çocuklarımız kavga istemiyor. onların öfkesi çok doğal. işsizlik, fakirlik, aşağılanma.. ben çocuk olsam ben de öfke duyarım otoriteye. işin aslı bölgeler arasındaki ekonomik gelişmişlik farklılığının ortadan kalkması. tek başına yeterli olmayabilir ama sorunun birincil nedenidir.
daha demin bakanı dinledim monşer. chp ile yasa üzerine görüşme yapmasından hemen sonra dinledim hatta. kavlak chp yetkilileri- biri akım derken biri shit diyor- kafası karışık ergen rolünde idiler yine. 311/2 diye bir maddeden bahsedildi. sonra çocuk ıslahevlerinden, sonra çocukların aslında kullanıldığından, ve sonra meclis adalet komisyonunda bu meselenin diğer partilerinde isteyeceği şekilde bir sunumla bir önerge hazırlayacağından bahsedildi. öfke ve umutsuzluk ve yoksulluk ve farkındalığın gelip daha o yaşta göze oturması; bunu hep es geçen siyasi ağızlar özellikle ıslah etme meselesinde ortak bir karar alacaklardır , bu kesin. çocuklar için adalet çağırırcıları'nı da burada hatırlatarak derim ki monşer; adalet, sapkınların başına inen tokmaktır ideası için üç kez statüko statüko statüko diye bağıralım.
akp ve dtp bu konuda mecliste çalışma yaptı. çocuklar artık terörle mücadele den yargılanmayacak. çocuk mahkemesinde yargılanacak.
(bkz. demokratik açılım)
ırak' ta amerikalı askerlere de taş atan çocuklar vardı... belki onlar bunu oyun sandı ama o attıkları taşlara mermilerle karşılık gördüklerinde küçük çocuk gözleri bir daha oyun oynamak için bakamadı. kimisi eline aldığı her taşta annesini babasını kurtardığını düşünüyordu belki de bir daha hiç giremeyeceği evini ama şurası kesin hiç bir zaman kazanılamayacak bir oyunu çocuklara oynatmak haksızlık :) kimin haklı yada haksız olduğunu sorgulamaksızın sadece bu çocukların tanklara taş atmalarını izlemek ve bir kaç saat içinde 9 10 yaşlarındaki çocukların avuçlarındaki bir taşla büyüdüğünü görmekte yapılan en büyük adaletsizliktir...
bu kavram söylendiğinde aklımıza bir resim gelir o da filistinli bir çocuk; tanka taş atarken çekilmiş. nedeni ve niçini sorgulanmadan bir çocuğun öldürücü demire attığı yumruk olarak değerlendirilebilir. ve iyidir bu değerlendirme biçimi. hatta brehct'in generalim tankınız ne güçlü isimli şiirinin meydan okuması kadar entellektüel bir meydan okuma. bilinçli ya da bilinçsiz bir devinimdir bu çocuklar. varoşun ve olmamış meyvenin sesidirler. ham duru içten. attıkları taşı her ne için atıyorlarsa önemli değildir. önemli olan onlardaki o dirençtir. taş'ın bir kuşa değil de demirden ve silahtan bir araca atılması hayli manidardır sonuçta. son dönemlerde türkiye'nin doğusunda da bu tür taşlı eylemler gerçekleşiyor. demekki silaha bir direnç doğadan geliyor. şimdi denilecektir ki şudur budur provakedir vs. elbette olağan söylemlerdir bunlar. doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılan bir şey olsa bile o çocukların sarsılmaz mücadelesine bir kulak vermek durumundayız insan olarak. kimdir onlar ne tür süreçlerden geçtiler hangi olaylar onların "polis" denilen güvenlik görevlisine karşı güvensizliğini inşa etti. neden sıradan bir insana değil de güvenlik elemanına taş atıyorlar? bu sorgulamalar yapıldıktan sonra ister