tartışılmalı. yargı bir taraftan , sivil toplum bir taraftan. seçkinlerin de fikirlerine ve tecrübelerine değer verilmeli.ab bu temel üzerinde kurulmuştur. tartışmakla saldırı aynı şeyler değildir. özgürlükler nerede başlar, nerede sonlanır? bu konu havad
- Zeliş's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun



atatürk'ü ve cemaat siyasetini bir kenara bırakmalıyız diyorum açıkça. mali suçlar, rüşvet ve yolsuzluklar düzgün işleyen sistemlerde ortaya çıkarılır.önce zeminde anlaşılmalı.zemin, dahil olmak için çabaladığımız değerler sistemidir.
hukukun üstünlüğü prensibini her ne olursa olsun yadsıyamayız. hukuka meydan okunamaz.
velev ki konu siyasi dahi olsa. beceriksiz bir muhalefet ve güdümlü sivil toplum olursa işler içinden çıkılmaz noktaya gelir. sürekli tek bakış açısıyla olayları analiz etmek sonunda herkesi hukukla karşı karşıya getirir.
yolsuzluk yüzünden parti kapatılamayan yolsuzluk yapanların cezalandırılamadığı bir ülke düşünün, ayrıntıları hepimiz biliyoruz rüşvet, iltimas benim hırsızım iyidir deyip saf tutmayı çok iyi beceriyoruz. turban laikliği tehdit ediyor ise sosyal hukuk devletini takmayan partiler, bürokratlar tehdit olarak görülmüyorsa aynı şekilde türban için demokrat olanların özelleştirme, şaibeli işadamları söz konusu olunca demokrasiyi pişkinlikle unutmaları gerçeğinin içinde yaşadığımıza göre kendisi olmayan bir şeyin sınırlarını çizmek bi yana bahsetmek dahi namümkündür.
(bkz. hepimiz ozguruz ama sanki birileri daha ozgur)
namuslu ile şener şen işte bu özgürlüğümüzü anlatmıştı bi aralar.
parti kapatma davası toplumu germeden, her platformda tartışılmalıdır. savcıyı baştan hain ve suçlu addetmek demokratik bir yaklaşım değildir. taraf gazetesinin bu anlamda girişimini son derece de yakışıksız buluyorum. bence konu demokratik hak ve özgürlükler zemininde tartışılmalı.