bir gün sizinle söyleşi yapmak için gelen gençlerin sorduğu boru yıllar sonra hala yine soruluyorsa artık ciddi bişey söylemeniz gerekir. mesela...
be oturuyordum yerde arabacılık oynuyordum kalem vardı yerde de abimin. aldım onu duvara yazdım. ilk o gün
24 entry -- susanadam's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun





başlıycam, toparlıycam dağdaki evde, inşallahh!
kalemi kırarcasına, kağıdı incitmeden..
hangi? baglam-enlem ve düzlemde...yazmak ile yazar olmak arasindaki kavram-a bozuklugu...
yazmayi bilen herkes "yazar"midir.
ben "yazar" degilim...yazamiyorum kardesim...ciziktiriyom.
helada hacet giderirken derin ve yüce düşünceler içine dalıyordum. bunları yazmaya karar verdim sonra.
benim suçum değildi
bizim köyün imamının suçuydu hep..
birgün beni camiye çağırdı ve "elif" dedi ben okuma bilmem dedim basıverdi tokadı. ben bilmem deyince o, habire vuruyordu.yanaklarım alev alev olmuştu. ders bitikten sonra imam bana dönerek:
-Acıdı mı?
ben kekeleyerek
-yok dedim
-bir şey olmaaz cehenemde o yanaklar yanmayacak dedi.
tek teseli kaynağım bu oldu okumaya ve yazmaya o zaman başladım.
elif be te se cim
güzel yazı defterine harfler çizmeye çalışarak
Kalemi elime alarak...
yok yok şaka, klavyeyi kucağıma alarak...
güzel yazı defterime yazarak başladım
el rivayet yazar düzerek başladığım söylenir. ya siz bayım?!:) yoksa hala düzülmediniz mi?
arkadaşım;
-gel gidiyoruz dedi.
nereye?
-seni milli yapacağım
ama ben yapmayı bilmem ki
-olsun yapmayacaksın, yazacaksın
nasıl yani
-bu bir site eski edebiyatcıların kurduğu site
-yazdırı yazdırı ver. dedi
bende elhamı okuyup başladım yazmaya.
ben senin.
ulan senin.
ulan bu sitenin.
ulan iyisiniz ama ayaklarınız kokuyor.