provake deyin ister ne derseniz deyin sonuçta çocuklar haklı çıkacaktır. batman'da polise taş atan çocuklarla babacan bir polis konuşmuştu seyrettiğim bir haberde. onların isteklerini filan almıştı da çocuklar korku ve hayranlık arası bir ilgi ile istediklerini söylemişti polise. dememiz o ki iyi niyetli yaklaşan polis karşısındaki düşmanı bile olsa çocuklarla diyalog kurmayı başarmıştı. evet bu tek iyi örnekti. ama diğerlerine bakıyoruz. karşılaştığımız şey korkunç. bu çocuklar yardım ve yataklıktan içeri alınıyor dövülüyor ve cezaevine gönderiliyor. üstelik yetmezmiş gibi insan hakları ve anayasa'nın gereklerinden olan sağlık hakkından hem kendileri hem de aileleri mahrum ediliyor. bu hoş olmayan beyanat üzülerek belirtmeliyim ki bir vali tarafından veriliyor. eğitimci olsa böyle bir açıklama yapmayacaktı eminim. maalesef eğitimci değildi ve dediğinin aslında bizde ve o çocuklarda ne tür yaralar açtığının farkında değil. zira çocukların ve ailelerinin sevgisini değil de korkusunu alıyor o vali. o vali korkunun bittiği yerde oluşacak düşmanlığın hesabını yapamıyor. içinde acıyı biriktirmiş çocuklar taş atıyor sonuçta. bakalım yardım ve yataklıktan içeri atılan çocuklar ne demiş ifadelerinde;
VAN - Özellikle son dönemde PKK lehine olan gösterilerde polisle çatışan, onlara taş atarken görmeye başladığımız çocukların ortak özellikleri, gelecekten beklentilerinin olmaması. Bazıları, taş atmayı oyun sanırken, polisten dayak için intikam duygusuyla atanlar da bulunuyor. Radikal, Van’da taş atan çocuklarla konuştu:
M.D. (14): Ağabeyim geldiği için ben de geldim. Ağabeyim liseyi bitirdi, şimdi oto tamircisinin yanında çalışıyor. “Ben okudum da ne oldum” diyor. Herkes taş attığı için ben de atıyorum.
Z.D. (13): Bizim oradaki ağabeylerle geldim. Onlar atıyorsa, bir bildikleri vardır. (“Attığın taşlar polise gelirse” denilince) Onlar da bize bomba atıyor. Filmlerdeki, bilgisayar oyunlarındaki gibi çok heyecanlı. Ama bazen korkuyorum da.
A.Ç. (15): Ablam şimdi hapiste. Onun kötü biri olduğunu düşünmüyorum. Neden hapiste olduğunu da anlamıyorum. Daha önce de taş attım. Bir defasında beni yakaladılar, çok dövdüler. Anama, bacıma küfrettiler. Ben onlara niye acıyayım.
S.Y. (14): Benim babam yok. Anamın da geldiğimden haberi yok, duysa çok kızar. Bana, “Oku adam ol” diyor. Ama ben okusam bile para kazanamayacağımı biliyorum. Bizim orada okuyanlar var, ama onlar da işsiz. Bu yaz İstanbul’a gittim. Çok güzel şehir, hiç buraya benzemiyor. Devlet buraya hiçbir şey yapmıyor. Çünkü biz Kürdüz...
M. (13): Ağabeyim İstanbul’da üniversitede okuyordu. Dağa gitti. TC öldürdü onu. Şimdi ben bir tamircinin yanında çalışıyorum ama az para veriyorlar ve sürekli bağırıyorlar. Orada çalışmak istemiyorum ama babam işsiz. Adımı yazmayın, yoksa beni de abim gibi öldürürler.
eleştiriliyor provakatörlerin işi diye.eleştiri etraflıca yapılırsa yerini bulur.önce sadece çocukların bulunduğu bir sokakta bir panzerin ne işi var onu tartışmak lazım.çocukların taşına sıra sonradan gelir.panzerle boy ölçüşemeyecek kadar ufak elleri var çünkü.
taş(an)öfkelerini firlatan....elleri toprak kokan....
uzay karpuzu neden aklıma geldi ki monşer?
