|
hivron |
|
cengiz dagci'nın cenazesinde davutoğlu bir dilin yaşamı ile ilgili güzel şeyler söyledi söylemesine de konu kürtçe olunca neden aynı düşünmüyorlar acep... |
|
|
|
buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında bir teneffüs daha yaşasaydı tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür devlet dersinde öldürülmüştür |
|
|
*yumurtanın tazeliğini su dolu kapta anlarsınız. batıyorsa taze, yüzüyorsa bayattır.
*sarıköşk'ün ıspanaklı krebi enfes. yumurtanın kıvamını çok iyi tutturmuşlar, tavsiye edilir.
sahneleri, iyi bir fotoğrafçı titizliğiyle hazırlanmış, hiçbir kurgu olmasa bile sadece şahane kesitler için izlenebilecek bir semih kaplanoğlu filmi.
çürükleri iyi birer silahtır aynı zamanda:)
yumurtasız hayat düşünemiyorum. bakalım nerelerde var:
sabah kahvaltısında(sade, sucuklu, peynirli, sosisli, salamlı, omleti.. yağda veya teflonda)rafadan veya haşlanmış(hatta sporcular çiğ içerler) olarak tüketilir, yumurtalı ekmek de çocukların vazgeçilmez tercihidir.
yemeklerde: salatalarda, ana yemekleri terbiye etmekte, ana yemeklerin garnitürü olarak veya malzeme olarak kullanılır. örnek: menemen, kadınbudu köfte, dalyan köfte..
pastalarda, böreklerde, tatlılarda, poğaçalarda, kuru pastalarda yine ana malzeme olarak kullanılır. mayonezin, diğer sosların başlıca malzemesidir.
içeceklerde bilmiyorum kullanılıyor mu ama bildiğim çiğ olarak süte karıştırılıp içilebildiği. obezlerin boğaz geçmişinde bu tür içecekler muhtemelen yer almıştır.
Neredeyse sessiz film kıvamında kurgulanmış türk filmi. Normalde sevmem böyle filmleri ama çok doğal, sıcak bir hali var. Anlatılmak isteneni eleştirmenleri okuduktan sonra fark ettim ama yine de iyi film. Eleştirmenler özetle, eve dönüş filmi olduğunu söylemişler. Adam on yıldır uğramadığı memleketine anasının cenazesi vesilesi ile döner. Hem bir aşinalık hem de bir yabancılaşma var kasabasına karşı. Anasının vasiyeti ise sanki oğlunun hemen dönmesini engelleyip kasabada biraz daha vakit geçirmesini sağlamak için bırakılmış. Bir de anasına bir kaç senedir yardımcı olmuş, başka da kimsesi olmayan uzaktan akraba genç kız var. Genç kız hem hayranlıkla hem de biraz yanlız kalmama dürtüsüyle içten içe adamı kasabada tutmak istiyor. Bunun için de ısrarla vasiyeti yerine getirmesini istiyor adamdan. Biraz da kader var tabi, işler uzuyor bir adak kurban etmek bir kaç gün sürüyor. Az diyalog, az detayla çok şey anlatılıyor. Eski tanıdıklarıyla bir daha görüşme olacağı izlenimi doğurmadan birer kez görüşüyor adam ama sonunda sessizce kalıveriyor kasabada. Konuyu veya sonunu bilmek filmden soğutmaz merak etmeyin çünkü önemli olan ne anlatıldığı değil nasıl anlatıldığı. Nejat İşler dışında genç oyuncular da ilk sinema deneyimleri olmasına rağmen bu ağır yükün altından başarı ile kalkmışlar. Kuş yumurtası, rüyada kuyu, köpek gibi bazı ayrıntılar da sembolik olarak kullanılmış eleştirmenlerden okuduğuma göre ama bana hitab eden ayrıntılar değil :) olmasalar da olurdu.
çözümlemesi zor bir yapıdaydı film. durağanlık ve sıkıntı ana tema olarak verilebilir. nejat işler (yusuf) şairdir. annesi ölünce tire'ye gelir. annesine bakan kız ile birlikte kurban kesimi vs. sonunu çözümleyemedim. sinirlerimi gerdi film...
müziğin yokluğu yavaşlık iran sineması örneği...
gerilmek ve sıkılmak için iyi seçim.
kapıya dayandığında zorlar...
bundan tarih felsefesi çıkar.
tavuktan çıkan
yok tavuğun çıktığı
yok yok tavuktan çıkıyor
çünkü yumurtadan çıkan civciv.
(bkz. [:yumurtlamak])