tahir ile zühre'yi okumadım. romeo ve juliet'i biliyorum. ancak karşılaştırmak gerekiyorsa batılılar bu tip acılı aşk hikayelerinde acı faslını daha kısa tutmuşlar. zehir etkisini gösterir ve aşık ölür. diğeri de ardından gider. doğunun aşk hikayelerinde çile ve ölüm bölümleri uzun sürüyor, işkence çekmek resmen. bu da doğunun acıyla bağlantısındaki hastalıklı durumu gösteriyor. benim eleştirim böyle. karşılaştırmalı edebiyat her daim ilgimi çeker. belki de batının rasyonel aklının aşk, ölüm gibi travmaları kavrayışındaki farklılıktan kaynaklanıyor.. bilemiyorum. bilenler yazabilir konu hakkındaki fikirlerini.
Anlatacağımız masal şöyle anlatılır
Çok eski zamanlarda bir ülkede
Bütün padişahlar gibi dingin mutlu
Bütün padişahlar gibi rahat ve umutlu
Yüceliği kendinden
Bir yüce Padişah varmış
Hiçbir şeyi eksik değilmiş dünyada
Sultan gözünün içine bakarmış
Halk desen kul köleymiş uğrunda
Isteyebileceği her şeyi elinin altında
Yok diye bir söz ömründe duymamış
Ama yok diyebilmeyi öğrenmiş daha sonra
Padişah'ın da Vezir in de çocuğu olmuyormuş
Çocuk bir yağmurdur ana-baba tarlasına
Onlarınkine damlası düşmemiş
Çorak topraklar gibi kalmışlar
Duru ve yakıcı bir yaz ortasında
Kendini uyuyan bir çöl gibi
Su yüzü görmeyen gökler gibi
Masallarda yüceden çıkagelir
Her aradığımız bizim
Bakarsın bir su başında bir çalı dibinde
Yıllardır umduğun doğmuş sana
Sana bütün duyarlığıyla bütün sevinciyle
Bir gün şehre her dokunduğu hastalığa
Sağlık getiren bir hekim gelmiş uzaklardan
Yerleşmiş bir yıkık kulübeye
Bir bilgenin gücüne uygun olan
Kısa zamanda duyurmuş adını
Bir sabah vakti ona Padişah'ın selamını getirmişler
Padişah seni saraya çağırıyor demişler
Hekim demiş ki -ben de kendi işimde padişahım
Isterse gelsin derdini anlayalım
Padişah Vezir'ini alıp biraz sonra
Usta hekimin kulübesine gelmiş
Yeşil bir sudan ikisi de birer yudum içmişler
Aradan aylar geçmiş
Iyi haber yayılmış başkente
Padişah'ın bir kızı olmuş
Gözleri hiç durulmamış denizleri andıran
Vezir'in bir oğlu olmuş
Bakışı gökte yüzen umut dolu bir zaman
Kıza Zühre demişler oğlana Tahir
Yanyana getirilmezse ağlarmış ikisi de
Yanyana getirilirse gülermiş gözleri
Bir araya gelmezlerse yeri göğü yıkarlarmış
Bir arada oldular mı sonsuzmuş sevinçleri
Bari demiş Padişah ve Vezir
Bunlar birbirine öz kardeş olsun
Aynı yere taşınsın beşikleri
Bunlar birbirini kardeş bilsinler
Biri padişah oğludur bundan sonra
Biri padişah kızı
Çocuklar büyüyünce birbirlerine kardeş demişler ama
Yüreklerine düşen ateşten çıkan ışıklar sarınca yüreklerini
Ikisi de birbirine vurulmuş
İkisi de gizlemiş sevgisini
Yasak bir sevgiyi büyütmemek için
Çöle susan sular gibi susmuşlar ;
Kurutabilmek için bütün denizlerini
Yalnızlığa gömülüp beklemişler
Yüce dağın tepesinde kimsesiz bir göl gibi
........
TAHİR İLE ZÜHRE
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmakta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte
yani yürekte....
Mesela bir barikatta döğüşerek
Mesela Kuzey Kutbu'nu keşfe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil..
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istersen dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden
Tahir olmak ta ayıp değil
Zühre olmak ta
Hatta sevda yüzünden ölmek te ayıp değil...
