kıldan ince
kılıçtan keskin
bir köprü yaptın kulların geçsin diye
sıkıysa sen geç tanrı (kaygusuz abdal)
vb.
- markiz's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
kıldan ince
kılıçtan keskin
bir köprü yaptın kulların geçsin diye
sıkıysa sen geç tanrı (kaygusuz abdal)
vb.
Bir serçenin kanadın
Kırk katıra yüklettim
Çift dahi çekemedi
Şöyle kaldı kazını
Bir sinek bir kartalı
Salladı vurdu yere
Yalan değil gerçektir
Ben de gördüm tozunu
….
Balık kavağa çıkmış
Zift turşusun yemeğe
Leylek koduk doğurmuş
Baka şunun sözünü
Gözsüze fısıldadım
Sağır sözüm işitmiş
Dilsiz çağırıp söyler
Dilimdeki sözümü
….
(bkz. yunus emre)
Şathiye (Yücelerden Yüce...)
Yücelerden yüce gördüm erbabsın sen koca Tanrı
Alim okur kelam ile sen okursun hece Tanrı
Erliği ile anılır filan oğlu filan deyü
Anan yoktur atan yoktur sen benzersin piçe Tanrı
Kıldan köprü yaratmışsın gelsin kulum geçsün deyü
Hele biz şöyle duralım yiğit isen geç e Tanrı
Garib kulun yaratmışsın derde mihnete katmışsın
Anı aleme atmışsın sen çıkmışsın uca Tanrı
Kaygusuz Abdal yaradan gel içegör şu cür'adan
Kaldır perdeyi aradan gezelim bilece Tanrı
kaygusuz abdal
bu alemi goren sensin
yok gozunde perde senin
haksiza yol veren sensin
yok mu sucun burda senin
kainati sen yarattin
herseyi yoktan var ettin
beni ciplak disar'attin
comertligin nerde senin
evli misin ergen misin
esin yoktur bir sen misin
carki sema nur sen misin
bu balkiyan nur da senin
kilisede despot kesis
isa allahin oglu demis
meryam ana neyin imis
bu isin var bir de senin.
kimden korktun da gizlendin
cok aradin, cok izlendin.
goster yuzunu cok nazlandin
yuzun mahrem ferde senin
binbir ismin bir cismin var
oglun, kizin ne hismin var
her bir irenkte resmin var
nerde baksam orda senin
turlu turlu dillerin var
ne acaip hallerin var
ne karanlik yollarin var
sirat koprun nerde senin
ademi surdun bakmadin
cennette de birakmadin
seytani nicin yakmadin
cehennemin var da senin
veysel neden aklin ermez
uzun kisa dilin durmaz
eller tutmaz gozler gormez
bu acaip sir da senin.
ben dervişim diyene
bir ün edesim gelir
seğirdüben sesine
varıp yetesüm gelir
sırat kıldan incedir
kılıçtan keskincedir
varıp ananın üstüne
evler yapasım gelir
(bkz: yunus emre)
beni, toprak ve sudan kazdı; benim suçum ne?
dokuduğu ipek, çul, sazdı; benim suçum ne?
iyi, kötü yaptığım her şeyi ve her sözü
bu alnıma kendisi yazdı; benim suçum ne?
omer hayyam
adem'i balçıktan yuğurdun yaptın
yapıp de n'eylersin bundan sana ne
halk ettin insanı cihana saldın
salıp da n'eylersin bundan sana ne
bakkal mısın terazuyu n'eylersin
işin gücün yoktur gönül eğlersin
kulun günahını tartıp n'eylersin
geçiver suçundan bundan sana ne
katran kazanını döküver gitsin
mümin olan kullar dîdara yetsin
emreyle yılana tamuyu yutsun
söndürsün tamuyu bundan sana ne
kaygusuz abdal'ım sözümüz budur
her yerde çağırsam hak onda hazır
hep duzaha bastırırsın kim ne der
yakma kullarını bundan sana ne
kaygusuz abdal
çıktım erik dalına
çıktım erik dalına,anda yedim üzümü
bostan issı kakıyıp,der ne yersin kozumu
uğruluk yaptı bana.bühtan eyledim ona
çerçide geldi aydur,hani aldın gözünü
kerpiç koydum kazana,poyraz ile kaynattım
nedir diye sorana, bandım verdim özsümü
iplik verdim cullaha,sarip yumak etmemiş
becid becid ismarlar,gelsin alsın bezini
bir serçenin kanadın,kırk katıra yüklettim
çift dahi çekemedi,şöyle kaldı kazını
bir sinek bir kartalı,salladı vurdu yere
yalan değildir gerçektir, bende gördüm tozunu
bir küt ile güreştim, elsiz ayağım aldı
güreşip başamadım,gövündürdü özümü
kafdağından bir taşı,şöyle attılar bana
öylelik yola düştü,bozayazdı yüzümü
balık kavağa çıkmış,zift turşusun yemeğe
leylek kodok doğurmuş,baka şunun sözünü
gözsüze fısıldadım,sağır sözüm işitmiş
dilsiz çağırıp söyler,dilimdeki sözümü
bir öküz boğazladım,kakladım sere kodum
öküz issı geldi der,boğazladın kazımı
bundan da kurtulmadım, niğdeyim bilemedim
bir çerçi de geldi der,kani oldum gözgümü
tosbağaya sataştım,gözsüz sepek yoldaşı
sordum sefer nereye,kayseriye azami
yunus bir söz söylemiş,hiçbir söze benzemez
münafıklar elinden,örter mana yüzünü
(yunus emre)
cümle kaplumbağalar
kanatlanmış uçmağa
kertenkele derilmiş
kırım suyun geçmeğe
kelebek ok yay almış
ava şîkâra çıkmış
domuzları korkutur
ayıları kaçmaya
ergene'nin köprüsü
susuzluktan kurumuş
edirne minaresi
eğilmiş su içmeye
allahımın dağında
üç bin balık kışlamış
susuzluktan bunalmış
kağnı ister göçmeye
leylek koduk doğurmuş
ovada zurna çalar
balık kavağa çıkmış
söğüt dalın biçmeye
bir sinek bir devenin
tepmiş oyluğunu, ezmiş
bir budunu götürmüş
dönüp ister kaçmağa
bir aksacık karınca
kırk batman tuz yüklemiş
gâh yorgalar gâh seker
şehre gider satmağa
domuz düğün eylemiş
ayıya kızın vermiş
maymun sındı getirmiş
kaftan gömlek biçmeye
deve hamama girmiş
dana dellaklık eder
su sığırı natır olmuş
nöbet ister çıkmağa
kaygusuz'un sözleri
hindistan'ın kozları
sen de bu yalan ile
gidem dersin uçmağ'a
(kaygusuz abdal)
şathiye örnekleri.
şathiye, arapça titreme, sarsılma anlamlarına gelen kelime. tasavvufta bu kendinden geçme anında söylenen sözler ve dışarıdan duyana bu ne dedirten şiirlerdir. mutasavvıf dengesizliği.
kaplu kaplu bagalar
kanatlanmış uçmağa
kertenkele derilmiş
diler kırım geçmeğe
kaygusuz abdal
'Allah'ım
o kadar mı güçsüzdün
alamadın canımı!'
imza:koma ber divara man