Plugin <em></em> Not Found yazısından dolayı hakkında dava açılan perihan magden'in serzenişi..
- sakız's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
Plugin <em></em> Not Found yazısından dolayı hakkında dava açılan perihan magden'in serzenişi..
avukat gibi savunan da baro olacak her halde.
mahkemede kendini de panter gibi savunmak zorunda bırakacaklar seni perihan...
sunî emele gönderme yoktur umarım.
Başbakan peki işini seviyor mu?
Perihan Mağden
14/02/2008 (21284 kişi okudu)
Çarşı'da 'Çelebi Ev Yemekleri' diye bir lokanta var.
Yıllardır heveslenirim içine girip yemek yemeye. Bugün Fatoş'la girdik, ekşili köfteli menüsünden yedik.
Annemin harikulade ekşili köftesinden beri bi nevi hasretim bu yemeğe.
Ne kadar iyi ve ucuzdu yemekleri, anlatamam.
Ama asıl anlatmak istediğim Beyaz Saçlı Bir Beyefendi; üstünde ceketi, yeleği, kravatı, müthiş bir kibarlık ve neşeyle servis yapıyor. Yan Garsonlar da var.
Ama dükkânın gidişatının ondan sorulduğu, orda işlerin mükemmel işlemesinin onun için nasıl mühim olduğu gayet belli.
'İşte işini seven, ışıldayarak çalışan bir beyfendi' diye geçirdim içimden.
Kravatına inanamayarak yine baktım. O esnada pantalonunun altına giydiği lacivert saboları fark ettim. Bütün gün ayakta olduğu için dayanıklılığını artırıcı bir tedbir işte!
Bu geyiklerden/Hayat Neşesi Çeşmesi çizgisinden imtina ederim. Fakat işini severek yapanların yarattığı çok bariz bir fark söz konusu. Hayatta.
Eve yürürken "Bi sürü cahil, gerizekâlı, korkak, şahsiyetsiz yalakayla aynı işi yapıyorum, sırf 'titr'i (köşe yazarlığı) yüzünden dahi, NASIL sevebilirim ki işimi?" diye düşüneyazdım.
Hakikaten BU işi sevmem, uzlaşmam imkânsız.
(Şarkıcı) Teoman da "Kendimi işsiz hissediyorum. Keşke marangoz olsaydım" yollu laflar etmiş.
Ben de: çıkıp bir işyerine gitmediğim, masamın başına geçip en çok elli dakikada yazımı topaçladığım, telefonun başında mühim mühim adamlarla 'tophop secret' bilgidaşlıklar yapmadığım, güç broker'lığına vs. vs. (neyse köşe simsarlarını mühim kılan) HİÇ BİR HALTA vakıf olmadığım/bulaşmadığım/dahil olmadığım için resmen ve alenen işsiz sayılırım.
Roman yazmıyorsam, bir nevi işsiz sayıyorum zaten kendimi. Bu işsizlik modelinde hatırı sayılır bir parayla taltif edilmemi de, başımı belaya sokma potansiyelimin (yine) hatırı sayılırlığına bağlıyorum. (No pain-No gain hadisesi.)
E tabii kendini, Teoman'ı, lokanta sahibini düşünmüş iken Gündeme Her Allah'ın Günü Damgasını Vurma Hastalığına Yakalanmış Olan R. T. Erdoğan'ı düşünmemek imkânsız. Nerdeyse.
Fiziken gözlerimizin önünde çöktü, çöküyor Erdoğan. Kafasının arkası düzzz modelde. (Manken Tuğba Özay'da da öyle.) Annesi bebekken mütemadiyen sırt üstü yatırmış olabilir boğulmasın, etmesin diye. Evhamlı bir anneyse.
Bıyıkları hem var, hem yok. Israrla bıyık bırakıyor; ancak açık renk olduğu için (beyazlamış?) bıyıkları yok gibi duruyorlar. Yalnızca dudaklarının üstünde bir kirlilik sınırı varmış, gereksiz-ısrarcı bıyıklarının bıraktığı intiba bu.
Göz altı torbaları, nerdeyse her ay, daha da büyüyor. Yorgun 1 Adam! Ama: İnatçı ve Israrlı 1 Adam. Yoruldukça, bezdikçe; daha da azıyor. Ders almaktan ziyade, belli ki hiçbir zaman almadığı/alamayacağı dersleri veriyor.
Haşin. Kaba. Küstah.
Gururlu/Onurlu Kasımpaşalı İETT'li Futbolcu çizgisinden, cehaletiyle giderek çekilmezleşen 1 Densiz/Münasebetsiz Adam'a iltihak etti: Keskinleşti.
Rolünde kesinleşti.
Ali Kıran Baş Kesen'leşti. Ve o denli meşgul ki kendiyle/muhayyilesindeki sonu gelmez başarılarıyla- Muhtelif haksızlıklara uğradığından o denli emin ve bu haksızlıklara posta koyarken, esasında ne biçim hak ihlalleri yarattığının o kadar farkında değil ki.
Gözlerimizin önünde, çitileyerek çıkarmaya çalışılan bir leke nasıl azarsa, öyle azıyor/büyüyor/dağılıyor/ münasebetsizleşiyor/diktatörleşiyor Başbakan.
Ona kalır ise: 'Halkın Sevgilisi'. Su içse yarıyor. Avrupa Birliği Normları'nın umrunun köşesi olmadığı artık, bu denli barizleşmişken son zamanlarda.
Kaybedecek Hiçbir Şeyi Kalmayanların kaygusuzluğuyla saygısızlığının ve küstahlığının elini artırıyor.
"Askeriye'nin önünde Süt Dökmüş Kedi'den hallice olmayan sen değil miydin paşam?"
Birilerinin ona bu soruyu ve başka yüzlerce soruyu sorması gerekiyor.
Tabanına şirinşirinşirin görünmek için Üniversitede Türban'a dayanmış olabilir. Ama yöntem bu mudur? Yol bu mudur?
Sonra ardından gelen O Ağır Kasımpaşalı Üslup. Gölgelerle dövüşen kahraman!
Tüm bu illüzyonlar R. Tayyip'in içinde gıcıklana kabalaşa yaşlandığı, felaket bir tablo olarak memleket ufkumuzu/ruhumuzu/vicdanımızı daraltıyor.
Umutlarımız: tamam; kalmasın, kalmadı artık.
Bu adamlardan cacık olmaz!
Her fırsatta, değerli karısıyla bir podyumda: Yurtdışında. Yurtiçinde. Habire mobil. Habire uçup gidiyor. İşş başında.
Çok artist. Çok güvenli. Çok bilgican.
Hanımı her daim aşırı: iddialırüküş, rüküşiddialı. Yanakları elma elma gülümsüyor. Mağrur. Pozisyonlarından emin. Portre kesiyor.
Nasıl da memnunlar kendilerinden, pozisyonlarından, cehaletlerinden, cehaletlerinin borusunu öttürmekten.
Zarttırı zurttur.
Öttür öttür nereye kadar? diyorum.
Bizim Başbakan feci seviyor işini. En az kendini sevdiği kadar seviyor.
Dur durak bilmiyor.
Annecim! Korkunç 1 Gidişat. Frenler, balatalar yakılmış. Yokuş aşağı ne biçim Kasımpaşalı iniyor!
Biraz daha az memnun olsa kendinden. İşini artık BU KADAR sevmese- diyorum.