seni düşünmek güzel
ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.
bir film daha bitti ve ben yine susup kaldım sayın seyirciler, koltuktan kalkamadım, kalkıp da sokaklara çıkmak istemedim. evlatlarını yiyen memleketin sokaklarına.
o nasıl bir sinema diliydi, nasıl bir anlatımdı, nasıl da usul usul çığlık atıyordu ve herşeyden önemlisi, onur saylak'tı! herşeye biraz yusufça bakmamı sağladı
ayrıca bağ bozumu ayları sonbahara denk gelir, diyonisosa taparız. bu sene de, ramazanla noelin çakışması misali, ramazanla dionisos şenlikleri çakıştı ama medyada hiç lafı geçmiyor. bu laik yayıncılığa sığar mı, paganlar insan değil mi?
taşeron suratlı şehirlerde çok sevimsiz geçen yaz mevsimi bitince sonbahar dünya barış günüyle başlar. yazın savaştığımız pek çok şey sona ermiştir sanki. sıcak, insanın gözünü oyan güneş, tamirat tadilat için yazı fırsat bilen kişilerin ve belediyelerin gürültüsü, pisliği biter. en çirkin şehre bile bir güzellik getirir. hüzün müzün diyen klişe insanlarının idrak edemediği çok renkli ve neşeli bir mevsimdir, çünkü baharlarda kışın ve yazın tekdüzeliği yerini değişime bırakır. yağmurlu havalarda akşamüstü gökyüzünün demli çay rengine dönmesine ayrıca hayranım.
siyad'dan en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi senaryo ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini almıştır. mutluyuzdur. ve ne mutludur gerçek sinema emekçilerine...
filmi de olan mevsim. müziği hüzünlü
son güller sonbaharda gonca verir.
sonra ayazlara kalır.
adları son güller veya;
güz gülleridir.
baharı yaşamadan
solar giderler.
en güzel mevsim; bugün yüksek sesle söylendim. herkes de hak verdi.
şu anda yildirim gurses söylüyor: (bkz. sonbahar yaprakları)
seni düşünmek güzel
ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
fakat artık ümit yetmiyor bana
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum.
nhr
bir film daha bitti ve ben yine susup kaldım sayın seyirciler, koltuktan kalkamadım, kalkıp da sokaklara çıkmak istemedim. evlatlarını yiyen memleketin sokaklarına.
o nasıl bir sinema diliydi, nasıl bir anlatımdı, nasıl da usul usul çığlık atıyordu ve herşeyden önemlisi, onur saylak'tı! herşeye biraz yusufça bakmamı sağladı
en güzel mevsimdir.
bir de saçma sapan dizi diyaloglarını çağrıştırıyor bende nedense.
(bkz. bu sonbahar çok sert geçecek)
ayrıca bağ bozumu ayları sonbahara denk gelir, diyonisosa taparız. bu sene de, ramazanla noelin çakışması misali, ramazanla dionisos şenlikleri çakıştı ama medyada hiç lafı geçmiyor. bu laik yayıncılığa sığar mı, paganlar insan değil mi?
taşeron suratlı şehirlerde çok sevimsiz geçen yaz mevsimi bitince sonbahar dünya barış günüyle başlar. yazın savaştığımız pek çok şey sona ermiştir sanki. sıcak, insanın gözünü oyan güneş, tamirat tadilat için yazı fırsat bilen kişilerin ve belediyelerin gürültüsü, pisliği biter. en çirkin şehre bile bir güzellik getirir. hüzün müzün diyen klişe insanlarının idrak edemediği çok renkli ve neşeli bir mevsimdir, çünkü baharlarda kışın ve yazın tekdüzeliği yerini değişime bırakır. yağmurlu havalarda akşamüstü gökyüzünün demli çay rengine dönmesine ayrıca hayranım.
sevilen mevsim; sıcaklar biter, hafiften serinlik,yağmur..
siyad'dan en iyi film, en iyi erkek oyuncu, en iyi senaryo ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini almıştır. mutluyuzdur. ve ne mutludur gerçek sinema emekçilerine...