaya yapan dişi kuşun”, “siz ki;” dizeleri kıta başlangıcıdır. Şiirin doğrusu için http://www.kuzeyyildizi.com/dergi/11/seher.eskidi adresine bakılabilir.
28. “Özge Dirik’e Mektup” başlığı ile kitabın başlangıcında yer alan yazıda, Özge Dirik’in poetikasını ve şiirini anlatmak bakımından hiçbir malumat taşımamakta, bundan ziyade Özge Dirik şiirinin doğasını hissettirememektedir. Hatta buradaki yazıda Özge ismi yerine herhangi bir başka isim koyduğunuzda hiçbir değişiklik olmayacaktır. Yazarının halet-i ruhiyesini yansıtmaktan öte gidemeyen bu yazıdan, Özge Dirik’in poetikasını yansıtmanın kıyısına bile yaklaşamayan “Hayat Susunca Konuştu Ölüm” isiminin dayanakları anlaşılmaktadır. Bu kadar kopyala-yapıştır yapılan sitenin http://www.kuzeyyildizi.com/ozge.dirik.kitabi adresindeki sayfasının neden görmezden gelindiği anlaşılmamıştır.
Kitabın oluşturulması sürecinin Özge’nin poetikasının temele alınmadan sürdürüldüğü, bununla birlikte kitaptaki şiirler için asıl kaynaklara ulaşılmadığı ve şiirlerin dizgisinde de, büyük bir özensizlik sonucu, tekrar eden hatalar yapıldığı gösterilmiştir. Bu hatalardan ötürü kitap bir başvuru kaynağı olma ve kaynak gösterilme niteliğini kaybetmektedir. Bu tarzdaki çalışmaların doğru kaynaklar üzerinden, ehli kişilerce yapılması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Özge Dirik’in şiirlerinin ancak yarısının yer aldığı “Hayat Susunca Konuştu Ölüm” isimli kitap, özensiz bir seçkiden öteye gidememektedir. Hal böyle iken, bu özensiz seçki, bütünlüklü ve titiz bir editörlük sonucunda inşâ edilmiş bir kitaba olan ihtiyacı açıkça göstermektedir.
Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi yayımcıları olarak Kasım 2007′de başladığımız Özge Dirik’in bütün şiirlerinin yer aldığı bir kitabı Eylül ayına varmadan yayımlamak niyetindeyiz.
Vedat Kamer
Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
www.kuzeyyildizi.com
(bkz. hayat susunca konuştu ölüm)
Özge Dirik'in şiirlerinden derlenen "Hayat Susunca Konuştu Ölüm" adlı kitap Mayıs-2009'da artshop yayıncılık'tan yayımlanmıştır.
Bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?p=453
İçimizdeki Müzik
bam telimde parmak izin duruyor
yeni boyanmış bir aşka oturduk
kalkarsak üzerimizde kalacak izi
korsan limanlarda bekliyoruz birbirimizi
omuzumuzda mırıldanan güvercinler dahil
aldatıyor bu kahperengi hayat bizi
sarhoş olup zehirliyoruz sırlarını
bu aşkı herkese susmak
şarapsız çalmam kadar ayıp kapını
içimdeki müziğin susması
altındaki tabureyi tekmeleyip kemancının
çalması gibi son notalarını...
(Özge Dirik’in “içimizdeki müzik” adlı şiir’i Kuzey Yıldızı Dergisi, 11. Sayısından alındı)
“ ardından baktığımda
kötü karanlık gülüyordu.
sana kimse söyleyemedi
sevdayı , gidenlere harcamak
bir “ben” klasiği.
Özge Dirik ( masalınız var adlı şiir’inden)
Protagoras’ın düş denkleminde yürüyen genç bir şair ve hayatla “kaotik” ilişkiler yumağı,
İçten içe başka bir zırh’la donatılmış bir “ben”, ardından Georgias’a göz kırpan fikirler zinciri:
“ Bir şey yoktur.
Olsaydı da bilemezdik.
Bilseydik de bir başkasına aktaramazdık.”
Georgias
“ tekrar acıkan tekrar ağladı dünyaya.
oysa bana okunan masallarda
ağlamak mutlu sona yaklaşmadan verilen
bir çocukluk molasıydı”
Ö.Dirik
Üç Soru / Özge Dirik
İki farklı yol türküsü,
bedenimizi ayrı otobüslerin
camlarına yapıştıran.
İki farklı zafer çabası.
Birimiz yenilmemek için hayatta,
birimiz diğeri yenilmesin diye.
Elinizdeki valizin anılara yaptığı gibi
bir evi gaz odasına dönüştürmüş
bir galibiyet tanımlanacaksa eğer akıllara.
İki farklı serzeniş.
Her insana bir çuval doldururken ben,
bir ellerim istediğiniz.
Elele tutuşmak marifetken
önümüzden geçen iki elsiz sevdalı.
Hüzün nereye uzanırsa, gözleriniz de oraya.
Satranç masası üstü hayalleri,
iki kare çıkış hakkı,
hakkıdır insanın çocukluğu.
Kimin tırnağı varsa o çözmeli düğümü,
kırılıncaya, incininceye kadar.
Kayalar da ağlasa çamur olurlar mı?
ne zaman üç yanlış bir doğruyu götürse,
elindeki sıfırı eksileme korkusu.
Şehvetle kaldırılmış mutluluk varlığımız;
iyi ki iki yanlışız...
Ocak 2001
ozge dirik
dört yıl önce bugün kendi isteğiyle hayattan çıkıp giden şairdir. anımsamak anmak mıdır bilmiyorum. zafer'in anımsatması iyi oldu. demiştir ki;
Özge dir.
1. bu yalnızlığı kendisinin yaratmadığını bilirdi.
2. diliyle keskin görüp uçarak öğrenmişti.
3. ikincil yanı vardı, her şeyle buluşmuştu.
4. kendi güneşini kapatan kızgın bir buluttu.
5. gölgesiz bir ipte elli cambaz oynattı.
6. koşarken ayaklarının altına sabun bağlardı.
7. toprağa gider her gece şiir tohumları atardı.
Zafer Yalçınpınar - 19 Eylül 2004 Pazar
Özge Dirik'in ölümünden üç hafta sonra.
'ki en kötüsüdür
öldükten sonra istemek'
evet intihar mektubu bırakıp orada bazı şeyler istemeleri acının ağrısıdır..bu nasıl bir iç çekiştir?..ki en kötüsüdür,öldükten sonra da istemek..ölürken bile bu dünyaya hala bağlı olmak...