çocuklarımız kavga istemiyor. onların öfkesi çok doğal. işsizlik, fakirlik, aşağılanma.. ben çocuk olsam ben de öfke duyarım otoriteye. işin aslı bölgeler arasındaki ekonomik gelişmişlik farklılığının ortadan kalkması. tek başına yeterli olmayabilir ama sorunun birincil nedenidir.
daha demin bakanı dinledim monşer. chp ile yasa üzerine görüşme yapmasından hemen sonra dinledim hatta. kavlak chp yetkilileri- biri akım derken biri shit diyor- kafası karışık ergen rolünde idiler yine. 311/2 diye bir maddeden bahsedildi. sonra çocuk ıslahevlerinden, sonra çocukların aslında kullanıldığından, ve sonra meclis adalet komisyonunda bu meselenin diğer partilerinde isteyeceği şekilde bir sunumla bir önerge hazırlayacağından bahsedildi. öfke ve umutsuzluk ve yoksulluk ve farkındalığın gelip daha o yaşta göze oturması; bunu hep es geçen siyasi ağızlar özellikle ıslah etme meselesinde ortak bir karar alacaklardır , bu kesin. çocuklar için adalet çağırırcıları'nı da burada hatırlatarak derim ki monşer; adalet, sapkınların başına inen tokmaktır ideası için üç kez statüko statüko statüko diye bağıralım.
akp ve dtp bu konuda mecliste çalışma yaptı. çocuklar artık terörle mücadele den yargılanmayacak. çocuk mahkemesinde yargılanacak.
(bkz. demokratik açılım)
radikal okurlarını hep daha entellektüel biliriz. ama radikal.com.tr'deki yazılanlardan anladığım kadarıyla yarı demokrat insanlar da okuyor radikal'i bu konu ile ilgili yorumların tümü için
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=TumYorumlar&ArticleID=90642...
ırak' ta amerikalı askerlere de taş atan çocuklar vardı... belki onlar bunu oyun sandı ama o attıkları taşlara mermilerle karşılık gördüklerinde küçük çocuk gözleri bir daha oyun oynamak için bakamadı. kimisi eline aldığı her taşta annesini babasını kurtardığını düşünüyordu belki de bir daha hiç giremeyeceği evini ama şurası kesin hiç bir zaman kazanılamayacak bir oyunu çocuklara oynatmak haksızlık :) kimin haklı yada haksız olduğunu sorgulamaksızın sadece bu çocukların tanklara taş atmalarını izlemek ve bir kaç saat içinde 9 10 yaşlarındaki çocukların avuçlarındaki bir taşla büyüdüğünü görmekte yapılan en büyük adaletsizliktir...
bu kavram söylendiğinde aklımıza bir resim gelir o da filistinli bir çocuk; tanka taş atarken çekilmiş. nedeni ve niçini sorgulanmadan bir çocuğun öldürücü demire attığı yumruk olarak değerlendirilebilir. ve iyidir bu değerlendirme biçimi. hatta brehct'in generalim tankınız ne güçlü isimli şiirinin meydan okuması kadar entellektüel bir meydan okuma. bilinçli ya da bilinçsiz bir devinimdir bu çocuklar. varoşun ve olmamış meyvenin sesidirler. ham duru içten. attıkları taşı her ne için atıyorlarsa önemli değildir. önemli olan onlardaki o dirençtir. taş'ın bir kuşa değil de demirden ve silahtan bir araca atılması hayli manidardır sonuçta. son dönemlerde türkiye'nin doğusunda da bu tür taşlı eylemler gerçekleşiyor. demekki silaha bir direnç doğadan geliyor. şimdi denilecektir ki şudur budur provakedir vs. elbette olağan söylemlerdir bunlar. doğruluğu ya da yanlışlığı tartışılan bir şey olsa bile o çocukların sarsılmaz mücadelesine bir kulak vermek durumundayız insan olarak. kimdir onlar ne tür süreçlerden geçtiler hangi olaylar onların "polis" denilen