4 entry -
- admin's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
|
@ha ha hikmet yani eskiden de iki kişiydik:)))) yıllar evveldi. şimdi de ikiye düştük... |
|
|
|
Ben bir marti olsam-Baba zula ve Brenna Maccrim… |
|
|
|
kavakta |
izlerken hüzünlendiğim film.ahmet uğurlu döktürmüş.yüzüne bakıp bakıp ağlamıştım.(bkz. baba zula) tavus kuşunun sesini film müziğinde bir enstrüman gibi kullanmış.
bir mülksüzlük destanı...
ahmet uğurlu'nun kucağında tavus kuşu belediye otobüsündeki sahnenin çekimi oldukça ilginçmiş. yönetmen belediyeden çekim için izin ister ancak onay alamaz. derviş zaim dahiyane bir çözüm ile işin içinden çıkar. bebek sahilinde sabah gelen ilk otobüse kameraman ile birlikte biner , bir durak sonra ahmet uğurlu elinde tavus kuşu ile otobüse biner şöfer amcaya çaktırmadan sadece one shut çekimi bitirir ve bir sonraki durakta hep beraber otobüsten inerler. ahmet uğurlu gibi bir oyuncuyu böyle birşeye ikna etmek de ayrı bir meziyet ister.tebrikler hoca! yalnız bana aa verecekti neden döneklik edip bb verdi anlayamadım
Rumeli Hisarı,Tavus kuşları,rakı şişeleri,Baba zula müzikleri ve Ahmet Uğurlu'nun 'mahsun' karakteriyle mükemmel oyunculuğu...Tekrar izlemek istediğimde cd bozulduğu icin sinirlerimi de bozan film...
''Ne hayatı, 'çıkmaz'larında bile geri vitese takmak mümkün, ne tek vuruşluk yaşamak''