erzincan'da yayımlanmış bir edebiyat dergisi.
15 entry -- elbrus's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
|
haydi bayrikata |
|
öldük öldük dirildik... |
|
insanevladı bazen o kadar zalim olur ki mide bulandırır. aşağıdaki görüntüleri normalde paylaşmayacaktım. ama insanoğlunun vahşetinin din, dil, ırk tanımadığı aşikar. bu vahşetin en korkunçu muhakkak ki linç kültürüdür. of midem bulanıyor +21 - çocuklardan uzak tutunuz. |
|
maliye bakanı hemşerim olmasına hemşerim de deprem vergilerini yol - eğitim - sağlık'a harcayacak kadar fakir olduğunu itiraf etti devletin... |
|
Re: [@beyaz perde] nobellik karılar twitteri... |
galiba yine vakti geldi,
dostlar bile,
aman yapma,etme,yazma.
kudurma diyen bile var.
hangi şairindi unuttum;
nisan yamuru gibi,
yine bende başladı
konuşma ihtiyacı.
umarım doğru hatırlıyorumdur.
ve eylül den sonra
yine oralardayım.
bazen kendime kızıyorum.hep daraldığımda,kaçmak istediğimde veya problemlerim ve korkularımla yüzleşmek istemediğim zaman
aklıma geliyor taşra.
neden?
karanlık fırtınalarda bana sığınacak bir liman gibi.
sanki benim ata ocağım.bana verdiği huzur ve güven
sadeliğindenmi?
havasından,suyundandanmı?
ilk geldiğimde sorarlardı nerelesin diye.
şimdi sormuyorlar çünki her zaman buralıyım dedim.
ama hem oralıyım hem buralı.
toprak ana ve c. ana(orada da medyum bulduk:) bugün verimliydi bize karşı. mısırları, findukları, dağ sularını arabaya doldurdu küçük e.nin ailesi. şimdi düdüklüde pişiyor mısırlarım. burada mısırlar, taşrada dedikodu kazanı kaynıyor; sanırım:)
insanlar yoksul, insanlar arabesk yaşıyor orada. iki arada bir derede kalmışlıklarına, yoksulluğun olanca sefaletine rağmen umutları var. umutları bir ev sahibi olabilmek ve çocuklarını daha iyi okutmak üzerine. allah yardımcıları olsun demekle iş bitmiyor. yerel idarelerin soruna sahip çıkmaları gerekiyor.
değirmen dere.
işte hayat.
bugün taşrayı soludum. kadınlarla ekmek pişirdik hatta. fındık işçisi olmak istediğimi söyleyince bu kadının aklından zoru var heralde dediler içlerinden eminim. çok iyi çalışırım, çok erken kalkıp işe koyuluruz dedim e.nin annesine. arabesk müzik de isterim dedim. (şevval'den ve ışın karaca'dan olsun)o kadar çalışalım ki gece yattığımız yeri bilmeyelim. böylece güç gösterilerinden,siyasi atmosferden uzakta ekmeğimizi toprak ana'nın bağrından söküp alalım istedim.
şimdilerde tsk...
alpagutları tek tek dolaşmak.
ama üç tanesi çok özel.
hatta birinde hala eşyalarım ve kitaplarım var.
(bkz. yesilmisik)
bu aralar çok daraldım,
gitmediğim ve bilmediğim,
bilinmediğim,sorulmadığım,
küçük bir yer.güzel insanlar
diyarı, aramaktayım.
tek göz oda,kışın yaktığım soba,
üzerinde kestane ,belki kırmızı
biber,tarhana çorbam,lavaşım.
camda sakız sardunyalar.
rafında 5-10 kitap.
bir defter,kalem.
küçük bir radyo,
radyoda türküler.
sabah horoz sesleri.
otlağa çıkan keçi çıngırakları.
televizyonsuz,gazetesiz.
taşradan canlı haberler.
c.