Nazım Hikmet Ran
tahir ile zühre'yi okumadım. romeo ve juliet'i biliyorum. ancak karşılaştırmak gerekiyorsa batılılar bu tip acılı aşk hikayelerinde acı faslını daha kısa tutmuşlar. zehir etkisini gösterir ve aşık ölür. diğeri de ardından gider. doğunun aşk hikayelerinde çile ve ölüm bölümleri uzun sürüyor, işkence çekmek resmen. bu da doğunun acıyla bağlantısındaki hastalıklı durumu gösteriyor. benim eleştirim böyle. karşılaştırmalı edebiyat her daim ilgimi çeker. belki de batının rasyonel aklının aşk, ölüm gibi travmaları kavrayışındaki farklılıktan kaynaklanıyor.. bilemiyorum. bilenler yazabilir konu hakkındaki fikirlerini.
(bkz. romeo and juliet)
Anlatacağımız masal şöyle anlatılır
Çok eski zamanlarda bir ülkede
Bütün padişahlar gibi dingin mutlu
Bütün padişahlar gibi rahat ve umutlu
Yüceliği kendinden
Bir yüce Padişah varmış
Hiçbir şeyi eksik değilmiş dünyada
Sultan gözünün içine bakarmış
Halk desen kul köleymiş uğrunda
Isteyebileceği her şeyi elinin altında
Yok diye bir söz ömründe duymamış
Ama yok diyebilmeyi öğrenmiş daha sonra
Padişah'ın da Vezir in de çocuğu olmuyormuş
Çocuk bir yağmurdur ana-baba tarlasına
Onlarınkine damlası düşmemiş
Çorak topraklar gibi kalmışlar
Duru ve yakıcı bir yaz ortasında
Kendini uyuyan bir çöl gibi
Su yüzü görmeyen gökler gibi
Masallarda yüceden çıkagelir
Her aradığımız bizim
Bakarsın bir su başında bir çalı dibinde
Yıllardır umduğun doğmuş sana
Sana bütün duyarlığıyla bütün sevinciyle
Bir gün şehre her dokunduğu hastalığa
Sağlık getiren bir hekim gelmiş uzaklardan
Yerleşmiş bir yıkık kulübeye
Bir bilgenin gücüne uygun olan
Kısa zamanda duyurmuş adını
Bir sabah vakti ona Padişah'ın selamını getirmişler
Padişah seni saraya çağırıyor demişler
Hekim demiş ki -ben de kendi işimde padişahım
Isterse gelsin derdini anlayalım
Padişah Vezir'ini alıp biraz sonra
Usta hekimin kulübesine gelmiş
Yeşil bir sudan ikisi de birer yudum içmişler
Aradan aylar geçmiş
Iyi haber yayılmış başkente
Padişah'ın bir kızı olmuş
Gözleri hiç durulmamış denizleri andıran
Vezir'in bir oğlu olmuş
Bakışı gökte yüzen umut dolu bir zaman
Kıza Zühre demişler oğlana Tahir
Yanyana getirilmezse ağlarmış ikisi de
Yanyana getirilirse gülermiş gözleri
Bir araya gelmezlerse yeri göğü yıkarlarmış
Bir arada oldular mı sonsuzmuş sevinçleri
Bari demiş Padişah ve Vezir
Bunlar birbirine öz kardeş olsun
Aynı yere taşınsın beşikleri
Bunlar birbirini kardeş bilsinler
Biri padişah oğludur bundan sonra
Biri padişah kızı
Çocuklar büyüyünce birbirlerine kardeş demişler ama
Yüreklerine düşen ateşten çıkan ışıklar sarınca yüreklerini
Ikisi de birbirine vurulmuş
İkisi de gizlemiş sevgisini
Yasak bir sevgiyi büyütmemek için
Çöle susan sular gibi susmuşlar ;
Kurutabilmek için bütün denizlerini
Yalnızlığa gömülüp beklemişler
Yüce dağın tepesinde kimsesiz bir göl gibi
........
gerisi ayrılık ve ölüm.
önlü arkalı aşklar uykumu getirir.
bütün kadınlar zühre nolamaz.
zühre nadir çıkar. o da hikaye/roman/şiir/destan olur.
ben zühre'yim zati.
bana sen zühre'sin de.
de ülennn
Bu büyük aşklarda kavuşma olaydı bugün isimleri duyulur muydu? Hayır. Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli...daha ne diyim.
olm ortada seçecek kimse yokmuş ki. yılanla mı halvet olaydı. la olm yoksa yılanı adem diye yutturdular mı bize. bu kadar kötülük o yüzden mi?