bugünlerde çok sık görüyom bunları.sanırım bu mevsimde stok yapılıyo zengin binalara kömür.görünce ben bu adamları,kaslarım çatlayacakmiş gibi geriliyo.utanıyom da bir yandan.lümpen duygularmış gibi geliyo.ama sanki birileri bu duyguların ayıp olduğunu üf
- icraatus's blog
- entry yazmak için giriş yapın veya kayıt olun






antalyada oturduğumuz yer abdal sokağına yakındı.(bkz. abdallar)karşı yan tarafta gergece karısını çocuklarını ve atını döven bi adam vardı.işsizdi,sürekli içerdi ve fırsat bulunca hırsızlık yapardı(ve çocuklarına da yaptırırdı)bir gece gürültüler duyunca sokağa fırladım.(13-14 yaşlarındayım)baktım adam atını sanki bir insanmış gibi yumrukluyo.dehşet verici bir sahneydi ve at çaresizce başını bir o yana bir bu yana sallayıp duruyor,bir yandan da anlamsız sesler çıkarıyodu.o an kafamdaki at düşüncesi yok oldu(asil,güzel falan)çünkü at korkunç sesler çıkarıyodu.sonunda dayanamadı ve yere yığıldı.adam at yerdeyken bir iki de tekme attı ve içki şişesini alıp uzaklaştı.o gidince etraftan insanlar atın başına toplandılar.içlerinden biri bir kova suyu atın başına döktü.bu manzara da bende tiksinti yarattı.kafamdaki at tasfirine hiç benzemiyodu bu at ve yumruk yemesi,kafasından aşağı suyun boca edilmesi.adamın yüzünü bile hatırlamıyom.at kahverengiydi.şiirlerdeki gibi de değildi.alnında beyaz akıtmalı,uzun yeleli bi at değildi yani.zayıf,çirkin,hertarafı yara bere içinde kafamdaki at tasfirini yıkıp geçen bi ucubeydi.
çöpçülerin elleriyle okşardın beni diyo can yücel.ben yeni ergendim.yazları dayımlara giderdim.dayım tuğla fabrikasında çalışırdı.tuğlanın yakıldığı,kırmızı rengini aldığı o cehennem gibi firinda sıcaklık seksen doksan derece vardı(bu sıcaklık değeri kapıya yakın yerler için geçerli)eve geldiğinde saçlarından sanki dumanlar yükselirdi.durmadan da öksürürdü.tuğla dumanı zehir gibidir.beş dakika muruz kal,yakıverir genzini.beni de götürmüştü birgün.o gün cehennem gibiydi benim için.firinin içinde yürürken sandaletlerimi yakmiştim.korlar ta ayak tabanıma kadar ulaşmıştı ve tam bir hafta boyunca başım ağrımıştı.geçen gün yine köye gittim.hiçbirşey değişmemiş.hiçbirşey.
dünyanın en mutlu insanları baca temizleyicileridir diyor ismet ozel