güvenlik görevlisine karşı güvensizliğini inşa etti. neden sıradan bir insana değil de güvenlik elemanına taş atıyorlar? bu sorgulamalar yapıldıktan sonra ister provake deyin ister ne derseniz deyin sonuçta çocuklar haklı çıkacaktır. batman'da polise taş atan çocuklarla babacan bir polis konuşmuştu seyrettiğim bir haberde. onların isteklerini filan almıştı da çocuklar korku ve hayranlık arası bir ilgi ile istediklerini söylemişti polise. dememiz o ki iyi niyetli yaklaşan polis karşısındaki düşmanı bile olsa çocuklarla diyalog kurmayı başarmıştı. evet bu tek iyi örnekti. ama diğerlerine bakıyoruz. karşılaştığımız şey korkunç. bu çocuklar yardım ve yataklıktan içeri alınıyor dövülüyor ve cezaevine gönderiliyor. üstelik yetmezmiş gibi insan hakları ve anayasa'nın gereklerinden olan sağlık hakkından hem kendileri hem de aileleri mahrum ediliyor. bu hoş olmayan beyanat üzülerek belirtmeliyim ki bir vali tarafından veriliyor. eğitimci olsa böyle bir açıklama yapmayacaktı eminim. maalesef eğitimci değildi ve dediğinin aslında bizde ve o çocuklarda ne tür yaralar açtığının farkında değil. zira çocukların ve ailelerinin sevgisini değil de korkusunu alıyor o vali. o vali korkunun bittiği yerde oluşacak düşmanlığın hesabını yapamıyor. içinde acıyı biriktirmiş çocuklar taş atıyor sonuçta. bakalım yardım ve yataklıktan içeri atılan çocuklar ne demiş ifadelerinde;
VAN - Özellikle son dönemde PKK lehine olan gösterilerde polisle çatışan, onlara taş atarken görmeye başladığımız çocukların ortak özellikleri, gelecekten beklentilerinin olmaması. Bazıları, taş atmayı oyun sanırken, polisten dayak için intikam duygusuyla atanlar da bulunuyor. Radikal, Van’da taş atan çocuklarla konuştu:
M.D. (14): Ağabeyim geldiği için ben de geldim. Ağabeyim liseyi bitirdi, şimdi oto tamircisinin yanında çalışıyor. “Ben okudum da ne oldum” diyor. Herkes taş attığı için ben de atıyorum.
Z.D. (13): Bizim oradaki ağabeylerle geldim. Onlar atıyorsa, bir bildikleri vardır. (“Attığın taşlar polise gelirse” denilince) Onlar da bize bomba atıyor. Filmlerdeki, bilgisayar oyunlarındaki gibi çok heyecanlı. Ama bazen korkuyorum da.
A.Ç. (15): Ablam şimdi hapiste. Onun kötü biri olduğunu düşünmüyorum. Neden hapiste olduğunu da anlamıyorum. Daha önce de taş attım. Bir defasında beni yakaladılar, çok dövdüler. Anama, bacıma küfrettiler. Ben onlara niye acıyayım.
S.Y. (14): Benim babam yok. Anamın da geldiğimden haberi yok, duysa çok kızar. Bana, “Oku adam ol” diyor. Ama ben okusam bile para kazanamayacağımı biliyorum. Bizim orada okuyanlar var, ama onlar da işsiz. Bu yaz İstanbul’a gittim. Çok güzel şehir, hiç buraya benzemiyor. Devlet buraya hiçbir şey yapmıyor. Çünkü biz Kürdüz...
M. (13): Ağabeyim İstanbul’da üniversitede okuyordu. Dağa gitti. TC öldürdü onu. Şimdi ben bir tamircinin yanında çalışıyorum ama az para veriyorlar ve sürekli bağırıyorlar. Orada çalışmak istemiyorum ama babam işsiz. Adımı yazmayın, yoksa beni de abim gibi öldürürler.
eleştiriliyor provakatörlerin işi diye.eleştiri etraflıca yapılırsa yerini bulur.önce sadece çocukların bulunduğu bir sokakta bir panzerin ne işi var onu tartışmak lazım.çocukların taşına sıra sonradan gelir.panzerle boy ölçüşemeyecek kadar ufak elleri var çünkü.
Trenlere, nedendir bilmem.